Block title
Block content

Yıllarını hizmete adamış, sonra bir şekilde ayrılmış bir zat için; "akıbetinin iyi olmayacağı, işlerinin yolunda gitmeyeceği" ifadelerinin doğruluk derecesi nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın imtihanı beşikten başlar, mezara kadar devam eder. Bu sebeple hayatımızın her safhası imtihan ve tecrübedir. Kimse, "Ben belli bir yaştan sonra daha hizmet etmem, daha hizmete ihtiyacım yok." diyemez, derse kendini kandırmış olur. Yani nefis ve şeytanın, insanı ne zaman alt edeciği belli değildir. Bu yüzden insan son nefesine kadar teyakkuz içinde olmak zorundadır.

Üstad Hazretleri imanın ve hizmetin en güzel derecelerini gördüğü ve zevk ettiği halde, hiçbir zaman hizmeti terk edip bir kenara çekilmemiştir. Bilakis son nefesine kadar hizmetin en kamil ve faal makamında bulunmuştur. Bütün peygamberler ve onların yolunu takip eden büyük zatlar da aynı şekilde hareket etmişler. Bu dünya hizmet ve meşakkat yeridir, ücret ve mükafat ise; ancak ahiret hayatındadır. İslam dininde emeklilik kavramı diye bir kavram yoktur; mümin her zaman ve her halinde hizmet ile mükelleftir.

Herhangi bir sebepten dolayı küsmüş ya da darılmış ağabeyleri, ümitsizliğe sevk edecek tavır ve davranışlardan da kaçınmalıyız. Onları belki bir müddet kendi haline bırakıp düşünmesi için fırsat verilebilir; lakin sen yoluna ben yoluma deyip onu itham etmek derecesindeki bir tavır, doğru bir tavır değildir. O gibi ağabeylerle irtibat sağlanmalı, bir şekilde hatasını anlayacak yollar aranmalıdır.

İşlerin kötü gider, sen artık bittin, sen helak oldun gibi zecr edici ifade ve tavırlar, kişiyi daha da kötü bir hale sevk eder. Böyle söylemlerden kaçınılmalıdır. Hizmet noktasından her pasif insan kaybeder düşüncesi de doğru bir düşünce değildir. Bu insanların konumu ve mizacına göre farklılık arz edebilir. Yani bazılarının belli bir yaştan sonra pasifleşmesi normaldir, zira yaş kemale erdikçe insanın enerji ve duyguları da pasifleşir. Aktif hizmetten pasif hizmete geçer. Aktif hizmeti gençler yaparken, pasif hizmetleri de tecrübeli ve ihtiyar ağabeyler görür ya da böyle bir tarz oluşturulabilir.

Tabi hizmeti tamamen bırakmak ve terk etmekte büyük zarar ve riskler vardır. Önemli olan son noktayı koyabilmektedir. Bir hadiste bu mana şu şekilde izah ediliyor. Abdullah b. Mesud anlatıyor: Peygamberimiz (asv), şöyle buyurdu:

“Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer. Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete girer.”(1)

Bu mana gereğince, bütün büyük zatlar akibetinden endişe etmişler. Allah bizleri, son nefesimize kadar istikametten ayırmasın. (amin)

(1) bk. Kenzu’l-Ummal, h. No: 576. Bu hadis, Nesaî hariç bütün kütübü sittede geçmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Talib-i İlim

