VESVESE

İnsan bir çiçeği veya güzel bir sesi "kelimelerle" sevmez. Bu işi kelimesiz yapar. Ama, bu sevgisini ifade etmek, başkalarına aktarmak istediğinde kelimelere iş düşer.

İşte, kelimesiz seven ve korkan o insan kalbine, şeytan musallat olmakta, onunla kelimesiz konuşmakta, ona fısıltı kabilinden birtakım telkinlerde bulunmaktadır. İşte şeytanın bu fısıltılarına "vesvese" deniliyor.

Vesveseden söz açılmışken şeytanın bazı taktiklerden söz edelim:

Şeytanın birinci gayesi, insanın imansız olmasıdır. Bunu başaramadı mı, geri adım atar ve onun ibadet etmemesine çalışır. Kulu bu şerefli vazifeden uzak tutmak için çok uğraşır. Kalbine birtakım kötü şeyler fısıldar. Ve insan bunların kendi kalbinden geldiğini sanarak rahatsız olur.

Bu defa şeytan yeni bir oyun sergiler:

"Böyle bir kalb ile de Allah’ın huzuruna durulmaz!" der. Kul, bu desiseye kandı mı şeytan zafere ulaşmıştır.

Hâlbuki, her akıl kabul eder ki namazda bulamadığı huzuru, namazı terk etmekle yakalayacak değildir. İbadet ve itaati bırakıp günah ve isyan yoluna giren bir insan, ilâhî feyizden gittikçe uzaklaşır. Tek çıkar yol, ibadete devam etmektir.

Bir sohbette, şeytanın bu oyununa maruz kalmış bir gençle dertleşiyorduk. "Ne zaman namaza dursam, aklıma kötü şeyler geliyor, namazdan çıktığımda kesiliyor." diyordu ve bir hâl çaresi arıyordu. Ona, önce, Nur Külliyatı’ndan şu harika reçeteyi sundum:

"O çirkin sözler, senin kalbinin sözleri değil. Çünki senin kalbin ondan müteessir ve müteessiftir." Sözler

Sonra konuşmamı şöyle sürdürdüm:

Kendi yüzünü tokatlayan ve ağlayan birini görsen, demez misin ki, bu adam yüzünü kendisi tokatlıyorsa niçin ağlıyor? Yoksa göremediğim bir el mi, onun yumruğunu onun aleyhine çalıştırıyor?

İşte senin hâlin o adam gibi.

Üstadın bu reçetesine göre, senin ağlaman gösteriyor ki o sözler senin kalbine ait değil. Namazı terk edip, meselâ, kumarhaneye gittiğinde o kötü sözlerin kesildiğini göreceksin. Demek ki, o sözlerin sahibi namaza düşman, kumara dost.

Sonra kendisine Nur Külliyatı’ndan şu paragrafı okudum:

"Hem de o gibi vesveselerin, ne hakaik-i ilâhiyeye ve ne de senin kalbine bir mazarratı yoktur. Evet pis bir menzilin deliklerinden semanın güneş ve yıldızlarına, cennetin gül ve çiçeklerine bakılırsa, o deliklerdeki pislik ne bakana ve ne de bakılana bulaşmaz. Ve fena bir tesir etmez." Mesnevî-i Nuriye

***

FISILTIYA KULAK VERME

Namaza durduğunda vesveseye maruz kaldığından şikayetçi bir gence şunu sormuştum:

Sen ilmihâl okudun mu?

"Evet," diye karşılık verdi.

İkinci sorum şöyle oldu:

İlmihâlde namazı bozan şeyler içinde "vesvese" de var mı?

Soruma hayretle karışık bir tebessümle karşılık verdi.

"O hâlde," dedim, "sen namazına devam et. Namaz kıldığında aklına kötü şeyler gelebilir. Ama, sen aklından ne geçerse geçsin, namaza gitmekle bu emre uymuş olursun. Kalbime kötü şeyler geliyor bahanesiyle namazını kılmasan, emre isyan etmiş olursun ve böyle bir özür seni suçlu olmaktan kurtarmaz.

Önemli olan emri tutmak ve namaza koşmaktır. Huzurlu bir namaz kılmak ayrı bir meseledir.
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

spillover
çok güzel anlatmışsınız Allah(c.c) razı olsun...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...