Block title
Block content

"...Ve Mevlânâ Celâleddin’in dediği gibi, 'Evliyaya tuzak olan hayaller, İlahî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir.' sırrıyla, bir âyine-i cemâl-i İlâhî olur..." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Saniyen: Üç sene evvel benimle görüştükten üç gün sonra tabiri çıkmış, tevili tezahür etmiş eski bir rüyanızın, şimdi tabirini istiyorsunuz. Şimdilik o güzel, mübarek, müjdeli rüya mürur-u zamana uğramış. Mânâsını göstermiş olan o rüyaya karşı böyle desem hakkım yok mu?"

نَه شَبَمْ نَه شَبْ پَرَسْتَمْ مَنْ غُلاَمِ شَمْسَمْ اَزْشَمْسِ مِى كُويَمْ خَبَرْ
 آنْ خَيَالاٰتِى كِه دَامِ اَوْلِيَاسْت - عَكْسِ مَهْرُويَانِ بُوسْتَانِ خُدَاسْت 

(Ben ne geceyim, ne de geceye kulluk ederim. Ben bir hakikat güneşinin hâdimiyim ki, size ondan haber getiriyorum. / Evliyaya tuzak olan hayaller, ilahî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir.)

"Evet, kardeşim, seninle mahz-ı hakikat dersini müzakereye alışmışız. Hayalâtlara karşı kapısı açık olan rüyaları tahkikî bir surette mevzubahis etmek, tahkik mesleğine tam uygun gelmediğinden, o cüz'î hadise-i nevmiye münasebetiyle, mevtin küçük bir kardeşi olan nevme ait ilmî ve düsturî olarak altı nükte-i hakikati, âyât-ı Kur'âniyenin işaret ettiği vecihte beyan edeceğiz. Yedincisinde, senin rüyana kısa bir tabir verilecek."(1)

Evliyaların manevi yolculuğundan maksat marifet ve muhabbet iken, bu yolculukta önlerine zevk ve keramet benzeri çok hayali perdeler ve engeller çıkar; onların bir çoğu bu güzel hayali perdelerde takılıp kalır, maksut damına çıkamaz, çıksa da nakıs kalır. Suretine meftun oldukları her şey aslında İlahi hediyelerin yani İlahi feyizlerin birer yansıması birer tecellileridir. Rüya, keşif ve kerametler, hepsi bu İlahi hediyelerin kışırlı ve suri bir yansımasıdır. Evliyalık yolunda gidenler bu suretlere değil onun aslı olan İlahi feyizlere bakmaları gerekir. Suret, sirete hizmet etmeli; yoksa meftuniyet ile engel olmamalıdır.

İşte “Evliyaya tuzak olan hayaller, ilahî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir.” sözünde işaret olunan husus, nakışlardaki Nakkaşa işaret eden remiz ve imaları okumak yerine, nakışlarda takılı kalmaktır ki, seyrü sülûkta bu velilerin tuzakları hükmündedir.

Burada nakıştaki Nakkaş'a işaret eden imalara takılmak, velilerin kendi hususiyetine uygun bir takılmaktır, yoksa tabiatçıların takılması kabilinden değildir. Birçok tasavvuf erbabı rüya, keşif ve keramet yüzünden manevi eleklerden geçememişler. Halbuki bu gibi zevkli ve nurani ahvaller maksut değil, maksuda giden yolda bir teşvik, bir teyittirler.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...