Block title
Block content

"Ve keza, kudretin taallûkatı ayrı, vücudun cilveleri veya sair sıfatın tecelliyâtı ayrıdır; birbirine iltibas edilmemeli. Meselâ, dünyada vücudun tedricîdir; berzahî aynalarda âni ve def'îdir. Çünkü, icadla tecellî arasında fark vardır." İzahı nasıl?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah’ın her bir isim ve sıfatının hüküm ve tecellileri farklı ve başkadır. Bundan dolayı bir isme bakarken o ismin hüküm ve manası itibari ile bakmak gerekir. Yoksa Allah’ın ilim ve hikmet sıfatına, kudret gözlüğü ile bakılmaz. Zira kudret, her şeyin ani ve defi olmasını gerektirirken, ilim ve hikmet tam tersi tedrici ve tekamüli olmasını iktiza eder. Bu yüzden her isim ve sıfatı kendi makamında değerlendirmek gerekiyor.

Mesela; devlet dairelerinden ordunun görevi vatanı silah ile muhafaza ve müdafaa etmektir, eğitim dairesinin görevi ise vatandaşları talim ve terbiye etmektir, şimdi dairelerin vazife ve taalluk sahalarını nazara almadan eğitim dairesinden askeri müdafaa istesek, askeri daireden de talim ve terbiye görevi beklesek ne kadar hilaf-ı hakikat hareket etmiş oluruz. Aynen bu temsildeki gibi; Allah’ın her bir isim ve sıfatının tecelli ve taalluk dairesi başka ve farklıdır, birisinden başkasının görevi istenilmez ve beklenilmez.

Nasıl Allah’ın isim ve sıfatları ve buna taalluk eden tecelli daireleri farklı ve başkadır, aynı şekilde vücut alemlerinin işleyiş ve şeraitleri de farklıdır. Ruh hayatının galip olduğu berzahi alemlerde, olaylar ve hadiseler hızlı ve ani olarak teşekkül eder ama; dünya hayatında ise tedrici ve sebepler altında teşekkül ederler. Bu yüzden hüküm ve müddet olarak aralarında bariz bir fark vardır.

O zaman insan diyemez; neden bu alemde bir elma yemek için üç ay bekliyorum da, ahiret aleminde ani ve defi olarak hemen hazırlanıyor? Bunun sebebi, bu alemde hükmeden ilim ve hikmet olduğu için neticesi tecelli etmektir. Yani tecelli ile isim ve sıfatlar kendini gösteriyor. Ahiret aleminde ise hükmeden kudret ve ihsan olduğu için, tecelli yerine birden ve defi anlamında icat hükmediyor. Burada icat sebepsiz ve defi yaratmak anlamında kullanılmıştır.

Bu manaya işaret için bir temsil verelim: Hünerli ve mahareti çok olan bir usta, bir bina yaparak bütün hüner ve maharetini seyrettirmek ister. Bu usta binayı iki şekilde yapabilir... Biri defi ve ani, diğeri ise tedricidir. Yani yavaş yavaş ve tertip ve sıra ile yapmaktır.

Şayet eserini, yani, binasını halkın huzurunda defi ve ani bir şekilde inşa etse, kimse onun maharet ve hünerinden bir şey anlamaz. Hatta inkara bile gidebilirler. Ama yavaş yavaş, tertip ile eze eze yapsa, yani temelden tavana doğru tedrici bir yol izlese, herkes onun sanatını ve hünerini takdir ile tahsin eder. Ve maksat hasıl olmuş olur.

İşte Cenab-ı Hakk’ın iki şekilde yaratma tarzı vardır; birisi yoktan ve hiçten, ani ve defi yaratmasıdır. Diğeri ise, inşa ve tecelli suretinde tertip ve sebepler ile isim ve sıfatlarını talim ettirerek yapmasıdır.

İşte, dünyada daha çok inşa şeklindeki yaratması hükmediyor. Sebebi ise, talimdir. Esma ve sıfatlarını ve dolayısı ile kendini bize tanıtmaktır. Burada defi ve ani derken, kısa bir süre, anlamında kullanılmıştır. Yoksa göz açıp kapamak müddeti kast edilmemiştir. Defi ve ani olması hikmete zıttır.

Ahirette hikmet değil, kudret hakim olacağı için her şey, ani ve birden olacaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

cebirsell
teşekkür ederim Allah razı olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...