Block title
Block content

Yirmi Beşinci Söz pek acele ve müşevveş haletler içinde telif edilmiş, böyle olmasının sebebi neydi, neden şartlar daha iyiyken kaleme alınmamış?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Akademik çalışma yapanlar, bir eser yazarken öncesinde o sahada yazılmış nice eseri okur, bunlardan notlar alır, fişleme yapar, daha sonra oturur eserini yazar. Bediüzzaman'ın yazdığı eserler ise bu türden değildir. O, okuduğu eserleri ezber derecesinde hafızasında tutmuş, eser telif ederken yer yer onlardan nakillerde bulunmuş, ama çoğu kere de tamamen yeni şeyler söyleyerek ilme önemli katkılar sağlamıştır.

Kur’an mucizelerini anlatan Yirmi Beşinci Söz’de, başka eserlerden doğrudan nakillerde bulunmaz. Bu sözde sadece ve sadece ayetler ve o ayetlerin açıklaması vardır.

“Birinci Şule’nin ahirlerinde eski hurufatla tab etmek için gayet süratle yazmaya mecbur olduk...”(1)

demesinden anlaşıldığı üzere, eser 1927-1928 yıllarında yazılmıştır. O yıllarda Bediüzzaman Isparta’ya bağlı Barla Köyünde sürgündedir, gelip gitmesi kontrol altındadır. Yanına gelip gidenler sorgulanmaktadır.

Böyle bir ortamda, kendisinin başka eserlere bakmaya zaten imkânı da yoktur. İşte bu eser böyle vasatta yazılmış olmakla beraber, “âlimlere hayret verecek derecede âlimane, derin ve kuvvetli bir tarzda beyan edilmiş.”tir...

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Mu'cizât-ı Kur'âniye Risalesi | Yazar: Şadi EREN ( Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1025 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...