"Ve o ağacın, birliğiyle beraber muhtelif başka başka meyveler vermesi ise, kudret-i Samedâniyenin sikkesine ve rubûbiyet-i İlâhiyenin hâtemine ve saltanat-ı ulûhiyetin turrasına işarettir." İzah eder misiniz?

Soru Detayı

- Kudret-i Samedâniye, Rubûbiyet-i İlâhiye ve Saltanat-ı ulûhiyet kavramları ile izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Samed” Allah’ın bir ismi olup “Hiçbir şeye muhtaç olmadığı hâlde, her şeyin kendisine muhtaç olduğu Zât” manasındadır.

Kudret-i Samedâniye: ise: "Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve her şeyin kendisine muhtaç olduğu Zât’ın kudreti" demektir.

Üstadımızın, bu tabiri burada kullanmasının sebebi ise “Bir şeyi her şey ve her şeyi bir şey yapmak” hadisesine dikkatleri çekmek içindir. Zira böyle bir fiili yaratmak, ancak nihayetsiz bir kudret ile mümkündür. Ülfetimizden dolayı düşünmediğimiz bu harikulade fiil, ancak ve ancak böyle bir Kudret-i Samedaniye ile vücud bulabilir.

Ayrıca Üstadımızın “kudret” kelimesini “Samed” ismine isnadı da manidardır. Yani bununla mana şöyle tamamlanmış olur: Böyle nihayetsiz bir kudret, ancak ve ancak Samed olan Zât’a mahsustur. Her şeyiyle âciz ve zayıf olan sebepler, böyle harikulade bir fiili icra edemezler.

Rubûbiyet-i İlâhiye: "Rububiyet", Cenab-ı Hakk’ın her şeyi tedricen terbiye ederek kemale erdirmesi, beslemesi, büyütmesi, hâlden hâle sokması, yaşatması ve idare etmesi gibi manalara gelmektedir. Buna göre, "bir şeyi her şey ve her şeyi bir şey yapmak" gibi bir rububiyet, ancak Allah’a mahsustur ve O’nun terbiyesi ile olabilir. Âciz ve fakir sebepler bu terbiyeyi yapamazlar.

Saltanat-ı ulûhiyet: “Bir şeyi her şey ve her şeyi bir şey yapmak” hâdisesinde, aynı zamanda bir saltanat da gözükmektedir. Uluhiyet, ma’budiyet manasındadır. Yeryüzünden semalara kadar bütün kâinatta Saltanat-ı ulûhiyet hükmetmektedir. Yani her şey Allah’ın emrindedir ve O’nun verdiği fıtrî vazifeleri yapmakla bir nevi ibadet halindedir.

Saltanatın “ulûhiyet” sıfatına isnadı şu hakikati ders vermektedir: Böyle bir saltanat, ancak ilahlık makamının sahibinde bulunabilir. Bütün kâinata hükmedemeyen ve ilah olmayan, “Bir şeyi her şey ve her şeyi bir şey yapma” fiilinin faili olamaz.

Böyle bir kudret, ancak Samed olan bir Zât’ta bulunabilir; böyle bir rububiyet, ancak bir ilahta olabilir ve böyle bir saltanat ancak ulûhiyet makamının sahibine mahsustur. Demek, "Bir şeyi her şey ve her şeyi bir şey yapmak", Kudret-i Samedâniyenin sikkesi ve Rubûbiyet-i İlâhiyenin hâtemi ve saltanat-ı ulûhiyetin turrasıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...