Block title
Block content

"Yetmiş bin perde tabir olunan berzah-ı esma ve tecelli-i sıfat ve ef'al ve tabakat-ı mevcudatın arkasına kat-ı meratib etmek..." Cenab-ı Hakka kurbiyet nasıl cereyan ediyor, daire-i sıfata yanaşmak ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada yetmiş bin nurani perde Allah’ın isimlerinin tecelli ettiği dairelerdir.

Mesela sema bir dairedir, bu dairede reis Allah’ın Celal ismidir. Dev galaksilerin sapan taşı gibi çevrilmesi ve zerrece yörüngesinden sapmaması Allah’ın sonsuz azamet ve kibriyasını muhtevi olan Celal ismini kör olana bile gösterir. Bu sema dairesinde diğer isimler Celal isminin komutasında ve gölgesinde tecelli eder. Bu daire Celal isminin perdelendiği, yani sergilendiği bir dairedir.

Yine bir çiçeğe nazar ettiğimiz zaman oradaki ince sanatlar ve güzel kokular ve estetik işlemeler Allah’ın Cemal isminin manasını zahiren ve geliben gösterir. Bu çiçek dairesinde de Allah’ın Cemal ismi reistir, diğer isimler bu ismin komutasında ve gölgesinde işlerler. Bu çiçek dairesi de Cemal isminin perdelendiği, yani sergilendiği bir dairedir. 

Bunun gibi kainatta ve mevcudatta her ismin kendisini izhar edip gösterdiği daireler ve perdeler  vardır.  

Yoksa Allah bir mekanda bulunuyor da bu mekana ulaşmak için yetmiş bin perdeyi ve kapıyı aşıp ona ulaşmak anlamında değildir. Nurani perde lafzında şöyle latif bir nükte var: Her bir perde, bir ismin manasını sergilediği için bir nevi bu perdeler Allah’ın isim ve sıfatları hakkında bizi aydınlatıyorlar, bize nuraniyet bahşediyorlar. Bize tiyatro perdesi gibi lezzet veriyor. İnsan tefekkür ve maneviyat olarak bu perdeleri okudukça geçer ve tefekkürü ve maneviyatı külliyet ve terakki kazanır.   

Allah’ın her şeye yakın olması, isim ve sıfatlar ciheti iledir, yoksa zat ve mekan olarak değildir. Güneş ışığı ile nasıl göz bebeğimize kadar giriyor, ışığı noktasında nüfuz etmediği yer yoktur, ama zatından bir pırıltı gözümüze gelse gözümüzü patlatır. Aynı şekilde Allah da kainata ve mevcudata isim ve sıfatları ile yakındır ve her şeye nüfuz ediyor, yoksa zatı itibari ile uzaklık ya da yakınlık söz konusu değildir.

İnsan, bu isimlerin kendilerini sergilediği daireleri tefekkür noktasından cüzi ve külli makamlarda okursa bu isimleri geçmiş oluyor. Yoksa bir yer var da oraya ulaşıp isimleri ve sıfatları geçmek değildir. Zira Allah’ın isim ve sıfatları ezeli ve ebedidir, fani olan insanın ezeli sıfatları geçmesi diye bir şey olmaz. Öyle ise geçilen şey isim ve sıfatlar değil, onların tecelli ve taalluk ettiği mevcudat daireleridir. İnsan bu daireleri imandan gelen tefekkür ile güzelce okursa, Allah’a kurbiyet kesp eder, yani manevi yakınlık kazanır, yani Allah katında makbul bir kul olur, demektir.

Mesela kendi küçük soframızda Allah’ın Kerim ve Rezzak isimlerini cüzi olarak okuduktan sonra oradan mahalleye, oradan şehre, oradan ülkeye, oradan tüm yeryüzüne, oradan bütün mahlukata intikal edersek, Kerim ve Rezzak isimlerinin manalarını her dairede okumuş ve külliyet kazanmış oluruz. 

İşte bazı insanlar bu dairelerin cüzisinde boğulduğu için, yani okuyamadığı için, külliyete yanaşamıyor; yanaşamayınca da o isimlerin külli manalarını elde edemiyorlar demektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...