Sevgili Hocam; Yüksek müsadelerinizle bu yorumumu bir soru olarak cevaplamanızı rica ediyorum.Bir eve gidip risaleleri dinleyip, birbirinin acısını kederini dinlemeden, sevincini paylaşmadan, kuru kalabalıklar halinde dağılmak hizmetmidir? Eğer risale okumak hizmetse ben evimde okumamla bir kuru kalabalık( cemaat diyemiyorum) içinde risale dinlemem arasındaki farkı bana anlatınız lütfen.Bir cenazem olduğunda yalnız kalacaksam, sıkıştığımda borç para bulamayacaksam, derdimi anlatırken adam sözümü bile bitirmeden sırtını bana dönerek risale okuyacaksa, ben bu hizmetten ne anladım? Lütfen açık cevap istiyorum.Risale okumak ayetlerin ve hadislerin bizlere yüklediği sorumluluklardan bizleri muaf tutarmı? acı doyurmak yoksulu giydirmek bir dertlinin gözyaşını dindirmek,( Hazreti Abbas efendimizin bir sahabinin bir problemini çözmek için itikaftan çıktığını biliyorum yanılıyormuyum acaba) akrabaları ziyaret etmek,insani ilişkiler beşeri münasebetler vb.Bu konularda ben çevremde güzel numune göremediğimi hüzünle söylemek isterim.Benim niyetim kimseyi tenkit etmek değil.Sorguladığım şudur: herkes kendisine bir makam veriyor bir paye veriyor.Şimdi ben bir çok nur talebesinden duydum.Üstad hazretleri buyurmuş ki" Bu risaleleri okuyun öbür tarafta sırtımın yükü olun" sözün hangi makamda ve kime söylendiğini bilmiyorum.Ben üstad hazretlerine günde en az bir kez dua eden bir insanım.Ama şunu biliyorum.Peygamberimiz kızına ve amcasına şöyle buyurmamışmıydı: " Allahtan nefsini satın almaya bak kızım/ amcacığım.Yoksa senin içinde ahirette bir şey yapamam." Ehli tarik kendi şeyhinin üstünlüğünü dayatır.O yolda gitmezsen kaybedersin der.Yaşantısıyla kurana ve sünnete abone olmayan Amelleriyle Allahı razı edemeyen bir insana hangi alim ve kim şefaatci olacak lütfen beni aydınlatınız bende bileyim.Bu iş bu kadar kolaysa bende takım tutar gibi bir yere abone olayım hemen.Ayrıca "insanlar helak oldu demek" hadislerde yasaklanmamışmıdır? Risalei nurların yakın bir geçmişi var.Pekiyi insanlar risale okumadan imansız gidiyorlarsa risalei nurlar telif edilmezden önce insanlar neyle imanını kurtarıyordu? Hele şu bir çelişki değilmidir? Bir çok nur talebesiyle teşriki mesaimiz oluyor.Bazı meseleleri mütala ediyoruz.Bütün sözler ayetlerin ve hadislerin terazisinde tartılması gerekirken hadisleri risalelerin terazisinde tartıyoruz.Bu ne acaip çelişkidir? o zaman buhariyi kütübü sitteyi ehli sünnetin dev kelam alimlerini bırakalım.Daha öncede söylediğim gibi bu insanlar borç para bulmaya gelince ehli dünya diye sırtını döndüğü insanların kapısında görünüveriyor.Ama 5 vakit sohbet ettiği ortamda psikolojik ailevi ve ekonomik sırlarını paylaşamıyor.Eğer risale hizmeti sahabe hizmetiyse sahabeler birbirinin her ihtiyacını gidermedilermi evlerini tarlalarını açmadılarmı? Ben bir eve gidip iki saat risaleleri gık çıkarmadan anlamadığı yerleri anlamadığı halde sormadan dinleyerek günlerini geçirmenin bana bir şey katmayacağını düşünüyorum.Bende girerim nete.Siteden yazıları okurum, sesli kayıtları dinlerim.Evimde eşim ve çocuklarım.İşte olduk bir cemaat.Risale okumayanlar son nefesinde imansız giderler demek büyük bir cüret değil mi? Biraz daha ileri giderek söyleyim küstahlık değil mi? Hele bunu genellemek.Allah'tan senetmi aldık.Bu tarz söylemler uhuvvet risalesinde yasaklanmamışmı? Son olarak bir şey daha sormak istiyorum.Gırtlağına kadar kul haklarıyla dolu bir kişi risale dinliyor okuyor diye ondan kul hakları kalkarmı? Buna kim kefil olur lütfen söyleyiniz.Peygamberimiz borçlu kimselerin namazını kıldırmamıştır.Borcu taahhüd eden birisi olursa kıldırmıştır.Yanlışmı hatırlıyorum? Ayrıca kul haklarının şehitlerden bile düşmediğini okumuştum.Yanlışmı hatırlıyorum.Lütfen düzeltiniz.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Talib-i İlim
