Block title
Block content

"Yani, o zîşuur ve zîhayat, mânen o âlemlere misafir gittiği gibi, o âlemler dahi o zîşuurun mir’ât-ı ruhuna misafir olup, irtisam ve temessül ile geliyorlar." cümlesini izah edebilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah, insanın mahiyet ve fıtratını öyle cihaz ve hissiyatlar ile teçhiz etmiş ki, bu cihaz ve hissiyatlar ile bütün ulvi alemlerle alış veriş yapabiliyor.

Mesela, nasıl ki göz penceresi, renkler alemi ile irtibat kuruyor. Hem renkleri o göz ile seyrediyor, hem renkler onun göz merceğine temessül ediyor, yani vasıfları ile orda tecelli ediyor.

Diğer taraftan, hayal kuvvesi, alem-i misale gidiyor, oraları seyrediyor; bazen de alemi misal, hayal kuvvesinde temessül ile yani, yansımak ile misafir oluyor.

Aynen bunun gibi, insanın mahiyet ve fıtratında bulunan her bir his ve latife bir ulvi  aleme hem mahzar, hem makes oluyor. İnsanın bütün his ve latifelerin arkasında ve gerisinde ruh duruyor ve ruhun kuvvetine ve gelişmişliğine göre his ve latifeler de inkişaf edip, o alemler ile irtibat kuruyor. Yani; insan ruhu ve ruha müstenit teçhizatlar, hem o alemlere gitme kabiliyetinde, hem de o alemlerin küçük bir modelini kendi üstünde ağırlama ve misafir etme kabiliyetindedir. İnsan, bu yüzden bütün mahlukatın bir misali musağğarı, bir manevi haritası hükmündedir.

* * *

Konunun sibakında, yani öncesinde, hayatın, kainatta ne ifade ettiğini izah edip, misallerle akla yaklaştırdıktan sonra, hayatın basit mertebesinden, insandaki mertebesine doğru geldikçe, nasıl genişlik ve mükemmellik kazandığına işaret ediyor.

Hayat, şu alemin, hem esası, hem nurudur. Şuur ise, hayatın ziyası ve ışığıdır. Külli bir şuur ile donatılmış ve çok muhtelif cihazlarla genişletilmiş bir hayat, insanda olduğu için, insan, bütün muhtelif alemlerle irtibat kurabilir. Bütün o alemlerin küçük bir modeli insanın hayatına cihazlar suretinde  takıldığı için, o cihazlar sayesinde insan, o alemlerle alış veriş yapabilir. İnsanın hayat ve ruh aynasında,  o alemlerin hem hususiyetleri, hem de küçük bir modeli resmedilebiliyor. Ya da temessül edebiliyor. Yani, insanın ruh ve hayat aynasında, o alemler, vasıfları ile görünebiliyor.

Aynı şekilde, insan, o cihazlar sayesinde o alemlere gidip misafir olabiliyor. Alemlerle insan arasında, böyle gidip gelmeler olabiliyor.  Bu da, külli bir hayat, şuur ve hayata takılan cihazlar sayesinde oluyor.

Mesela, insandaki hayal duygusu, alem-i misalin  bir penceresidir. İnsan, bu hayal duygusu ile, misal alemini hem seyreder, hem de  o alemi ruh aynasına konuk eder.

Göz, kulak, burun, dil gibi şeyler; görüntü, ses,  koku, tad gibi alemlere açılan birer kapıdırlar. Hafıza, levh-i mahfuza, hem küçük bir model, hem de oraya gitmek için bir araçtır.

Ruh, alem-i ervahın, hem  bir nümunesi, hem de onun gelmesine, bizim gitmemize bir vasıtasıdır. Bunun gibi, daha çok manevi ve maddi cihazlar, maddi ve manevi alemlerle alış veriş içindedir. Bu alemlerle bizi muhatap yapan ise, külli hayat ve şuurdan kaynayan duygu ve cihazlardır.

Ben, Güneşi gözümle görürüm, Güneş de gözüme görünür, oraya misafir olur. İşte, temessül ve irtisam da bu şekilde gerçekleşir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Maksat, Birinci Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2251 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...