Block title
Block content

"Ve vücud-u haricî gibi, o vücud-u ilmî dahi, hayat-ı umumiyenin mânevî bir cilvesine mazhardır ki, mukadderât-ı hayatiye, o mânidar ve canlı elvâh-ı kaderiyeden alınır." Bu cümleyi ve devamını izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hayatın, mazi ve müstakbeli kuşatan kader üzerinde de bir tecellisi vardır. Hayat, sadece zaman ve mekan ile kayıtlı değildir. Hayatın her alemde ve her mahlukat üzerinde bir çeşit tecellisi vardır. Ama bu tecelli keyfiyetleri, her alemin keyfiyetine göre cereyan ediyor. Yani maddi alemlerde tecelli eden hayat ile kader levhaları üzerinde tecelli eden hayat keyfiyet olarak aynı değildir.

Çekirdekte hayat ince ve latif olarak tecelli ederken, çekirdekten hasıl olan ağaç ve gövdesinde hayat daha kesif ve maddi olarak tecelli eder. Yani hayatın da kesafet ve letafet olarak tecelli şekilleri başka başkadır. Çekirdek, bir nevi kader levhalarının maddi alemde müşahhaslaşmış şekli gibidir. Somutlaşmış kader olan çekirdekte hayat nasıl ince ve latif olarak tecelli ediyor ise, aynı şekilde kaderde de hayatın keyfiyetini bilmediğimiz ince ve latif bir tecelliyatı vardır.

Madem kaderde bir hayat tecellisi var, öyle ise mahlukat vücuda çıkmazdan evvel, kaderdeki ahvalinde de  hayata mazhardır. Yani mevcudat canlı ve hayatlı kader levhalarından cismani aleme intikal etmiştir. Bu yüzden kaderdeki mevcudatın ilmi vücutları asıl ve cevherdir, maddi ve cismi halleri ise suret ve kışırlarıdır.

Mahlukat, cismani olarak yok iken de vücudu ilmi olarak Allah’ın ilminde hayatlı olarak varlardı.
* * *

Allah’ın ilmi ezeliyesinde ki eşyanın mahiyet ve suretleri aşyanın aslını ve hakikatini temsil ediyorlar.  Yani harici vücut sahibi mahlukat ve mevcudat Allah’ın ilmindeki vücuduna nispeten çok perdelerden geçmiş zaif bir gölgesi hükmündedir. Zaif ve gölge durumunda olan bu mevcudatın hayata mazhariyeti olursa, asıl ve esas durumunda olan ilmi vücutların da ince ve latif bir hayata mazhariyeti olması zaruridir.

Üstat Misal olarak ağaç ile çekirdeğini veriyor. Nasıl ağaç umumi olarak bir hayata mazhar oluyorsa, onun aslını ve esasını ince hatlarla içinde barındıran çekirdekte daha ince ve latif bir hayata mazhariyeti vardır. Onun için kader levhaları meyyit ve camit değil, canlı ve diridirler.

Mevcudat  ait mukadderat da bu canlı ve diri kader levhalarından geliyorlar. Hayat sadece bu maddi aleme mahsus bir hakikat değildir.

Onun girmediği daire, nüfuz etmediği alem yoktur. Allah’ın hay sıfatının da mahiyetini idrak edemediğimiz bir tecellisi, Allah’ın ilmi ezeliyesinde ve onun ünvanı olan kader levhalarında vardır. Biz nazarımızla ağacın hayatını ve tezahürünü çok açık ve berrak görürüz ama ağacın aslı ve esası hükmünde olan çekirdek içindeki hayatı,  aynı ağaç gibi görmemiz mümkün değildir.

Zira çekirdekteki hayat, gayet ince ve latifdir.  Görmek için ince ve latif bir nazar lazım. Üstat bu manaya şu şekil işaret ediyor:

"İşte, kadere ve kazâya iman rüknü dahi, geniş bir vecihte sırr-ı hayatla anlaşılıyor ve sabit oluyor."

"Yani, nasıl ki âlem-i şehadet ve mevcut hazır eşya, intizamlarıyla ve neticeleriyle hayattarlıkları görünüyor; öyle de, âlem-i gaybdan sayılan geçmiş ve gelecek mahlûkatın dahi mânen hayattar bir vücud-u mânevîleri ve ruhlu birer sübut-u ilmîleri vardır ki, Levh-i Kazâ ve Kader vasıtasıyla o mânevî hayatın eseri, mukadderat namıyla görünür, tezahür eder."(1)

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a Beşinci Nükte.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...