Block title
Block content

"Yerinde sarf olunmayan bir muhabbet-i gayr-ı meşruanın cezası, merhametsiz bir musibettir." cümlesinin izahı nasıldır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Zaten sana, sende senin nefsine olan şedit muhabbetin, Onun zâtına karşı muhabbet-i zâtiyedir ki, sen sûiistimal edip kendi zâtına sarf ediyorsun. Öyleyse, nefsindeki ene'yi yırt, Hüve'yi göster. Ve kâinata dağınık bütün muhabbetlerin, Onun esmâ ve sıfâtına karşı verilmiş bir muhabbettir; sen sûiistimal etmişsin, cezasını da çekiyorsun. Çünkü, yerinde sarf olunmayan bir muhabbet-i gayr-ı meşruanın cezası, merhametsiz bir musibettir."(1)

Cezada veya cezalandırmada merhamet hükmetmez. Cezanın tabiatında zaten merhamet etmek yoktur. Yoksa ceza diye bir şey olmazdı. Faraza; Allah’ın merhamet sıfatı, Celal ve Müntakim gibi isimleri tardedip mutlak anlamda tecelli etmiş olsa idi, o zaman cehennem ve ceza gibi fiiller vuku bulamazdı. Sadece cennet ve mükafat manaları hüküm sürerdi. Ama Allah’ın bütün isim ve sıfatları, dengeli ve muvazene içinde birbirinin hükmüne ve manasına tecavüz etmeden tecelli ettiği için, her bir isim muktezasını ve eserini ortaya koyuyor. Merhamet tecelli ediyor ama; bir yere kadar, ondan sonra Celal ve Kahhar isimleri devriye girer ki; merhametin istilasına set çeker. Yani Celal ve Kahhar isimleri, mana ve hükmünü merhamet sıfatına çiğnetmez, hükmünü icra eder. Biz bu hükmün icrasına, merhametsiz bir musibet desek yanlış olmaz, çükü cezadır.

İşte gayri meşru muhabbetin karşılığı, şefkatsiz ve merhametsiz bir musibet ve cezadır. Nasıl zina eden birisine kırbaç cezası veriliyor ise; haram sevmenin cezası da merhametsiz bir musibettir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

musstafa
burası hatalı olmuş. burada kastedilen merhametsiz bir musibet Allah'ın doğrudan vereceği bir cehennem azabı tarzında bir şey değildir. Burada kastedilen muhabbeti yanlış kullanmaktan kaynaklanan dünyadaki mahbubundan göreceği merhametsizlik ve çekeceği sıkıntılardır. Yanlış kurgulanmış netice de yanlış olmuş. Allah'ın isimlerinin istilası diğerinin set çekmesi gibi ifadeleri çok yanlış buluyorum. Kafirlerin ebedi cehennemde kalması bile Allah'ın rahmetidir. cehennemin varlığı da merhametin farklı bir tecellisidir aslında. mazlumlara olan merhamet cehennem suretinde tecelli etmiş.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Bir orkestra da hükmü ve melodisi bir birinden farklı yüz tane enstrüman var bunlar topluca ve beraberce bir sanat icra edecekler. Bu enstrümanlardan birisi diğerlerini bastırıp sadece kendi sesini icra edip duyursa hem o sanat icra edilmemiş olur hem de diğer enstrümanlara haksızlık olur hem de izleyiciler diğer enstrümanlardan mahrum kalır. Bu sebeple orkestra şefi devreye girerek her enstrümanın nerde ne çalacağını ayarlar ve hepsine izhar ve ilan hakkı verir. Bu tarzla hem sanat icra edilmiş olur hem her enstrüman mana ve sesini duyurur hem de izleyicilere güzel ve keyifli bir konser vermiş olur.

Bu misalde ki gibi Allah’ın her bir ismi mana ve hüküm bakımından bir enstrüman gibidir ve hepsi mana ve hükmünü icra ve ilan etmek istiyor. Şayet bu isimler mutlak manada tecelli ve istila etmiş olsa idi diğer isim ve sıfatlara yer açılmaz ve onlar manalarını gösteremezdiler. Bu sebeple Allah’ın sonsuz irade sıfatı bir orkestra şefi gibi devreye girip her ismin tecelli sahalarını kayıt ve sınır altına alıyor ki hem o isimler tecelli etsin hem sanat-ı İlahi ilan edilsin hem de seyircileri olan şuur sahibi varlıklar bütün isim ve sıfatları keyifle tanıyıp izlesinler.

