Block title
Block content

Yaşlılık zamanında, gençliğimde bazı şeyleri yaşayamadığım için içimde ukde kalır mı? "Gayr-ı meşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azap çekmektir." cümlesini sindirmem için yardımcı olur musunuz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Gençliğini haram ve sefahatte çürütenlerin yaşlandığında ah of demeleri lezzetin zevalinden gelen bir elem bir azaptır. Çünkü lezzetin zevali elem ve azap iken, meşakkatin zevali ise lezzettir.

Sıkıntı çekmiş bir insan, çekmiş olduğu sıkıntıyı hatırladıkça "Oh!.." deyip şükrederken, sefahat içinde olanlar işlediği haram lezzetleri hatırladıkça "Ah, of!.." deyip kaybettiği ve bir daha eline geçemeyecek haram lezzetler için kendilerini kahrederler. Bu durum dünyadaki peşin bir ceza oluyor, asıl ceza cehennem ve kabir azabı şeklinde gelecek.

Öyle ise, gençliğini helal ve iffet dairesinde geçiren bir insan, yaşlılığında şükür ve huzur içinde olacak demektir. Bu yüzden gençliğini haramda heba eden sonra da ah of çeken ahmak ihtiyarlara bakıp "Keşke bende günümü gün etseydim." diye hayıflanmak ayrıca bir ahmaklık olur.

Aklı başında bir ihtiyar günahlarına özlem duyup ah çekmez, ancak nedamet edip göz yaşı döker. Keşke gençliğim elime geçse de hatalarımı telafi etsem, der.

İnsan çocukluğunda ve gençliğindeki meşru ve helal hatıraları özleyebilir, bunda bir mahzur yok. Lakin çok sıkıntı verecek şekilde hasret duyulduğunda dünyanın bir misafirhane olduğu asıl hayatın ahiret hayatı olduğu ve dünyada ki maceraların cennette aynen yeniden yaşanacağını düşünerek teselli olabilir. Çünkü hiçbir şey zayi olup kaybolmuyor her şey levh-i mahfuzda kaydedilmiş.

İnsan cennette dostları ile beraber karşılıklı oturup dünya maceralarını izleyebilecek ve bundan büyük bir keyif duyacak.

Özetle gençliği temiz olanın ihtiyarlığı huzurlu ve saadetli olur.  

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Mevkıf | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 386 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

omrc07

 Burası meseleye nur olmuş.

Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Maahaza, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...