Yirmi Altıncı Söz'ün Zeylinin telif tarihi nedir? Tarikatın evradı olarak tarif edilen hususlar, bir tasavvuf tarikatının usulü olarak değerlendirilmesi mümkün mü? Tarikat tarifi olan Zeyl ile "Zaman tarikat zamanı değildir." sözü nasıl bağdaştırılabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu Zeyil'de Rahmân, Rahîm ve Hakîm isimlerine ulaştıran, Kur’ân’dan alınma “acz, fakr, şefkat ve tefekkür” yolu; bu yolun şartları ve tarikatten farkları izah ediliyor. Tarikatın usulünden ziyade Risale-i Nur mesleğinin usulü ve hareket tarzı izah ediliyor.

Tarikatın usulü uzun ve meşakkatli iken, Risale-i Nur mesleğinin usulü kısa ve kolaydır. Ama on ve yedi hatve, tarikat mesleğinde gidenlerin bir usulüdür, böyle bakılabilir. Burada sadece isminden bahsediliyor, muhtevası hakkında pek bir malumat verilmiyor.

Hafi ve on hatve ile gidenler Nakşiler iken, cehri ve yedi hatve ile gidenler Kadrilerdir.

Üstad Hazretlerinin ilim adamı kimliği ile tarikatı izah edip, kendi mesleği ile kıyas etmesi, tarikatı telkin etmesi anlamına gelmez.

"Zaman tarikat zamanı değil." derken, Üstad Hazretleri tarikatı külliyen inkar etmiyor; sadece eski zamanda tatbik edilen tarikat usullerinin, bu zaman insanlarına tatbikinin zor olduğuna işaret ediyor.

Modern çağın insanlarının içtimai hayatı bırakıp çile ve riyazet ile nefis terbiyesine girişmesi, hakikaten zamanın ilcaat ve gereklerine pek uygun düşmüyor. Üstad Hazretlerinin işaret etmek istediği husus bu noktadır, yoksa -haşa- tarikat gereksiz ve yersiz, demiyor.

Sözlerin telifi / yazılması, genel olarak 1926-1934 Barla döneminde tamamlanmıştır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Risale-i Nur Külliyat'ının telif tarihleri hakkında kronolojik bilgi verir misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

aynurkus

Tarikatin ve hakikatin en yüksek mertebeleri, şeriatın parçaları(mesela; bir ağacı düşünelim
Kökleri; Şeriatın Emir ve yasakları olsa, gövdesi; Tarikat, dalları; hakikat, yaprakları; marifet, meyvesi; tasavvuf olurdu.) hükmüne geçer; yoksa daima vesile ve mukaddime ve hâdim hükmündedirler.

Neticeleri, şeriatın (yorum kabul etmeyen kesin hükümler)muhkemâtıdır.

Yani, Şeriatın hakikatine (kemâline) yetişmek için, tarikat ve hakikat meslekleri, vesile ve hâdim ve basamaklar hükmündedir -Mektubat-

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
oğuzhangözüpek
üstadımız belki de bir kalbe gelen his ile bilmiş ki; Ahir zamanda yapılacak külli hizmetlere bir Şeyhi Ekber ile dahi muvaffak olunamaz,Ancak Bir Şahsı Maneviyi temsil eden , her biri ayrı bir Tarıkın Şeyhi Ekberi hükmüne geçen çok zatların iştiraki ile bu külli vazife deruhte edilebilir. O halde zaman tarikat zamanı değil Cemaat zamanı demek yanlış olmaz.Hem Cemaat kelimesi,Cem den kinaye toplanmayı,bütünlüğü çağrıştırırken Tarikat kelimesi ayrı ayrı yolları dolayısı ile ayrılmayı çağrıştırmaktadır. Yani zaman bütünleşme zamanıdır,ayrı ayrı yollara giderek bölünme zamanı değildir. İlginç bir tevafuk olarak aklıma geldi.Selam ve Dua ile
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ihlasnur
Şu anda Tarikat nam altında olanlar tarikat değil cemaat hizmeti yapmaktadırlar. Tarikatta hülasaten her şeyi terk lazımken terk-i Dünya, ukba, hesti, terki terk iken bu terkler celbe inkılab etmiş. celb-i dünya, ukba, hesti, celb-i celb. mesela: Telefon kullanmak, internet kullanmak, tv seyretmek.. bu gibi hususlar tarikatte olmayan şeylerdir. şayet varsa ismen tarikattır ama işleyiş olarak değildir. Cemaatten maksad ise ortak hareket etmektir. tarikattan maksad ise ferdi harekettir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...