Block title
Block content

Vesvese risalesinde geçen "tevehhümü küfür" ne demektir? "İmkanı zati ile imkanı zihniyi birbiriyle iltibas eder." konusunu biraz açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İmkan-ı Zati: Bir şeyin aslında mümkün olma haline denir. Yani bir şeyin olabilirlik halidir. Mesela, Karadeniz zatında pekmez denizine dönüşebilir. Allah dilerse Karadeniz’i pekmez haline dönüştürebilir. Bu zatında mümkündür, yani olabilir bir şeydir.

Bir de zatında muhal olma hali vardır. Yani hiçbir zaman olması mümkün olmayan şeyler vardır. Mesela, bir insanın uluhiyet kazanması, zatında mümkün olmayan bir şeydir. Mahlukat hiçbir zaman uluhiyet vasfı kazanamaz. İmkan-i zati imkan-ı muhalin tam karşıtıdır.

İmkan-i Zihni: Zatında mümkün olan bir şeyin zihnen olmuş gibi kabul edilme halidir. Mesela, Karadeniz’in pekmez olmasını zatında mümkündür diye, zihnen de pekmez kabul etmek akli bir hastalıktır. Bir şeyin zatında mümkün olması zihnen de öyle olduğunu gerektirmez. Bizim bir şeyi zihnen kabul etmemiz, ancak bir delil ve burhan ile olabilir. Yani delil ve işaretler Karadeniz’in pekmeze dönüştüğünü gösteriyor ise, ancak o zaman zihnen onun pekmez olduğunu kabul ederiz, yoksa delilsiz ve işaretsiz zatında mümkündür diye onu pekmez olarak kabul etmemiz akli bir hastalıktır. Bu yüzden imkan-ı zati ile imkan-ı zihniyi karıştırmamak gerekir.

Yeryüzündeki bütün elmalar zatı itibari ile portakal olabilir. Yani Allah istese o elmaları portakala çevirebilir. Bu Allah için kolay bir şeydir. Şimdi bu olabilirlik ihtimalini olmuş gibi kabul edip, "Yeryüzünde elma diye bir meyve yok, onların hepsi portakal oldu." dersek herkes bize güler. Zira elmaların portakala dönüştüğüne dair elimizde bir kanıt ve işaret yok. Öyle ise kanıt ve ispat olmadan, elmaların zatında portakala dönüşmesi  mümkün diye, onları portakal kabul etmek, hastalıklı bir zan ve vehimden öteye geçmez.

İşte bu gibi ihtimallerden gelen şüphe ve vehimlere önem verilmemesi gerekiyor. Şayet bu gibi vehimlere önem verilip üzerinde durulur ise, insan ruhen çok yıpranır en sonunda bitap düşer, hatta inkara kadar gidebilir. Şeytan bu zaafları çok iyi işlettiriyor.

Mesela, cennetin Allah tarafından yok edilmesi zatında mümkündür, yani Allah istese cenneti yarattığı gibi yok da edebilir. Şimdi bu yok edebilir imkanını göz önüne alıp, cennet yoktur desek, Allah muhafaza imanımız gider. Halbuki  cennetin varlığına hem Kur’an da hem kainatta sayısız deliller mevcuttur. Biz bütün bu delilleri görmezden gelip, sırf vehmi bir imkanı vaki gibi kabul ederek cennet yok dersek, safsataya düşmüş ve maglata yapmış oluruz.

Vehim: Kelime olarak müphem ve mânasız korku, belirsiz fikir ve düşünce anlamlarına geliyor. Aynı zamanda  cüz'i ve ince  mânaların anlaşılmasına yarayan bir idrak kuvveti. Günümüzün tabiri ile asılsız ve mesnetsiz kuruntu demektir. Akıl ve iradenin terbiyesine girmeyen ve insanı sürekli taciz eden bir duygudur. İnsan bu duygu sayesinde fikren ve manen teyakkuzda durur ve terakki eder. Bu duygunun esiri olmamak kaydı ile insana faydalıdır.

Akıl ve kalp itminan bulsa da bu vehim kuvveti kolay kolay teslim-i silah etmez. Ancak ilimde ve imanda yüksek makam sahibi  zatlar bu duyguyu teslim-i silaha mecbur edebiliyorlar. Yani vehim aynı farz-ı muhal gibi asılsız ve gerçekliği olmayan zihni bir varsayım ve kuruntudan ibarettir.

Yer çekimi kanunu şu anki işleyen hali ile yakin-i ilmidir. Yani bilimsel bir hakikattir, inkarı mümkün değildir. Ama zatı itibari ile bu kanun yok da olabilir, başka bir kanuna da dönüştürülebilir. Lakin yokluğuna veya başka bir kanuna dönüştüğüne dair elimizde kati bir delil ve işaret yoktur. Öyle ise onun varlığından şüphe etmek, ya da sırf olabilir ihtimali ile onu  farklı bir kanun olarak algılamak zihni bir hastalık ve vehimdir. Bu kanunun zıt durumlarını zihinde hayali ve fikri olarak düşünmek ise farz-ı muhaldir.

İşte tevehhüm ya da vehm-i küfür  akıl ve hayalimizde istem dışı ve  kalbi onay olmaksızın  dolaşıp duran hükümsüz ve tasdiksiz bir kuruntudur. Biz bu vehmi ve tevehhümü  saplantı haline getirmediğimiz sürece  bize hiç bir zararı dokunmaz.   

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...