Dört Hastalık

Dört Hastalık

Birincisi: Yeis

Bil ki: Azaptan dehşet alıp amele de muvaffak olmadığında, azabın olmama­sı­­nı temenni edersin, onun olmayışına deliller ararsın. Buna münafi emareleri kuv­­vetli deliller olarak görürsün. Böyle olunca şeytanlar seni kapıp havalandırır. Öy­leyse, uyanık bir kalble Cenâb-ı Hakkın şu sözüne kulak ver: “De ki: Ey nefislerine zulmeden kullarım. Allahın rahmetinden ümidinizi kes­­meyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Gerçekten O, Ğafur- Ra­hîm­dir.” Zümer, 53

İkincisi: Ucub

Evet, ey nefis! Ümitsizliğe düştün, sonra azaba mukabil dayanacak bir şey ara­dın. Derken mehasinlerini gördün ve ucup kapısından bir dalâlet çukuruna düş­tün. Hâlbuki kemâlatından hiçbir şeyde senin asla bir hakkın yoktur, dikkat et! Ey nefsim! İçinde bulunduğun vücud senin san’atın değildir ki, mülkiyet da­va edesin. Buluntu bir mal gibi yolda rastlanıp temellük edilmiş de değildir. Kör te­sadüfün, şaşı rastlantıların ve cansız sebeplerin neticesi de değildir, ta ki alı­nıp “be­nimdir” denilsin. Ucuz, ehemmiyetsiz, değersiz bir şey olup sahibi on­dan yüz çe­virmiş ve sen onu alıp mülkiyet edinmiş de değilsin. Bilakis bu vü­cud, hayret ve­rici san’atları ve garip nakışlarıyla san’atını daima koruyup gözeten bir Sani-i Hakîmin elin­den çık­mış­tır. Görmez misin, bu vücudda meydana gelen milyonlar tasarruftan senin elin­de olan ancak meşkûk bir tek tasarruftur. O da Allahın sana karşı hücceti olan kı­sımdır. Keza, görmez misin sen sebeplerin en şereflisi ve ihtiyarca en geniş olanısın ve se­nin en zahir ihtiyarî fiillerinden ikisi yemek ve konuşmaktır. Hâlbuki bu iki­­sin­de senin elinde olan, yüz cüz’ünden ancak bir tek cüz’dür. Keza, senin en dar hasiyetin irade ve en geniş duygun hayaldir. Hâlbuki ha­yal bi­le, akıl ve aklın semeratını ihata edemez. Öyleyse nasıl olur da onu ira­denin da­iresine sokar, onunla iftihar edersin? Keza, senin içinde ve üzerinde bir kısım fiiller cereyan etmektedir. Bunlar şu­ur­­lu fiiller olmakla beraber senin şuurun bunlara ulaşamaz. Öyleyse bunların san’a­t­kârı, şuur sahibidir, işitir ve görür. Ne sen failsin ne de kör ve sağır se­bep­­ler… Binaenaleyh, mâlikiyet davasından ve mehasine masdar olmak iddiasından vaz­­geç! Senden sana ancak noksan ve kusur olduğunu itiraf et! Zira sana feyz ola­­rak verilen kemâlatı, su-i ihtiyarınla değiştiriyorsun. Hem itiraf et ki, hanen olan cesedin bile sende ödünç ve emanettir ve sen de mi­safirsin. Mehasinin hep mevhubedir, seyyiatın meksubedir. Binaenaleyh, şöy­le de­melisin: “Mülk umumen O’nundur. Hamd dahi O’na aittir. Havl ve kuvvet ancak Allahtandır.”

Üçüncüsü: Gurur

Keza hastalıklarından biri de gururundur. Gururun hükmüyle eslaf-ı izama uzak­tan bak­tın, onlar da senin nazarında küçüldüler. Böylece onların ir­şa­datının me­ha­sininden mahrum kaldın. Kendi vehimlerinle beraber, onların seyr-u sü­lûkları es­nasında ayaklarının altından uçuşan vehimlere müptela oldun. Öy­ley­se, onlara yakından bak, ta ki onları senin kırk yılda ancak keşfettiğin şeyleri kırk günde keşfeden büyük insanlar olarak göresin.

Dördüncüsü: Su-i zan

Keza hastalıklarından biri de su-i zandır. “Aç kimse, herkesi aç tevehhüm eder” hükmüyle sendeki hastalık ve riya sebebiyle o eslaf-ı iza­ma su-i zanda bu­lun­dun. Ama gördün ki gözünü yummakla ancak kendine gece yap­mışsın. Allahım bizi yeisten, su-i zandan, ucup ve gururdan muhafaza eyle! (Âmin)

İndirme Linkleri
SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...