Block title
Block content

"Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, hayr-ı mahz olan vücuttan ziyade, şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider." cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir binanın bütün tavanı, odaları ve içindekileri ile beraber temelin üstünde olması gibi, kainatta iyilik ve hayır adına ne varsa hepsinin temeli ve esası, vücut üzerine bina edilmiştir. Şayet vücut, yani varlık olmasa ona bağlı olan her şey yokluğa düşecek ve hiçliğe gidecek; onun için vücut, yani varlık nimetinin her tarafı ve her köşesi hayırdır ve güzeldir.

Bunun zıddı olan adem, yani yokluk ise, her hayrı ve güzelliği yok eden ve hiçliğe atan bir şey olmasından, her tarafı şerdir, hiçbir olumlu yönü yoktur. Adem, yani yokluk  Allah'ın bütün nimetlerini uçuran ve yok eden bir mana olduğu için, neresinde bir hayır, hangi şeyinde bir güzellik olabilir. Onun için varlığın her tarafı hayır iken, yokluğun her tarafı şerdir.

Duran ve hareket etmeyen bir araç yol kat edemez, yol kat etmeyince de hem hedefine varamaz, hem de yol boyundaki güzel manzaralardan ve konaklardan istifade edemez. Hareket eden araç ise, her gittiği yerde başka bir manzara ve güzellik ile karşılaşır ve çok lezzetler alır, bu da tam bir hayır olur. Ama hareket etmeyen araç  ileride olan manzara ve güzelliklerden mahrum kalır, bu da tam bir şer olur. İnsan da duran bir araç gibi, hayatı tek düze ve hareketsiz olursa, manevi hedeflere varamaz, hedefe varamayınca da hayatı manasız ve gayesiz olur.

Onun için Allah, insan hayatını hareket ettirerek sürekli bela ve musibetler ile terbiye ve tezkiye ediyor, atıl ve tembel  bırakmıyor. İnsanın terakki etmesi ve manevi yolları kat edebilmesi için, hayatı mücahede ve mücadele ile hareket etmesi gerekir. Durağanlık ve hareketsizlik, adem, yani yokluk hükmündedir, mücadele ve hareket ise vücut hükmündedir.

Özetle; yaratılan mevcudat daima değişmektedir. Çünkü, zamana bağlı olanların daima değişmesi söz konusudur. İnsanların bu değişkenliği ayrıca fiillerinde de caridir. Şayet insanların fiillerinde değişiklik yoksa ve farklılık yaşanmıyorsa, zahiren yaşam ve hayat olsa da, hakikatte adem ve yokluk vardır.

Mesela, birisine şöyle bir sorsanız; "Ne yapıyorsun?" Bu soruya karşılık size, "Hiç işte bildiğin gibi." diye cevap verse, buradan alınacak sonuç şu olur: Bir insan aynı tarz hayat yaşasa ve aynı fiilleri icra etse, o hayatı yaşamamış gibi kabul eder. Böyle bir insanın yaşadığı bin yıl, bir yıl gibidir. Ama bir insan daima fiil değiştiriyor ve hatta musibet ve hastalıklara da maruz kalıp, bazen de sıkıntı çekiyorsa, bu insanın hayatı artık bir anlam kazanmaya başlar. Yoksa daima sağlıklı bir hayat, hayırdan ziyade şerre vesile olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

mustafa kayapalı
Allah, insanı her nimeti zıddıyla bilebilecek şekilde yaratmış. en büyük nimet olan hayatı zıddı olan ölümle bilme durumu olmadığı için ölüme(ademe) yakın olan ve ölümü hatırlatan musibet ve hastalıklarla aslında hayat nimetinin farkına vardırıyor.Hastalık ve musibetlerle adeta hayattan muvakkat olarak koparıyor.Afiyet ve şifa ile tekrar aktif hayata döndürmekle hayatı fark ettiriyor. Ölümcül bir hastalıktan şifa bulan veya uzun süre hapis yatıp hürriyete kavuşan bir insanın hayata bakışının değişmesi buna misal olabilir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...