Hazreti ömer Efendimiz bile, sağlığında cennetle müjdelenmiş iken kendisini garantide görmemiştir.Münafıkların listesinin kendisinde bulunduğu bir sahabiyi adım adım takip etmiş o listede kendisinin olup olmadığını merak etmiştir.Hazreti Ömer efendimiz sağlığında cennetle müjdelenmesine rağmen kendini garantide görmezken bir tefsir okuyorum veya bir şeyhe intisaplıyım diyerek kişi kendisini garantide görüyorsa bu "kibir ve ucub" olmaz mı?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
gokmen
hizmetten ayrıldıktan sonra ortada kalıyor buna şeytan daha çok musallat olmuyormu?daha çok günahlara giriyor,artık her şey onun için basitleşiyor.böyle bir insan bu durumdan kurtulması için tekrar hizmetemi yönelmesi lazım?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Anlattıklarınızı kim yaşarsa yaşasın yanlış yapar. Dediklerinize tamamen katılıyoruz. Rabbimiz bizi bu hallere düşmekten muhafaza etsin. 
Bir cemaate girmek, kurtulmak demek değildir, imtihan bitti demek değildir. Tam aksine daha büyük imtihanlar başlıyor demektir. 
Bazen naehiller bir işe girerek işi karıştırıyorlar. Bunu bütün cemaate mal etmek de doğru değildir. Bazı Müslümanların yanlışını bütün Müslümanlara vermek doğru olmadığı gibi, bir doktor yanlış yapıyor diye bütün doktorları suçlamak doğru olmadığı gibi...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
MFASARI
Talib-i ilim isimli kullanıcın yazdıklarına tamamen katılıyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun inşallah
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
sanahasret
S.a Talib-i ilim kardesin dediklerine katiliyorum herseyi en iyi bilen Alim Allah'tir.. O bizi dogru yoldan sunnetten ayirmasin insaAllah.. Nurlar kalbimizin nuru,lakin su kanaatteyim ki bazi insanlar cikar ki menfi hareketlerinden dolayi sogutur insanlarin icindeki Nurlara karsi sevgisini.. Allah yar ve yardimcimiz olsun ins..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Talib-i İlim
Sevgili hocam, zaman ve emek ayırdığınız için çok teşekkür ederim.Ben öncelikle şu hususun altını çizmek istiyorum.Derdim insanlar değil benim.Benim derdim bana yeter zaten.Ben dinimi en güzel ve sağlıklı şekilde öğrenmeye çalışıyorum.Soru sormamın ve sizleri meşgul etmemin tek nedeni budur.Zaman ayırdığınız için Allah sizlerden razı olsun.Size özel bir soru yazmıştım.Bir olay anlatmıştım.Bu yorumun içindeydi.Cevabının e-mail adresime gönderilmesini istirham etmiştim.Acaba o konuda bir mail attınız mı, çünkü cevaben bir mail gelmemiş.Sizden o konuda islam hukukuna göre bir cevap bekliyorum.Beni aydınlatırsanız sevinirim.Allah razı olsun diyorum.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Fıkıh ve ilmihal konuları sitemizin alanına girmemektedir. Bu boşluğu bir diğer sitemiz olan sorularlaislamiyet.com sitemiz doldurmaktadır. Bu tür sorularınızı ismini verdiğimiz siteye gönderseniz daha isabetli olacaktır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...