Mesela Rahim ismi mutlak ve istila tarzında tecelli etse idi hastalık ve musibetler yol bulup bize bulaşamaz Şafi ismi de kendini izhar ve ilan edemezdi. Bu yüzden Şafi ismi kendini izhar ve ilan etmek için hastalıklar ve musibetler dairesini iktiza edip istiyor. İsimlerin ayrı ayrı birer ayna istemesi tamamen kendi mana ve hükümlerini o aynada icra edip ilan etmek istemesindendir. Allah’ın her bir isminin kainat sahnesinde tecelli daireleri ve perdeleri vardır. Bu daire ve perdeler de bir isim reis ve galiptir diğer isimler ise bu ismin emrinde ve gölgesinde hizmet ve tecelli ederler.

Mesela sema bir daire ve perdedir bu dairede ve perdede reis Allah’ın Celal ismidir. Dev galaksilerin sapan taşı gibi çevrilmesi ve zerrece yörüngesinden sapmaması Allah’ın sonsuz azamet ve kibriyasını muhtevi olan Celal ismini kör olana bile gösterir. Bu sema dairesinde ve perdesinde diğer isimler Celal isminin komutasında ve gölgesinde tecelli ederler. Yine bir çiçeğe nazar ettiğimiz zaman oradaki ince sanatlar ve güzel kokular ve estetik işlemeler Allah’ın Cemal isminin manasını zahiren ve galiben gösterir. Bu çiçek dairesinde de Allah’ın Cemal ismi reistir diğer isimler bu ismin komutasında ve gölgesinde işlerler.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
fakirullah
Evet, mesele "musstafa " kardeşin izah ettiği gibidir. Esmanın birbirini tahdit etmesi, diğer esmanın hükmü orada yok demek değildir, 24.söz 2.dalında izah edildiği gibi "o aynada galiben o esmanın hükmü görünmesi, diğerleri zımni kalması" demektir. Buradaki merhametsiz musibet, merhamet beklediği o mahbubundan merhamet görememesi manasındadır, asıl mahbubu bulamadığı için, layık olmayan bir şeye muhabbet ettiği için mahbubun fıtratı tahkir ediyor, istiskal eder, reddeder, atar. (24.söz 5.dal) “Cezanın tabiatında zaten merhamet etmek yoktur.” Cümlesi çok hatalı, koskoca 10.lema Şefkat Tokatları risalesi varken..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Gözden kaçırdığınız bir husus var oda istila ve mutlak tecelli meselesi. Yani biz bir isim diğer ismi tahdit ediyor derken istila ve mutlak tecelli  noktasından tahdit ediyor diyoruz. Yoksa bir ismin tecelli dairesinde diğer isimlerin zımni tecelli etmesi elifba meselesidir. Biz bu zımni tecelli meselesine zıt bir şey ifade etmiyoruz. İstila  ve mutlak tecelli bir ismin tamamen hakim olup nüfuz ederek diğer isimelere alan bırakmamak anlamındadır. Bu zımni tecelli ile ilgili onlarca cevap yazmışız üstelik cevabın sonunda da bu konuya değinmişiz bu yüzden konu farklı. Teemmel !

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
musstafa
Sayın editörüm, esmayı istilacı diye tanımlamak şuursuz esbab gibi bir pozisyona düşür müyor mu? Her bir esmada diğer isimler de bulunduğu için her bir esma hikmetle tecelli eder. Ayrıca esma Allah'ın zatından ayrıymış gibi bir mana da oluşuyor. Yok olmak yerine ebedi cehennemde kalmak dahi Allah'ın rahmetindendir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Aziz kardeşim burada esmanın bir biri dairesinde tecelli etmesi mevzubahis edilmiyor. Elbette cehennemde de rahmet manası var. Lakin bizim konumuz mutlak tecelli üzerine bir değerlendirme ve her bir kelime ve cümlemiz Ehlisünnet ve kelam ilmine uygundur. İstila mutlakiyet anlamında kullanılıyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...