"Yahut adâvet hakikatiyle kalbde bulunsa, o vakit muhabbet, mümaşat ve karışmamak, zahiren dost olmak suretine döner. Bu ise tecavüz etmeyen ehl-i dalâlete karşı olabilir." İzahı; "ehl-i dalalet" kimlerdir, namaz kılmayanlar mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Madem muhabbet adâvete zıttır; ziya ve zulmet gibi hakikî içtima edemezler. Hangisinin esbabı galip ise, o hakikatiyle kalbde bulunacak; onun zıddı hakikatıyla olmayacak. Meselâ, muhabbet hakikatiyle bulunsa, o vakit adâvet şefkate, acımaya inkılâp eder. Ehl-i imana karşı vaziyet budur. Yahut adâvet hakikatiyle kalbde bulunsa, o vakit muhabbet, mümaşat ve karışmamak, zahiren dost olmak suretine döner. Bu ise tecavüz etmeyen ehl-i dalâlete karşı olabilir."(1)

Namaz kılmayanların büyük bir kısmı zaten yaptığı hatanın farkında olan günahkarlardır, burada bunlar kastediliyor değildir.

Buradaki "ehl-i dalalet" ifadesi, başta zımmi denilen Ehl-i kitap gayri müslimler olmak üzere, yolunu şaşırmış bidat ehline işaret ediyor. Şayet bunlar açıktan dine, sünnete ve hakka saldırmıyorlar ise, bunlara ilişmemek, bunlarla niza ve kavga etmemek gerektiği ifade ediliyor.

Kalbinde sevgi değil de düşmanlık duygusu baskın olan birisinde sevgi; hoş geçinmek, karışmamak, başkalarının zarar vermeyen fikirlerine karışmamak ve sulh u salâh üzere durmak, uygun ve uyumlu hareket etme şekline döner.

"Kalbimdeki düşmanlık hissini bir türlü atamıyorum, bu yüzden saldırgan ve kavgacı olmam normal." denilemez.

(1) bk. Hutbe-i Şâmiye, Dördüncü Kelime.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...