Block title
Block content

Yirmi Beşinci Söz'de: "Âyetü´l-Kürsîde on cümle ile on tabaka-i tevhidi ayrı ayrı renklerde ispat etmekle beraber,.." ifadesi geçmektedir. Nasıl ispat ettiğini açıklayabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"ALTINCI NÜKTE-İ BELÂĞAT: Kâh oluyor ki, âyet, geniş bir kesrete ahkâm-ı rububiyeti serer, sonra birlik ciheti hükmünde bir rabıta-i vahdetle birleştirir, veyahut bir kaide-i külliye içinde yerleştirir."

"Meselâ, وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِىُّ الْعَظِيمُ  İşte, Âyetü’l-Kürsîde on cümle ile on tabaka-i tevhidi ayrı ayrı renklerde ispat etmekle beraber مَنْ ذاَ الَّذِى يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ cümlesiyle, gayet keskin bir şiddetle şirki ve gayrın müdahalesini keser, atar. Hem şu âyet İsm-i Âzamın mazharı olduğundan, hakaik-ı İlâhiyeye ait mânâları âzamî derecededir ki, âzamiyet derecesinde bir tasarruf-u rububiyeti gösteriyor. Hem umum semâvât ve arza birden müteveccih tedbir-i ulûhiyeti en âzamî bir derecede, umuma şamil bir hafîziyeti zikrettikten sonra, bir rabıta-i vahdet ve birlik ciheti, o âzamî tecelliyatlarının menbalarını وَهُوَ الْعَلِىُّ الْعَظِيمُ ile hülâsa eder."(1) 

"Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür." (Bakara, 1/255)

"Allah o İlahtır ki kendisinden başka ilah yoktur."

Uluhiyet Hakikatidir. 

"Haydır, kayyûmdur. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutar."

Hayat ve kayyumiyet hakikatidir.

"Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur."

Malikiyet hakikatidir.

"İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine?"

Mutlak hakimiyet hakikatidir ki, şirke ve gayrın müdahalesine asla müsaade etmez.

"Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir."

İlim hakikatidir. Evet tevhidin en parlak delillerinden birisi de ilimdir.

"Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar."

İrade ve meşiet hakikatidir ki kainattaki hadsiz imkanat buna delildir.

"O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır."

İhata ve ıtlak hakikatleridir. Evet Allah’ın isim ve sıfatları bütün mahlukatı kuşatmıştır, hiçbir şey hariçte kalmamıştır.

"Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür."

Muhafaza ve murakabe hakikatidir ki ism-i Hafiz ve Rakib’in tecellisidir.

Özet olarak saydığımız bu on burhanın tafsili, Risale-i Nurların muhtelif yerlerinde genişçe izah edilmektedir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, İkinci Şule.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...