Block title
Block content

"Ve keza, kainatın bütün ecza ve zerratına tecelli eden esma-i ilahiye arasındaki tesanüd, yani birbirine dayanarak tecelli ettikleri temazüç, yani elvan-ı seba gibi birbirine memzuç olarak eşyayı cilvelendirdikleri,.." devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah’ın her bir isim ve sıfatının, ayrı bir hükmü ve ayrı bir tecellisi vardır. Ama sanat ve yaratma durumunda, iç içe girift olarak tecelli ederler. Bu yüzden, aynı sanat ve icraatta, her bir isim ve sıfatın hüküm ve tecellisini görmek ve okumak mümkündür ve gereklidir.

Bir elmanın icadında Allah’ın yedi sıfatı bir renk gibi imtizaç ediyorsa, yani iç içe biribiri içinde tecelli ediyorsa, aynı tecelli koca kainat üstünde vardır.

Mesela, elmanın icadında Allah’ın ilim sıfatı takdir ve tasarım yapıyor elmanın ilmi plan ve projesini tasarlıyor, kudret sıfatı bu takdir ve tersimi en ince ayrıntına kadar tatbik ve icra ediyor, basar sıfatı görüyor, semi' sıfatı işitiyor, kelam sıfatı emrediyor ve hakeza bütün isimler ve sıfatlar elmanın bir ucundan tutarak o sanatta kendi katkı ve tecellisini izhar ve ilan ediyor.

Aynı mana kainatın genelinde de caridir, tek fark birisi büyük diğeri küçük olmasıdır. Allah’ın bütün bu isim ve sıfatları nasıl mükemmel bir dayanışma ve yardımlaşma içinde girift bir şekilde kainatta ve onun bir cüzünde tecelli ediyorlarsa, aynı şekilde bu isim ve sıfatlar memba ve kaynakları olan Zat-ı Akdese de kuvvetli ve sarsılmaz bir işaret ve levha oluyorlar. Yani her bir ismin ve sıfatın levha yönü Allah’a bakıyor, ona işaret ediyor, onu gösteriyor.

İlim sıfatı kainatta tecelli eden parlak bir aynadır, bu ayna da diğer isimler ve sıfatlar parlak bir şekilde kendilerini gösterip ilan ediyorlar. Aynı mana diğer isim ve sıfatlar içinde geçerlidir. Her bir sıfat diğer sıfatları zımni olarak ilan ve izhar ediyor. İlim aynasında kudret nasıl parlıyor ise, kudret aynasında da ilim sıfatı aynı şekilde parlıyor. Hepsi ayrı ayrı renkler iken bu girift tecelli ile adeta tek renk gibi oluyorlar.

***

İlahi isimlerin manası, hükmü ve tecellileri her ne kadar bir birinden ayrı ve farklı olmuş olsalar da aynı Zat-ı Akdes’ten geliyor olmaları yönünden ve kainatın genelinde ki genel düzeni desteklemeleri açısından da bir ahenk ve uyum içinde hareket ediyorlar.

Gök kuşağı içinde yedi renk var ama bu renklerin gök kuşağı içinde ki dağılımı ve ahengi öyle bir seviyede ki sanki tek bir renkmiş gibi duruyorlar. Farklılıklar uyum ve ahengi bozmuyor.

İlahi isimlerde kainatta kendi mana ve hükümlerini icra ediyorlar ama her ismin farklı tecelli etmesi kainatta ki uyum ve ahengi bozmuyor. Çünkü bu isimlerin sahibi ve kaynağı aynı kimsedir.

Şayet her bir isim haşa ayrı bir İlah gibi başına buyruk hareket etmiş olsa idi o zaman kainatta ne bir düzen ne bir uyum ne de bir ahenk kalmazdı ve kainatta müthiş bir çatışma ve keşmekeşlik ortaya çıkardı. Oysa İlahi isimler bir biri ile çatışmıyor mükemmel bir uyum içinde hareket ediyor.

İsimlerin farklı olması ve farklı tecelli etmesine rağmen kainatta bir isim tecelli ediyor gibi muazzam bir düzen ve ahengin olması isimlerin sahibinin tek ve yekta olduğunun açık bir kanıtı ve kati bir ispatı oluyor. Bu paragraftaki ana mesaj bu husustur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...