"...Yatsı namazında o âleme girdim. Hayalin fevkalâde inbisatından ve mahiyet-i insaniyenin bütün dünya ile alâkadarlığından, koca dünyayı, o gecede bir menzil gibi gördüm..." diye devam eden cümleyi ve özelikle menzil kavramını açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Gördüm ki, gece âlemi, dünyanın yeni açılmış bir menzili gibidir. Yatsı namazında o âleme girdim. Hayalin fevkalâde inbisatından ve mahiyet-i insaniyenin bütün dünya ile alâkadarlığından, koca dünyayı, o gecede bir menzil gibi gördüm. Zîhayatlar ve insanlar o derece küçüldüler, görünmeyecek derecede küçüldüler. Yalnız o menzili şenlendiren ve ünsiyetlendiren ve nurlandıran tek şahsiyet-i mâneviye-i Muhammediyeyi (a.s.m.) hayalen müşahede ettim. Bir adam yeni bir menzile girdiği zaman menzildeki zatlara selâm ettiği gibi, 'Binler selâm sana, yâ Resulallah' demeye bir arzuyu içimde coşar buldum..."(1)

Menzil kelimesİ mekan, oda, daire anlamlarına geliyor. Hayalen bütün semayı bir daire olarak düşünecek olursak, dünya bu daire içinde küçük bir oda gibi, güneş ise bir salon hükmüne geçer... Yani insanın hayal dairesi genişledikçe, menzil kavramı ona nispetle değişiyor. Dünya bir daire olursa, bir kıta ona nispetle menzil hükmüne geçiyor.

Üstad Hazretleri burada gece alemini dünyada açılmış bir menzil olarak tasavvur ediyor. Sonra tasavvur ve hayal genişledikçe, dünya o gece içinde bir menzil, yani oda olarak görünmeye başlıyor. Nasıl maddi alemimizin nuru ve lambası güneş ise, o menzilin manevi nuru ve lambası ise Hazreti Peygamberimiz (asm)'in getirmiş olduğu iman ve marifet nurudur. Yani Hazreti Peygamberimiz (asm)'in getirdiği İslam nuru, o alemlerin mana ve hikmetlerini açan manevi bir nur ve anahtar gibidir.

Elbette bu menzilin aydınlatıcısına karşı insanda bir tanışma ve görme arzusu oluşur. Ona bütün ruhu ve kalbi ile sevgi ve saygı gösterir. İşte ruh ve kalbin bu coşkunluğu ile ona bir selam, yani dua gönderiliyor.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a, Sekizinci Nükte.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yükleniyor...