"Ve keza dünyanın iki yüzünü gördüm: Bir yüzü: Az çok zâhirî bir ünsiyet, bir güzelliği varsa da, bâtını ve içi daimî bir vahşet ile doludur. İkinci yüzü: Filcümle zâhiren vahşetli ise de, bâtınen daimî bir ünsiyetle doludur..." izah?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dünyanın bir yüzü, gençlik, sıhhat, eğlence, servet, makam, zevk ve safa gibi nefsin hoşuna giden şeylerle bezenmiştir. Diğer yüzü ise, ibadet, gayret, yorulma, ihtiyarlık, hastalık gibi nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle doludur.

Nefis, dünyanın zahiri güzelliklerini ve menfaatlerini görüp onunla ünsiyet eder, onu güzel görür. Dünyanın dış yüzündeki bu güzellik, insanı gaflete düşürüp ahiretini unutturursa o güzelliklerin akıbeti vahşet olur. Yani, onlar kısa bir süre sonra insanı terk edip giderler ve kabir aleminde birer azap vesilesi olurlar.

Dünyanın ikinci yüzü nefsin hoşuna gitmese de kalp ve ruh bu ikinci yüzle ünsiyet ederler. Ondan faydalanmak ve ahiretleri namına kazançlar elde etmek isterler.

Bu yüz ahiretle muttasıldır, yani onun güzel neticeleri ahirete gider, orada ebedî bir saadete inkılap ederler. Kur’an-ı Kerim, insanların nazarlarını dünyanın fani ve zararlı yüzünden, baki ve faydalı yüzüne çevirir. Meselâ, nefis sadece kendi zevki ve rahatı uğruna ölçüsüz harcamalar yapmak isterken, Kur’an- Azimüşşan israfı haram, zekatı farz kılmakla kalbe ve ruha en faydalı bir yolu gösterir. Zevk ve safa ademle muttasıldır, yani yokluğa komşudur, ona varır. Yardım etme ve sadaka verme ise ahiretle muttasıldır, güzel meyvelerini o âleme gönderir.

Filcümle zahiren vahşetli ise de bâtınen daimî bir ünsiyetle doludur.

Mesela ölüm görünüşte vahşetli, üzüntü ve keder verici iken, içyüzü ise dostlara kavuşmak, daha güzel bir aleme geçmek ve sonsuz mutlulğa adım atmak anlamına geliyor. Tabi ölümün bu içyüzündeki güzellikleri ancak Kur'an ve iman gözlüğü ile görebiliyorsun. Küfür ve gaflet ölümün içyüzünü örtüyor, sadece dış yüzüne yoğunlaştırıyor bu yüzden de kafirler ölümü vahşetli ve kederli görüyor.

Yine hastalık ve musibetler zahirde insanlara acı, sıkıntı ve zahmet veren vahşetli şeyler gibi duruyorlar. Ama içyüzüne bakıldığında insana acizliğini, fakirliğini hatırlatıp Allah'a yönelten bir kamçı görevi görmenin yanında, insanın günahlarını temizleyen bir temizleyici görevi de görüyor. Bu yüzden Allah dostları hastalık ve musibetleri düşman olarak değil İlahi bir lütuf ve iltifat olarak görmüşler.

Bu iki örnekte olduğu gibi, kainatta her şeyin bir zahiri yönü bir de batini yönü vardır. Eşyanın zahiri yönünü geçip batınındaki güzellikleri görmek, ancak Kur'an ve iman gözlüğü ile mümkün oluyor. Salt akıl bu gözellikleri tek başına görmekten acizdir. İnsan aklı tek başına hakikati kavramakta yeterli olmuyor, bu yüzden vahyin ışığına muhtaçtır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...