Block title
Block content

"Yalnız mütekellimînin teselsülün kesilmesi yoluna -elhak geniş ve büyük olan o caddeye- münhasır değildir." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Biz de deriz ki: Esbab, teselsülün berâhiniyle âlemin nihayetinde kesilmesinden ise, her şeyde Hâlık-ı Külli Şeye has sikkeyi göstermek daha kat'î, daha kolaydır. Kur'ân'ın feyziyle, bütün Pencereler ve bütün Sözler o esas üzerine gitmişler. Bununla beraber, imkân noktasının hadsiz bir vüs'ati var; hadsiz cihetlerle Vâcibü'l-Vücudun vücudunu gösteriyor. Yalnız mütekellimînin teselsülün kesilmesi yoluna -elhak geniş ve büyük olan o caddeye-münhasır değildir. Belki had ve hesaba gelmeyen yollarla Vâcibü'l-Vücudun marifetine yol açar."(1) 

Teselsül, delili tevhidi ispat etme yolları içinden bir yoldur ve bu yol tevhidi ispat etmede tek yol değildir. Teselsülün dışında tevhidi ispat eden binlerce deliller vardır. Hatta teselsül tevhit delilleri içinde en karmaşık en zor ve en zayıf olanlarındandır.

Bu yüzden kelam ilmini sadece teselsül deliline indirgemek ve onunla sınırlandırmak çok yanlış ve riskli olur. Kelam ilminde Allah’ın varlığını ve birliğini kesin ve kati bir şekilde ispat eden sayısız deliller vardır ve Risale-i Nur'da zikredilen deliller bu kabilden delillerdir.

Avam insanlar felsefenin karmaşık ve soyut delillerinden feyiz alamazlar, bu yüzden tevhidi ispat etmek için getirilen deliler gayet basit, açık ve ikna edici olmalıdır. Risale-i Nur bu yüzden teselsül ve devir gibi anlaşılması zor deliller yerine, ihtira ve inayet gibi açık, güçlü ve ikna edici delilleri çokça kullanmaktadır.

"Tarîk-i Kur'ânî iki nevidir.

"Birincisi: Delil-i inayet ve gayedir ki, menâfi-i eşyayı tâdât eden bütün âyat-ı Kur'âniye bu delili nesc ve şu burhanı tanzim ediyorlar. Bu delilin zübdesi, kâinatın nizam-ı ekmelinde itkan-ı san'at ve riayet-i mesâlih ve hikemdir. Bu ise, Sâniin kast ve hikmetini ispat ve tesadüf vehmini ortadan nefyediyor. Zira itkan ihtiyarsız olmaz. Evet, nizamın şahitleri olan bütün fünun-u ekvan, mevcudatın silsilelerindeki halkalardan asılmış mesâlih ve semeratı ve inkılâbât-ı ahvâlin katmer ve düğümleri içinde saklanmaz hikem ve fevaidi göstermekle, Sâniin kast ve hikmetine kat'î şehadet ediyorlar."(2)

Eşyadaki bütün fayda ve hikmetler bu delilin konusudur. Gözün görmesi, kulağın işitmesi dilin tatması, burunun koku alması, bir ciğerin dört yüz ayrı hikmet ve vazifesinin olması gibi eşyadaki sayısız fayda ve hikmetler, hepsi bu delilin alanına ve misaline girerler. Bugün sistematik olan bütün fen ilimleri bu delilin açılımı ve alanıdır. Bu deliller bütün sebepleri ve sebeplerden hasıl olan neticeleri, Allah’ın marifet ve huzurunda bir vasıta ve pencere yapar. Kur’an’ın bu metodu ile kainata bakan bir adam için kainat ve içindeki her şey birer marifet kapısı her bir eşya huzur-u İlahiyi temin eden birer marifet pencereleri olur.

"İkinci delil-i Kur'ânî: Delil-i ihtirâdır. Hülâsası:"

"Mahlûkatın her nevine, her ferdine ve o nev'e ve o ferde mürettep olan âsâr-ı mahsusasını müntiç ve istidad-ı kemâline münasip bir vücudun verilmesidir. Hiçbir nevi müteselsil-i ezelî değildir. İmkân bırakmaz. İnkılâb-ı hakikat olmaz. Mutavassıt nev'in silsilesi devam etmez. Tahavvül-ü esnaf inkılâb-ı hakaikin gayrısıdır. Madde dedikleri şey, suret-i mütegayyire, hem harekât-ı mütehavvile-i hâdiseden tecerrüd etmediğinden hudûsu muhakkaktır. Kuvvet ve suretler, a'râziyetleri cihetiyle envâdaki mübâyenet-i cevheriyeyi teşkil edemez. A'râz cevher olamaz. Demek envâının fasîleleri ve umum a'râzının havâss-ı mümeyyizeleri bizzarure adem-i sırftan muhteradırlar. Silsilede tenâsül, şerait-i âdiye-i itibariyedendir."(2) 

İhtira bir şeyi benzersiz ve modelsiz, hiçten ve yoktan var etmek demektir. Kainattaki her bir mevcut ve mahluk, benzersiz ve modelsiz olarak, hiçten ve yoktan var ediliyorlar. Materyalist felsefenin iddia ettiği gibi, mevcudat tesadüfen birbirinden ezeli olarak türeyip gelmiyor. Yani madde ezeli değildir ve madde üstünde görünen o harika sanat ve nakışlar ise, tesadüf ve rastlantının oyuncağı değildirler. Maddenin ezeli olmadığına dair yüzlerce kevni ve akli deliller mevcuttur.

İşte Risale-i Nurların imana ve tevhide dair bütün delilleri ve ispatları, Kur’an’ın bu iki delil tarzına dayanıyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Otuzuncu Pencere.

(2) bk. Mesnevî-i Nuriye, Nokta.

(3) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Otuzuncu Pencere | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 640 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...