Block title
Block content

Yirmi Altıncı Mektub, Dördüncü Mebhas, Altıncı Mesele'deki temsili izah eder misiniz? Burada anlatılmak isenen nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sebr ve Taksim: Mantıkta bir isbatlama tarzı ve usulüdür. Bu iki kelime beraber kullanıldığı gibi, "delil-i taksim, delil-i münkasım" gibi tâbirlerle de söylenir. Bu isbatlamada bir şeyin aslında bulunan vasıflar, illet olmaktan birer birer iptal edildikten sonra, tam illet olmaya elverişli olan tespit edilir.

Sebr: Kelime olarak denemek, imtihan etmek manalarına gelir. Kuyunun derinliğini anlamak için yoklamak gibi. Sebrin en önemli manası ispatlanacak şeyin dışındaki muhtemel ve mümkün hallerini inceleyip tetkik ettikten sonra, onları ayıklayıp saf dışı etmektir. Muhtemel ve mümkün manalar ayıklandığı ve saf dışı bırakıldığı zaman, asıl ispat edilmesi istenen hal ve durum sabitlik kazanır. 

Taksim: Kelime olarak bölme, parçalara ayırma anlamına gelip, bu delildeki manası ise  ispat edilecek şeyin  mümkün ve muhtemel her durumunu sınıflandırıp tasnif ettikten sonra, sebr etmek, yani parçalara ayrılmış her bir imkan ve ihtimali incelemek ve hakikatini beyan etmek anlamına geliyor.

Mesela Peygamber Efendimizin (asm) muhtemel ve mümkün olan bütün menfi ve müspet sıfatlarını taksim ettikten sonra, taksim edilen bu menfi sıfatların imkansızlığını sebr edip, yani tahkik ve tetkik ile ortaya koyup ispat edildiği zaman, onun müspet ve mükemmel sıfatları sabitlenip ispat edilmiş olur.

"O doğru veya yalancı bir insandır." önermesi taksim oluyor. Bu iki halden başka da bir hal olmayacağına göre,  bu sıfatlardan yalancı olmasının imkansızlığı ispat edildiği zaman, onun doğru bir insan olduğu sabitlenmiş ve ispatlanmış oluyor. Bu misali diğer hususlara da tatbik edebiliriz.   

İşte Altıncı Mesele'deki temsil bu mantıki delili teşbih ile derinleştirip umumileştiriyor. Bahsin sonundaki şu paragraf bu delilin özeti gibidir:

"İşte bu sırra binaen, o Şeytanla münazara edilen Birinci Mebhas, ehl-i imanın imanını muhafaza etmek için mu’cizât-ı Ahmediyeyi bilmeye ve kat’î burhanlarını öğrenmeye muhtaç etmiyor. Ednâ bir emâre, küçük bir delil, onların imanlarını kurtarıyor. Kuyu dibindeki esfel-i sâfilînde olmadığına, her bir hal-i Ahmediye (a.s.m.), her bir haslet-i Muhammediye (a.s.m.), herbir tavr-ı Nebevî (a.s.m.), birer mu’cize hükmüne geçer, âlâ-yı illiyyînde bir makamı bulunduğunu ispat eder."(1)

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dördüncü Mebhas, Altıncı Mesele | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2265 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...