Block title
Block content

"Vesvese" ile "korku" aynı mıdır? Risalelerde vesveye önem vermemek, modern bilimde ise korkunun üzerine gitmekten bahsediliyor?..

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan olarak imtihanda olduğumuz için; bize verilen duygu, aza ve mallarımızın hayırlı tarafı olduğu gibi, zararlı ve şer tarafı da mevcuttur. Hayırlı tarafı yaratılışa, şer tarafı da bize ve irademize bakar.

Korku hissi, maddi ve manevi hayatımızı muhafaza etmek için bize Allah (c.c) tarafından verilmiş güzel bir duygudur. Korku, hakikatte olmayan şeyleri varmış gibi kabul edip hayatımızın mahvına da sebep olabilir.

Vesvese ise; lakayt ve ciddiyetsiz vaziyetimizi ciddiyete sevk etmek için, Allah tarafından şeytan vasıtasıyla bize musallat olmaktadır. "Vesvese" kelime itibariyle kuruntu anlamına gelip, aslı astarı olmayan bir şeyi varmış gibi gösterir. İbadetlerdeki ve itikattaki gayriciddi hâlimizi, ciddiyete sevk etmeye vesile olsun diye verilmiş iken, insanın hayatını zehire de çevirebilir.

Bazı korkuların aslı ve hakikati olduğu hâlde, bazı korkuların aslı olmayıp vesveseden kaynaklanmaktadır. Mesela, Allah’tan, cehennemden, yüksek yerden atlamaktan, tren gibi cesim şeylerin altında kalmaktan korkmak hakiki bir korkudur. Bunların vesvese ile alakaları yoktur. Bunlara karşı tedbir geliştirmekle ve kurtuluş yolu hususunda ilim sahibi olmakla korkumuz geçer. Ama aslı astarı olmayan şeyler hakkında korkunun ilacı ise, vesvese hususunda Üstadımızın bahsettiği gibi lakayt kalmak, büyütmemek ve mahiyetini bilmektir.

Emerson’un meşhur,

 “Korkunun kaynağı bilgisizliktir.”

ifadesi, insanın bilmediği şeylerin düşmanı olduğunu, bundan dolayı onlardan korktuğunu anlatır. Bu korkuyu, korktuğu şeyi tanımakla atlatabilir.

Benjamin Disraeli’nin,

 “Başarı, cesaretin çocuğudur.”

ifadesi ise, faydalı işleri yapmayı niyet ederken veya düşmanla karşılaşılırken, korku hissi elimizden tutup oturtturur ve başarısızlığa götürür. Cesaret ise işin üzerine gitmeyi sağlayıp başarıyı doğurur. Bu manayı şu ifadeler de desteklemektedir:

 “Cesaret insanı zafere, korkaklık ölüme götürür.”(Seneca)
 “Cesareti olmayan adamın başarısı olmaz.”(Puldıus Cyrus)
 “Cesaretle dolu bir insan, inançla dolu bir insandır.”(Çiçero)
 “Hata yapmaktan korkan insan, hiçbir şey yapamaz.”(Lincoln)

"Korkunun ecele faydası yoktur."

atasözü de gerçek korkudan bahsetmekte ve bir şeyden korkarak değil, üzerine giderek ve tedbirler geliştirerek kurtulabileceğimizi sağlar.  

“Kork Allah’tan korkmayandan.”

atasözü de bu konuda çok manidardır. Çünkü Allah’a ve Âhirete inanmayan insanların, âdeta yaptıklarından hesaba çekilmeyeceklerine olan inançları hasebiyle, çok acımasızca kötülük yapabilecekleri vurgulanır. Demek Allah korkusu, öte dünyaya inanan insanları pek çok kötülükten uzak tutar. Çünkü yaptığı kötülüklerin cezasız kalmayacağını bilir ve kolay kolay kötülük yapamaz.

Korkunun vehim ve vesvese kısmının izahını ve şeytanın bir desisesi olduğuna delil sadedinde, bizzat Üstadımızın ifadelerine yer verelim.

“İnsanda en mühim ve esaslı bir his, hiss-i havftır. Dessas zalimler, bu korku damarından çok istifade etmektedirler; onunla korkakları gemlendiriyorlar. Ehl-i dünyanın hafiyeleri ve ehl-i dalâletin propagandacıları, avâmın ve bilhassa ulemanın bu damarından çok istifade ediyorlar, korkutuyorlar, evhamlarını tahrik ediyorlar."

"Meselâ, nasıl ki damda bir adamı tehlikeye atmak için, bir dessas adam,  o evhamlının nazarında zararlı görünen birşeyi gösterip, vehmini tahrik edip, kova kova, tâ damın kenarına gelir, baş aşağı düşürür, boynu kırılır. Aynen onun gibi, çok ehemmiyetsiz evhamla çok ehemmiyetli şeyleri feda ettiriyorlar. Hattâ, bir sinek beni ısırmasın diyerek, yılanın ağzına girer."

"Bir zaman Allah rahmet etsin mühim bir zat kayığa binmekten korkuyordu. Onunla beraber bir akşam vakti İstanbul’dan Köprüye geldik. Kayığa binmek lâzım geldi. Araba yok. Sultan Eyüb’e gitmeye mecburuz. Israr ettim."

Dedi: “Korkuyorum; belki batacağız.”
Ona dedim: “Bu Haliç’te tahminen kaç kayık var?”
Dedi: “Belki bin var.”
Dedim: “Senede kaç kayık gark olur?”
Dedi: “Bir iki tane. Bazı sene de hiç batmaz.”
Dedim: “Sene kaç gündür?”
Dedi: “Üç yüz altmış gündür.”

Dedim: “Senin vehmine ilişen ve korkuna dokunan batmak ihtimali, üç yüz altmış bin ihtimalden birtek ihtimaldir. Böyle bir ihtimalden korkan, insan değil, hayvan da olamaz.”

Hem ona dedim: “Acaba kaç sene yaşamayı tahmin ediyorsun?”
Dedi: “Ben ihtiyarım. Belki on sene daha yaşamam ihtimali vardır.”

"Dedim: 'Ecel gizli olduğundan, her bir günde ölmek ihtimali var. Öyle ise, üç bin altı yüz günde her gün vefatın muhtemel. İşte, kayık gibi üç yüz binden bir ihtimal değil, belki üç binden bir ihtimalle bugün ölümün muhtemeldir. Titre ve ağla, vasiyet et.' dedim. Aklı başına geldi, titreyerek kayığa bindirdim. Kayık içinde ona dedim:"

“Cenâb-ı Hak havf damarını hıfz-ı hayat için vermiş, hayatı tahrip için değil. Ve hayatı ağır ve müşkül ve elîm ve azap yapmak için vermemiştir. Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa, hattâ beş altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârâne bir havf meşru olabilir. Fakat yirmi, otuz, kırk ihtimalden bir ihtimalle havf etmek evhamdır, hayatı azâba çevirir.”(1)

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Altıncı Risale.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

k.toprak
aklıma ruhuma ,diğer latifelerime hitap edip memnun eden bu yardımınız için teşekkürler .Zerreler adedince Allah razı olsun sizlerden.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ihlasnur
Vesvese kalbidir. yani var'ı yok gösterir. Korku ise evhamın bir şubesidir. aklidir. yok'u var eder.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...