"Ve keza, insanın elindeki ihtiyar pek dardır. Havâssının en genişi hayal olduğu halde, o hayal akıl ve aklın semerelerini ihata edemez. Bunları, bu kadar büyük iken, nasıl daire-i ihtiyarına idhal edip, onlarla iftihar ediyorsun." Açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın iradesi o kadar zayıf ve dardır ki, en basit bir fiili icat etmekten bile acizdir.

Mesela hayır, çok şart ve sebeplerin bir araya gelmesi ile oluşan ve vücut bulabilmesi için kudret ve ilim gibi sıfatlara muhtaç olan bir hadisedir. İnsan bu şartları ve sebepleri hazırlayacak kudret ve ilme sahip olmadığı için, hayırda eli kısadır. İnsanın elinden sadece dua, iman, şuur ve niyet gelir. İnsan diğer vücudi şarları tahakkuk ettirecek bir mahiyete sahip olmadığı için, hayra icat noktasında sahip olmakta aciz ve zayıftır.

İnsanın, bir hayra sahip olabilmesi ancak, o hayrın varlık sahasına çıkması için gerekli bütün sebep ve gerekçeleri hazırlaması ve onu varlık sahasına çıkaracak sonsuz kudret, ilim ve iradeye sahip olması ile mümkündür. İnsan, bu özelliklere sahip olmadığına ve olamayacağına göre, yaratma noktasından hayra sahip olması imkansızdır. Ama dua ve talep ile o hayrın sevabını alabilir.

Mesela, namaz kılmak bir iş, bir eylem, bir hayırdır. Namaz kılmak için bütün aza ve cihazların yerinde olması lazımdır. Secde ve rüku için hareket yapmak, vücudu çalıştırmak gereklidir. Bugün, bir kolun kalkıp inmesi için vücutta binlerce kasların ve hücrelerin çalışması gerektiğini, tıp ilmi beyan ediyor. Bir namazın vücut bulması, binlerce şartın vücuduna bakıyor. Onların bir araya getirilmesi ile mümkündür.

Namaz fiilinde, faraza bin iş varsa, bunun dokuz yüz doksan dokuzunu Allah yapıyor ve o şartları hazırlayan Allah’ın ilim, irade, kudret gibi sıfatlarıdır. İnsana ait ise, sadece cüzi bir irade ve talep etmektir. İnsan namaza icat noktasından değil, talep ve dua noktasından sahiplenebilir.

Öyle ise insan, hissesi kadar söz sahibidir. Yani hayrın bütün alt yapısını ve gerekçelerini tayin ve tespit eden Allah olacak, insan bu hayra cüzi bir istemek ve talep etmekle sahip çıkıp, ben yaptım diyerek hakikate bütünü ile zıt bir halete girecek. Buna dense dense, haddi aşmak denir. İnsan hayra ancak acizliğini ilan, fakirliğini izhar etmek ile sahiplenebilir. Yoksa ben yapıyorum, ben ediyorum edası ve tavrı ile sahiplenmek büyük bir zulümdür.

İnsan, yanı başındaki bir namaza sahip çıkıp mülküne dahil edemiyor iken, nasıl oluyor da akıl ve hayal gibi, kainatı kuşatan geniş dairelerde söz sahibi olabilir, onları kendi tasarrufunda gibi addedip onlarla gurur ve fahre girebilir. Başkasının kesesi ile ağalık olmaz. Her şeyi Allah yaratsın, insan da cüzi bir niyet ile onların hakiki sahibi ve ağası gibi hükmetsin, bu hakikate zulümdür.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

Eneskanaat
Selam-ü Aleyküm. Fütüristler geleceğe ilişkin tahminlerde bulunurlar ve bu tahminleri bulundukları zamandaki mevcut hallere ve gelişmelere bakarak hayalleri üzerinden ortaya koyarlar. Ancak günümüzden yüz hatta elli sene öncesinde fütüristler tarafından hayal edilemeyen şeyler, bugün akılların semereleri olarak ortaya çıkmış olduğundan, en geniş daireye sahip hayal hissi bile aklın semerelerine yetişemiyor. Hayırlı günler.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...