Block title
Block content

"Ve Şemsü’ş-Şümusa tâbi ve âlem-i bekadan ayrılıp küremize bakan dünyaların ömrü..." cümlesini izah eder misiniz; alem-i bekadan ayrılan dünyalardan maksat nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainat ve maddi alem, ahiret ve manevi alemin üstünde tenteneli bir perde gibidir. Elmanın kabuğu nasıl elmanın özünün üstünde bir perde, zayıf bir örtü ise, aynı şekilde zahiri ve maddi eşya da batini hakikatlerin üstünde bir kabuk bir örtü mesabesindedir. Asıl ve memba eşyanın içyüzü ve kainatın arkasındaki gaybi alemlerdir. Zahiri ve maddi alemler ise bu alemlerden beslenen birer ince zar ve kabuk hükmündeler.

İnsan nasıl ruh ve beden ikilisinden oluşuyor ise, aynı şekilde mahlukat da maddi ve manevi, zahiri ve batini olmak üzere iki formattan, iki boyuttan oluşuyor. Ruh nasıl hayat noktasından bedene kaynaklık ve özlük yapıyor ise, aynı şekilde manevi ve batini alemler de maddi ve zahiri alemlere kaynaklık ve özlük yapıyor. Hâl böyle olunca zahirde görünen canlılık ve şuur batından gelen birer yaşlık ve sızıntı nevindendir. Nasıl testinin yüzündeki rutubet ve nemlilik içindeki sudan sızıyor ise, aynı şekilde mahlukat testisinin yüzünü teşkil eden maddi kainattaki hayat ve şuurlar da  onun içi mesabesinde olan gaybi alemlerden veya eşyanın iç yüzünden sızıyorlar denilebilir. Maddi alemdeki bazı yıldızların narını cehennemden nurunu cennetten almaları bu meseleye karine olabilir.

Yani kainat ile beka alemi arasında böyle ciddi bir münasebet ve alışverişler vardır. Bizim sadece rüyetini gördüğümüz bir gezegenin ya da galaksinin belki arka ciheti beka alemine açılıyordur. "Alem-i bekadan ayrılan dünyalar,.." ifadesi, kainat ile beka aleminin arasındaki ince ve latif ilişkiye bir işarettir.

Yazın şiddetli sıcaklığını güneş vesilesi ile cehennemden alması, yıldızların nurunu cennetten alması ile ilgili hadisler de meseleyi teyit ediyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...