"Ve mihenkleri, Kitap ve aünnetin desâtir-i kudsiyeleri ve asfiya-i muhakkikinin kavanin-i hadsiyeleridir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her şeyde Müslümanın temel ölçüsü Kur’an, sünnet ve ümmetin müşterek aklını temsil eden icmadır. Müslüman bir mesele ile karşılaştığında, bu üç temel kaynakları esas alıp ona göre çare üretir. Diğer insanların fikir ve davranışlarını da bu üç kaynağa göre değerlendirir.

Kur’an, sünnet ve ümmetin müşterek aklını temsil eden icmaın bugünkü karşılığı "Ehl-i sünnet ve'l-cemaat"tir. Ehl-i sünnet ve'l-cemaate uygun olan görüş ve davranışlar hak, uygun olmayanlar ise batıldır.

İslam âleminin ana damarı, kahir ekseriyeti, temel esası Ehl-i sünnettir. Diğer cereyan ve mezheplerin ekser görüşü batıl ve sınırlıdır.

“Yahudiler yetmiş bir (71) fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girer. Hristiyanlar yetmiş iki (72) fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girer. Bu ümmet de yetmiş üç (73) fırkaya ayrılacak, biri hariç hepsi cehennem girer.”(1).

“Ümmetim yetmiş iki fırkaya ayrılır, onlardan sadece biri kurtuluş ehlidir.” diye buyurdu. Bunların kimler olduğu sorusuna, “Bunlar cemaatte olanlardır.” buyurdu.(2).

Diğer bir rivayette “Bunlar benim ve ashabımın üzerinde bulunduğu yolda olan kimselerdir.” manasındaki ifadeye yer verilmiştir.

"Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunların içinden bir fırkası ehl-i necat olacaktır." buyurmuş. Ashab sormuşlar:

"Yâ Resûlâllah, o kurtulan fırka hangi fırka olacaktır?" Şöyle cevap vermiş:

"Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehl-i sünnet ve cemaat mensuplarıdır."(3)

Fırka-ı Naciye, kurtuluşa eren, ahiretteki her türlü azabtan beraat ederek, necatını, kurtuluşunu eline alan topluluk, zümre demektir ki, bunun bir adı da "Ehl-i sünnet ve'l-cemaat"tir. Diğer bir ifade ile Fırka-ı Naciye, Kur'an-ı Kerîm'in hükümlerini kabul ve tasdik etmekle onlara uyan, Hz. Peygamber (asm)'in ve onun büyük ashabının yolunu aynen takip eden büyük cemaat demektir.

Hadislerde de ifade edilen Ehl-i sünnet ve'l-cemaat; itikatta Eş’arî ve Matüridî, amelde Hanefi, Maliki, Şafi ve Hanbeli mezhebinde olanlara deniliyor. Bu mezhepler Kur’an ve sünnet çizgisini harfiyen takip edip batıl ve sapkın yollara tevessül etmemişlerdir. Ve İslam ümmetinin müşterek aklı maşer-i vicdanı olmuşlardır. Peygamber Efendimizin (asm) "ehl-i necat" dediği fırka da budur. Nurculuk, Süleymancılık, Kadirilik, Nakşilik, Şazelilik, Mevlevilik ve benzer tarikat ve cemaatler de Ehl-i sünnettirler.

Bu çizginin dışına çıkanlar ise fırka-ı dalle ya da bid'at ehli kimselerdir. Mutezile, Şia, Haricilik gibi fırkalar bunlardan en bilinenleridir. Bu tarz batıl mezhepler İslam’ın temel esaslarını inkâr etmedikleri müddetçe Müslümandırlar ve ebedî olarak cehennem ehli değildirler. Ehl-i sünnet âlimleri ehl-i bid'at olanları ehl-i kıble olarak kabul ediyor ve onları asla tekfir etmiyorlar.

Dipnotlar:

1) bk. Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizî, İman,18; İbn Mace, Fiten, 17; İbn Hanbel, 2/332.
2) bk. Ahmed b. Hanbel, 3/145; Zevaid, 6/226.
3) bk. Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...