Block title
Block content

"Ve keza, salâvat-ı şerîfeyi getiren adam, zât-ı Peygamberîyi (a.s.m.) bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taallûk ettiğini düşünsün ki, tekrar be tekrar salâvat getirmeye müşevviki olsun." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Nebiyy-i Zîşânın (a.s.m.) makam-ı mahmûdu İlâhî bir mâide ve Rabbânî bir sofra hükmündedir. Evet, tevzi edilen lütuflar, feyizler, nimetler o sofradan akıyor. Resul-i Zîşâna (a.s.m.) okunan salâvat-ı şerife, o sofraya edilen dâvete icâbettir."

"Ve keza, salâvat-ı şerîfeyi getiren adam, zât-ı Peygamberîyi (a.s.m.) bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taallûk ettiğini düşünsün ki, tekrar be tekrar salâvat getirmeye müşevviki olsun."
(1)

Peygamber Efendimiz (asv)'in makamı ve Allah katındaki mevkisi, hem şu mahlukatın ve kainatın yaratılmasına bir sebep, hem de bütün ikram ve lütufların kaynağı hükmündedir ki bu makama makâmı-ı mahmûd denilmiştir. Tabiri caiz ise, bu makam Allah’ın sonsuz lütuf ve ihsanını tahrik ediyor ve bütün nimetler bu makamın hürmetine dağıtılıyor. Öyle ise makam-ı mahmud geniş ve bereketli bir sofra gibidir, bu sofranın daha da genişlemesi ve bu sofraya katılmanın yollarından birisi de salavat getirmektir.

Salavatın manası ve özü, Allah Resulü (asv)'e dua edip, makam ve mevkisinin daha da genişleyip parlak bir hale gelmesi için Allah’a ricada bulunmaktır. Zira bu sofra bütün insanların ortak bir sofrasıdır. Bu sofranın genişlemesi bütün insanlık içindir. Yoksa salavat sadece Peygamber Efendimiz (asv)'in şahsi kemalatını inkişaf ettirmeye matuf bir şey değildir.

Zaten Peygamber Efendimiz (asv) öyle kamusal bir hale gelmiş ki, onun kemalatı bütün inananların kemalatı demektir. Mesela Türkiye Cumhuriyetinin başbakanı dünya gündeminde itibar kazansa, bu itibarın içinde hem kendi mevkisi hem de temsil ettiği milletin mevkisi itibar kazanır demektir. Aynı şekilde Peygamber Efendimiz (asv)'in kamusal sofrası olan bu makam-ı mahmudu, biz dua ve salavatlarımızla teyit ve takviye edersek, bu hem Peygamber Efendimiz (asv) açısından hem de inananlar açısından güzel ve faydalı olur demektir.

Öyle ise salavat getirirken, bu salavatın külli bir gayeye hitap ettiğini bilip öyle salavat etmeliyiz. Böyle azametli bir netice için dua ettiğimizin farkında olmak, duaya bir enerji ve zindelik katar, tekrar tekrar salavata bir şevki içimizde hissederiz.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Hubâb.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...