Block title
Block content

"Ve mevcudat ise mütedâhil daireler gibi birbiri içinde iken, hükümleri zeval noktasında ayrı ayrı oluyor. Nasılki saatin saniyelerini sayan dairesi, dakikayı ve saati ve günleri sayan daireleri zâhiren birbirine benzer,.." Devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın latif ve kesif olmak üzere iki yönü vardır. Kesif yönü maddidir ve maddenin kayıt ve şartlarına tabidir. İnsanın cismani bütün duygu ve azaları bu kapsamın içindedir.

Mesela; insanın midesi maddi rızık ile doyar, bir anda iki yerde bulunamaz, bir anda iki işi göremez, bir şeye ancak temas ile tesir edebilir vs... İşte bunlar hep kesif olan cisim ve nefsin kayıt ve şartlarıdır. Bunlar bu kayıt ve şartların dışına çıkamazlar.

Latif yönü manevidir ve manevinin kayıt ve şartlarına tabidir. İnsandaki kalp, ruh, vicdan, şuur, latifeler hep bu manevi ve latif yönün cihazlarıdır. Elbette bunların hüküm ve manaları da latif ve manevidir. Maddi kayıt ve şartlar, bu manevi duyguları sınırlandıramıyor. Kalp ve ruh, latif ve manevi olduğu için, cisim ve nefis gibi mukayyet ve mahpus değildir.

Mesela; insan ruhen yüksek alemlere gidebilir, lakin cisim ve nefisle gidemez. Ama nefis ve cismini terbiye ve tezkiye etmiş ise o başka, o zaman cisim de ruh gibi gezip dolaşabilir. Peygamber Efendimiz (asm)'in mübarek cesedi ile Miraca çıkması gibi.

Cisim ve nefis, zamanın şimdiki boyutunda sıkışmış kalmış iken, insanın kalp ve ruhu, zamanın bütün boyutlarında gezip dolaşabiliyor. Cisim için geçmiş ve gelecek ölü ve hayatsız iken, insanının manevi latifeleri için hay ve hayatlıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...