Block title
Block content

Yedinci Lem'a'nın Hatimesi'nde bahsedilen tevafukları anlamadım, izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tevafuklu Kur’an, Kur’an ayetlerinin ve surelerinin biribiri ile olan intizamlı ve harika dizilmeleri ve mütenasip bir nazım içinde olmaları anlamındadır. Bu da Kur’an’ın şekilsel ve aritmetik bir mucizevi yönünün ispat edilmesidir.

Üstad Hazretleri bu meseleyi şu şekilde tarif ediyor:

"Elhasıl: Kırk muhtelif tabakata ve ayrı ayrı insanlara, kırk vech ile Kur’ân-ı Hakîm i’câzını gösterir veya i’câzının vücudunu ihsas eder, kimseyi mahrum bırakmaz. Hattâ, yalnız gözü bulunan, kulaksız, kalbsiz, ilimsiz tabakasına karşı da, Kur’ân’ın bir nevi alâmet-i i’câzı vardır."(...)

"Ve bunların emsali pek çoktur. Hattâ bir kelime, beş altı yerde yapraklar arkasında az bir inhirafla birbirine bakıyorlar. Ve Kur’ân’ın birbirine bakan iki sahifesinde, birbirine bakan cümleleri kırmızı kalemle yazılan bir Kur’ân’ı ben gördüm, 'Şu vaziyet dahi bir nevi mu’cizenin emaresidir.' o vakit dedim. Daha sonra baktım ki, Kur’ân’ın, müteaddit yapraklar arkasında birbirine bakar çok cümleleri var ki, mânidar bir surette birbirine bakar."

"İşte, tertib-i Kur’ân irşad-ı Nebevî ile, münteşir ve matbu Kur’ânlar da ilham ı İlâhî ile olduğundan, Kur’ân-ı Hakîm’in nakşında ve o hattında bir nevi alâmet-i i’câz işareti var. Çünkü o vaziyet ne tesadüfün işi ve ne de fikr-i beşerin düşünüşüdür. Fakat bazı inhiraf var ki, o da tab’ın noksanıdır ki, tam muntazam olsaydı, kelimeler tam birbiri üzerine düşecekti."(1)

"Hem, Kur’ân’ın Medine’de nâzil olan mutavassıt ve uzun sûrelerinin herbir sahifesinde lâfzullah pek bedî bir tarzda tekrar edilmiş. Ağleben ya beş, ya altı, ya yedi, ya sekiz, ya dokuz, ya on bir adet tekrarla beraber, bir yaprağın iki yüzünde ve karşı karşıya gelen sahifede güzel ve mânidar bir münasebet-i adediye gösterir."(2)

"Haşiye-1: Tevafukat ise, ittifaka işarettir. İttifak ise, ittihada emaredir. İttihat ise, vahdete alamettir. Vahdet ise, tevhidi gösterir. Tevhid ise, Kur'an'ın dört esasından en büyük esasıdır..."(3)

Yani tevafuklu Kur’an’ın yazılmasındaki hikmet, Kur’an’ın mucizevi bir yönünü beyan ve ispattır.

Ebcet ve cifir ilmine tam vakıf olmayan birisi, bu ilme dayanan tevafuk mucizesini etraflı ve teknik bir şekilde idrak edemez. Yani şu harfin değeri şu, şu kelimenin adedi şuna müsavidir, şeklinde kendini gösteren bu mucizeyi tam anlamak için, bu ilimlerde tam vukufiyet lazımdır. Lakin Üstad Hazretleri bu hususu bizzat kendisi yapıp, neticeyi bizim için ortaya çıkardığından, bir derece biz de anlayabiliyoruz.

Yani Kur’an’ın her bir harfi, her bir kelime ve cümlesi, biribiri ile ilişki ve orantı içindedir. İşte Üstad Hazretleri, hem kendi manevi ilmi ile hem de ebcet ve cifir ilimlerinin yardımı ile bu manevi ilişkileri ve mucizevi denklikleri açığa çıkarıp, onun görsel ve sayısal açıdan da mucizeleri muhtevi olduğunu beyan ediyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup.
(2) bk. a.g.e.
(3) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...