"Ve keza, hayat, vücut, nur gibi şeylerin zahir ve bâtınları şeffaf olduğundan, icadları zamanında, vesait-i esbab altında kudretin tasarrufu görünür." Hayat, vücut, nurun zahir ve batını nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Batın, bir şeyin içyüzü, bir şeyin bütün cihetleri ya da bir şeyin tamam-ı mahiyeti gibi anlamlara geliyor.

Zahir ise, bir şeyin maddi ciheti, maddeye bakan yüzü demektir. Bu yüze odaklananlar eşyanın birçok güzellik ve hikmetlerini anlayamazlar.

Mesela, kışın zahiri yüzü soğuk ve darlıktır, ama batini yüzü rahmet ve külli nimetlere ihzariyedir. Çünkü kış olmadan toprak altında bulunan tohumlar çatlayıp sümbüllenemezler; dolayısiyle bahar da olmaz, çünkü tohumlar baharın mukaddemesi ve ihzariyesidir.

Evet hayat, varlık ve nurun tamam-ı mahiyeti, yani her yönü her ciheti güzel ve faydalıdır. Bu nimetler kış gibi zahiri çirkin batını güzel değil, her ciheti ile güzeldirler; hiçbir noktasında ve hiçbir cihetinde bir kusur bir noksanlık bulunmuyor. Allah her bir yanı güzel olan bu nimetlerle arasına bir perde bir sebep koymuyor. Bu sebepten dolayı bu nimetlerle doğrudan mübaşeret içinde olmayı hikmetine uygun görüyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

kamurankamil
s.a hayat vucud ve nur galiba rahmette vardı. bo konuda biraz daha örnek verirmisinz. konuyu biraz daha açarmısınız
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Eşyanın iki yüzü var birisi mülk yüzü diğeri ise melekut yüzüdür.

Mülk eşyanın dış yüzü yani bize görünen yüzüdür bu yüzde sebep sonuç ilişkisi hakimdir yani bütün işler sebepler eli ile yapılıyor. Bu yüzde zıtlar iç içedir iyi kötü, güzel çirkin ağır hafif, büyük küçük beraber bulunuyor.

Eşyanın melekut yüzünde yani iç yüzünde her şey şeffaf ve berraktır. Eşyanın iç yüzündeki berraklık ve şeffaflık  mülk yüzündeki gibi  sebep ve sonuç ilişkisinin ve zıtların beraber bulunmamasını ifade eder. Yani eşyanın hakiki gerekçe ve hikmetlerinin hükmettiği alandır melekut tabiri.  Allah bazı hikmetlerinden dolayı dünya da zıtları cem etmiştir. İmtihan gereği bazı zararlı ve çirkin maddeleri yaratmıştır. Sıcak ile soğuk, ışık ile karanlık, iyilik ile kötülük vesaire çok zıtları iç içe ve beraber yaratmıştır.

 Dünya da ki bu çirkin ve zararlı maddeler ile isim ve sıfatları arasına da sebepleri koymuş ki aralarında direk olarak bir temas görülmesin. Zira Allah’ın izzet ve azameti bu gibi zararlı ve çirkin maddeler ile direkt bir mübaşereti yani teması kabul etmiyor. Hem de insanların haksız ve yersiz şikayet ve isyanları direk olarak Allah’a gitmemek için Allah zahiren çirkin gibi duran o maddeler ile arasına perde olsun diye sebepleri koyuyor.

Mesela ölüm, hastalık,musibet gibi haller Allah’ın bazı isim ve sıfatlarına zahiren uygun düşmüyor. Aslında bu hallerin iç yüzü ve hakikat-i halleri çirkin ve zararlı değildirler  ama insan gibi aklı ve idraki sınırlı varlıklar her zaman bu hallerin hakiki vechesini ve cephesini göremedikleri için şikayet ve isyan ediyorlar. Şayet bu haller ile Allah’ın kudreti arasına sebepler vasıta olarak girmese idi şikayet ve isyanlar direk olarak Allah’a gidecekti ki buda Allah’ın izzet ve gayretine dokunacaktı. İşte sebepler isyan ve şikayetin hedefini şaşırtıp bir nevi  paratoner gibi şikayet ve isyanları kendi üstüne çekip asıl mercii olan Allah’ı tenzih etmiş oluyorlar. Mesela bir anne ve baba çok sevdiği  yavrusunu feci bir şekilde kaybetse Allah’a değil sebeplere kızar şikayet ve isyan ateşini sebeplerin üstünde söndürür. Bu yüzden Allah sebepleri vasıta olarak araya koymuş ki isyan ve şikayet kendi Zatına gelmesin.

Bununla beraber Allah’ın bazı nimetleri ve mahlukları vardır ki hem mülk yüzü hem de melekut yüzü şeffaf ve parlaktır. Her vechesi ile  Allah’ın isim ve sıfatlarına münasip bir mahiyettedir. Zahir yüzü de  olsa çirkin ve zararlı bir tarafı yoktur.

Mesela varlık, hayat, nur, iman, hidayet gibi şeylerin her tarafı güzel ve hoştur. Bu nimetlerin hiçbir cephesinde   Allah’ın isim ve sıfatları ile münasip olmayan bir hal yoktur. Bu yüzden Allah bu nimetler ile arasına kesif ve kalın sebepleri koymamıştır. Bu nimetler ile isimleri arasında ki mübaşeret zahire yakın bir şekilde tezahür eder. Hangi insan kalkıp da diyebilir hayat kötü nur kötü varlık kötü neden bunları  bana verdin deyip sızlanabilir. İşte bu nimetlerin iki yüzünün de temiz ve parlak olması bu manayadır. Yani bu nimetlerin  hiçbir yönünde şikayete konu bir şeyin olmaması her iki yüzü de temiz şeklinde tasvir edilmiştir.

Bu nimetlere de sebep olarak gayet zayıf ve şeffaf şeyleri tayin ve tahsis etmiş ki her insan bu nimetlerin arka cephesinde Allah’ın kudret ve rahmet elini görüp şükredebilsin. Zaten kainattaki bütün nimetler ve güzellikler hayat, vücut ve nur gibi temel şeyler üstüne bina edilmiştir. Şayet bu temellerin sebepleri kesif ve kuvvetli olsa idi insanlar bu temel nimetlerin arkasında ki sonsuz kudreti ve rahmeti göremeyip bütün bütün yoldan çıkardı.   

 

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...