Block title
Block content

Vesvese bahsini çok kez okudum. Amelin evlasını araştırmaktan gelen vesveseyi detaylı açıklayabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"BİRİNCİ MERHEM: Bu gibi vesvese, ehl-i i'tizâle lâyıktır. Çünkü onlar derler: "Medar-ı teklif olan ef'al ve eşya, kendi zâtında, âhiret itibarıyla ya hüsnü var, sonra o hüsne binaen emredilmiş; veya kubhu var, sonra ona binaen nehyedilmiş. Demek eşyada, âhiret ve hakikat nokta-i nazarında olan hüsün ve kubh zâtîdir; emir ve nehy-i İlâhî ona tâbidir." Bu mezhebe göre, insan her işlediği amelde şöyle bir vesvese gelir: "Acaba amelim nefsülemirdeki güzel surette yapılmış mıdır?"

"Amma mezheb-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat derler ki: "Cenâb-ı Hak bir şeye emreder, sonra hasen olur. Nehyeder, sonra kabih olur." Demek emirle güzellik, nehiyle çirkinlik tahakkuk eder. Hüsün ve kubh, mükellefin ıttılaına bakar ve ona göre takarrur eder. Şu hüsün ve kubh ise, surî ve dünyaya bakan yüzünde değil, belki âhirete bakan yüzdedir. Meselâ sen namaz kıldın veya abdest aldın. Halbuki namazını ve abdestini fesada verecek bir sebep, nefsülemirde varmış; lâkin sen ona hiç muttali olmadın. Senin namazın ve abdestin hem sahihtir, hem hasendir. Mutezile der: "Hakikatte kabih ve fâsittir. Lâkin senden kabul edilir. Çünkü cehlin var, bilmedin; ve özrün var." Öyleyse, Ehl-i Sünnet mezhebine göre zahir-i şeriate muvafık olarak işlediğin ameline "Acaba sahih olmuş mu?" deyip vesvese etme. Fakat "Kabul olmuş mu?" de, gururlanma, ucbe girme."(1)

Mutezile mezhebine göre, bir şeyin güzel ya da çirkin olması zatında ve özündedir. Yani bir şey zatı itibari ile ya güzeldir ya çirkindir. Bu şeyin güzel ya da çirkin olmasını isteyen ve belirleyen, -haşa- Allah değildir. Allah da ona güzel ya da çirkin demek zorundadır. Mesela, çiçek zatında ve özünde güzel olduğu için Allah çiçeğe güzel demek durumundadır. Burada bir çeşit, Allah’ın iradesini kayıt ve kısıtlama altına almak vardır.

İnsan bir ibadet yaptığı zaman, bu ibadetin özünde ve zatında doğru ya da güzel olup olmadığını tespit ve tayin etme işini Allah belirleyemez. Bu ibadet ya doğruya ya da yanlışa isabet etmiştir. Bunun tespitini insan yapamayacağına göre, ibadet üzerinde yüzde yüz bir kuşku ve şüphe oluşur. "Acaba işin özünde ibadetim doğrusuna isabet etti mi, yoksa etmedi mi?" diye, insan ibadetinin doğru mu yanlış mı olduğu hususunda sürekli kuşku ve vesvese içinde kalır.

Halbuki Ehl-i sünnete göre doğru ve güzelin ölçüsü Allah’ın emir ve yasağıdır. Yani Allah bir şeye güzel derse, o şey güzel olur, çirkin derse, o şey çirkin olur. Eşyanın hakikatini tespit ve tayin eden Allah’tır. İnsan açısından bir şeyin güzelliği ve çirkinliği ise insanın o şeye vakıf olmasına bakar. Mesela insan bilerek abdesti eksik alsa, o abdest sahih olmaz, ama bilmeden olsa, o zaman sahih ve güzel olur. Mutezileye göre hakikati haline uygun olmadığı için abdest çirkin ve yanlıştır, ama cehil özür olduğu için affedilir der. Halbuki Allah insanın vakıf olmadığı  kusurlu bir abdesti sahih ve güzel sayabilir. Zira Allah’ın rızası  güzelliğin ve sahihliğin ölçüsüdür. O, kusurlu abdestten razı olsa, o zaman o abdest güzel ve sahih olur. Ama Mutezile, -haşa- Allah’a bu yetkiyi vermediği için, hakikati halde kusurlu abdest sahih ve güzel değildir der. Ehl-i sünnete göre sahihliğin ölçüsü Allah’ın rızası ve emridir.

Bu sebeple amellerimizin bize gizli kalan kusurları amelimizi iptal etmiyor. Allah o ameli bizden kabul ediyor. Öyle ise bizim, "Acaba amelim oldu mu olmadı mı?" diye kendimizi paralamamızın bir anlamı yoktur. Biz amelimizi zahiri olarak şeriata uygun yaptıktan sonra gerisine takılmamalıyız.       

"Elbette böyle amelim bir mezheb-i hakka muvafık gelir. O bana kâfidir. Hem lâakal ben aczimi itiraf ederek, ibadeti lâyıkı veçhile eda edemediğimden istiğfar ve tazarru ile merhamet-i İlâhiyeye dehâlet edip, kusurum affolunmak, kusurlu amelim kabul olunmak için mütezellilâne bir niyaza vesiledir."(2)

Amellerin teferruat kısımlarda mezheplerin görüşleri  birbirinin muhalifindedir. Öyle ise teferruat kısımlarda bir mezhepçe kusur sayılan diğer mezhepçe kusur sayılmaz. Bu da vesveseye müptela olan özür sahibi birisi için rahmettir. Zira kusur zannettiği teferruata ait bir mesele bir mezhepçe kusur olsa bile, diğer hak mezheplerce kusur olmayacağı için o halden kurutulmuş olur.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Birinci Söz.

(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...