Block title
Block content

"Ve imkân dairesinde vücut ve ademleri müsâvi olmasından, Vâcibü’l-Vücudun hadsiz kudret-i ezeliyesi bir tek mümküne vücut vermesi kolaylığında bütün mümkünatın vücudu, ademin muvazenesini bozar, her şeye lâyık bir vücudu giydirir." Açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir sınıftan, bir mahiyetten olan şeyler, kendi aralarında birbirlerine hükmedip kolay iş göremez; ama bu sınıf ve mahiyetten, soyut ve bir üst makam ve mevkide olan başka bir mahiyet, kendi altındaki şeyleri kolay ve rahat tedbir edip yönetebilir.

Mesela; rütbeleri aynı ve sınıfları bir olan erler, kendi aralarında birbirlerine intizam vermesi çok zor ve müşkildir; ama bu sınıftan ve rütbeden olmayan bir uzman çavuş, onları rahat ve kolaylıkla idare eder, bir er ile yüz bin er fark etmez, o alt sınıfın zorluklarından o uzman çavuş soyutlanmıştır. Cılız ve zayıf bir er ile kuvvetli ve iriyarı bir er komutanı karşısında eşittir, zira ikisinin de sınıf ve mahiyeti aynıdır.

Aynen bunun gibi, Allah'ın kudreti bütün mahlukatın cinsi ve mahiyetinden mücerred ve münezzeh olduğu için ve onların üstünde ve onların sınıfından olmamasından, mahlukatın kendi içindeki kayıt ve arızalar büyük küçük, ağır hafif gibi durumlar, Allah'ın zati kudretine engel ve zorluk çıkaramazlar. Bir hamsi ile bir balina ikisi de aynı sınıf ve mahiyette olmasından, Allah'ın kudreti karşısında aynıdırlar. Allah için hamsiyi yaratmak ile balinayı yaratmak arasında kolaylık ve zorluk derecesi yoktur.

Allah’tan başka her şey var olma ve yokta kalma noktasında eşittir. Yani güneş ile küçük bir atom parçası var ve yok olma noktasında eşittir. Bu eşitliğin bozulması, ancak imkanın dışında olan bir kudret ile mümkündür ki; bu kudret Allah’ın kudretidir. Allah’ın bu imkan dahilinde olan varlıkları yaratması noktasında her şey eşittir. Atom ile güneş arasında bir fark yoktur.

Bunu bir temsil ile akla yaklaştıralım:

Çok büyük ve hassas bir tartı düşünelim, iki kefesi var bu kefeler dağı da tartar, küçük bir atom zerreciğini de tartar bir mahiyettedir. Önce terazinin iki kefesine aynı ağırlıkta iki dağı koysak, ikisi eşit olduktan sonra küçük bir dokunmakla dağın biri göğe, diğeri zemine iner. Sonra o çok hassas kefelere, atom zerrelerini koysak, terazi yine dengede olur ve dağa sarf ettiğimiz aynı küçük dokunuşu bu kez de atomlara yapsak, aynı dağdaki gibi, biri göğe çıkar, diğeri zemine iner. Denge ve terazi sırrı ile aynı dokunuşla dağ ile atom eşitlendi, dağa daha fazla güç kullanmaya ihtiyaç yok, ikisi de müsavidir.

Aynen bu misaldeki gibi bütün mahlukat büyük küçük, ağır hafif fark etmeden mümkinat terazisindedir. Yani var olmak terazinin bir kefesi, yoklukta kalmak terazinin diğer kefesi, kudret ise bu dengeyi bozan bir dokunuş hükmündedir. 

Mesela bir dağ, var ve yok olma noktasında eşittir, bir dokunuşla varlık sahasına çıkar, bir atom zerreciği de aynı dağ gibi varlık ve yokluk dengesinde bir dokunuşla varlık kazanır, ikisi de eşittir, kudret nazarında ikisi de bir dokunmak ile var olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: El-Hüccetü'z-Zehra'nın İkinci Makamı | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3572 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

hakan26
çok güzel bir izah gerçekten teşekkür ederim.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...