"Vücutlarında şek ve şüphe olmayan nizam, rahmet ve nimet, ancak ve ancak haşrin gelmesiyle ve ikinci bir hayatın tahakkuku ile nizam, rahmet, nimet olabilirler. Eğer haşir gelmezse ve ikinci bir hayat tahakkuk etmezse, bunları esmâü’l-ezdaddan..." izah?

Soru Detayı

"Vücutlarında şek ve şüphe olmayan nizam, rahmet ve nimet, ancak ve ancak haşrin gelmesiyle ve ikinci bir hayatın tahakkuku ile nizam, rahmet, nimet olabilirler. Eğer haşir gelmezse ve ikinci bir hayat tahakkuk etmezse, bunları esmâü’l-ezdaddan addetmek lâzım gelir." cümlesini ve "esma-ül ezdaddan addetmek" kısmını açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah kainatta muazzam bir nizam ve sistem kurmuştur. Bu nizam ve sistemi manidar yapan şey ise nizamın kuruluş gayesidir. Yani "Neden bu kainat ve nizam kurulmuştur?" sorusunun cevabı nizamı nizam yapar. Hiç bir gaye gözetilmeden kurulan fabrika ve şirket manasız olduğu gibi, gayeleri ve hedefleri olmayan bir kainat ve nizam da manasız ve esassız olur.

Kainat ve kainattaki nizamın en temel gayesi tevhit ve haşirdir. Yani kainat tevhit ve haşir temeli üzerine kurulmuş bir bina gibidir. Temelsiz bina nasıl mümkün değilse, tevhit ve haşirsiz bir kainat da mümkün değildir. Zira kainattaki nizamın temel kanunları haşir inancı üstünde programlanmıştır.

Mesela kainat nizamı içinde muazzam bir adalet sergisi açılmış. Bu adaleti hakiki yapan ve tamamlayan şey, öldükten sonra dirilme inancıdır. Zira zalim ile mazlum bu dünya nizamı içinde eşit olarak ölüyorlar. Ne zalim ceza görüyor ne de mazlum hakkını alıyor. Şayet öldükten sonra hesap olmasa, o zaman kainat nizamı içindeki adalet sergisi manasız ve esassız kalacak. Nizam çürük ve önemsiz bir gösteriden ibaret kalacaktır. Netice alınmayan her sistem bozuk ve esassızdır. İşte kainat sistemini sağlam ve esaslı yapan gaye haşirdir.

Nizam ve intizamın ruhundan maksat netice ve gayesidir. Bir fabrikanın ruhu, ürettiği mamuldür. Mamul yok ise, o fabrikanın gayesi ve ruhu da yok demektir. Aynı şekilde kainattaki nizam ve intizamın maneviyat ve ruhu haşirdir. Haşir olmadığı zaman, haşre göre kurgulanan kanunlar ve nispetler manasız olur ve havada kalır. Mesela kainat intizamı içinde adalet bir rükündür. Adaletin neticesi ise ceza veya mükafattır. Şayet ceza ve mükafat olmaz ise adalet rüknü boşta ve havada kalır.

Suç ile ceza, itaat ile mükafat arasında gereklilik bağı vardır. Şayet suç varken ceza olmaz ise bağlantı ve nispet kopmuş demektir. O zaman manasız, boşuna bir sistem olmuş olur. Zira sistem bu bağ üzerine kurulmuştu. Bir adalet sarayı yapılmış, hakimler atanmış, mahkeme salonları hepsi tamam ama hakimin verdiği cezanın infaz edileceği hapishane ortada yok. O zaman bütün saray ve hakimlerin nispet ve bağları kopmuş olur; bir oyuncak ve oyuncudan ibaret kalmış olurlar. Adalet sarayını güçlü ve saygın yapan şey hapishanedir. Hapishane olmaz ise, adalet sarayı dalga konusu olur.

Esma-ül ezdad, isimlerin zıddına dönüşmesi demektir. Mesela yukarıda verdiğimiz adalet örneği, şayet haşir olmaz ise, zulme dönüşür. Allah’ın kainatta tecelli etmiş olan Cemal ismi, haşir olmaz ise, zıddı olan çirkinliğe dönüşür vs...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...