"Vesile", "Mürşid", "İrşad" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

VESİLE

Bir şeye sebep olan şeye vesile denir. “Allah’a bir vesile arayın.” ayeti vesileyi emreder. (Maide, 35) Ayetteki vesile, Allah’a yakınlığa sebep olacak şeylerdir; İlâhi emirleri yapmak, günahlardan sakınmak gibi... Keza, salavat Resulullah’a ulaşmaya bir vesile, Resulullah ise, Rahman’ın rahmetine bir vesiledir.

Doktorun şifaya sebep olması gibi alimler ve mürşitler de İlâhi hidayete vesiledirler. Hidayet ise ancak Allah’tandır. Nitekim, peygamber oğlu olması Nuh’un oğlunu boğulmaktan kurtaramamıştır. Peygamber Efendimizin (asm), “Ey Fatıma! Amelinle kendini ateşten kurtar. Yoksa ben de seni kurtaramam!” şeklindeki hatırlatması, cidden anlamlıdır. (Müslim, İman, 348)

Bu örnekler, vesileyi ve şefaati reddetme anlamında değildir. Peygamberlerin, kâmil mürşitlerin elbette şefaatı olacaktır. Fakat buna layık olabilmek için, belli bir amel ve ihlas seviyesini yakalamak lazımdır.

MÜRŞİD

Risale-i Nur’da bir mürşide bakış açısı şöylece ortaya konulmuştur:

Üstad ve mürşid, masdar ve menba telakki edilmemek gerektir. Belki mazhar ve ma’kes olduklarını bilmek lazımdır. Mesela, hararet ve ziya, sana bir ayine vasıtasıyla gelir. Sende, güneşe karşı minnettar olmaya bedel, ayineyi masdar telakki edip, güneşi unutup, ona minnettar olmak divaneliktir.

Evet, ayine muhafaza edilmeli, çünkü mazhardır. İşte, mürşidin ruhu ve kalbi bir ayinedir. Cenab-ı Haktan gelen feyze ma’kes olur. Müridine aksedilmesine de vesile olur. Vesilelikten fazla feyiz noktasında makam verilmemek lazımdır.”

İRŞAD

Peygamber Efendimiz (asm), ümmetinin âlimlerini İsrailoğullarının peygamberlerine benzetir. (Acluni, II, 64) Yani İsrailoğullarında insanları irşat etme görevini peygamberler yerine getirmişlerdir. Fakat, Peygamber Efendimiz (asm) son nebi olduğundan, kendisinden sonra bu tebliğ ve irşat görevini alimler yapmışlardır. Bu noktada şu hadis-i şerif de çok anlamlıdır:
“Peygamberler dinar ve dirhem mirası bırakmazlar, ancak ilim mirası bırakırlar. Bunu alan, büyük bir pay almış olur.” (Tirmizi, İlim, 19)

İşte “Alimler peygamberlerin varisleridir.” (Acluni, II, 64) hadisinin de bildirdiği gibi, din bilginleri bu nebevi mirasa sahip olmuşlar ve Hz. Peygamberden bu yana halkı irşad görevini yüklenmişlerdir. İmam-ı Azam, İmam-ı Şafi, Abdülkadir Geylani, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazali, İmam-ı Rabbani gibi zatlar, birer mürşidi-i kâmil olarak milyonlarca insana Allah’ın dinini tebliğ etmişlerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...