Block title
Block content

"Yirmi Dokuzuncu Mektubun Üçüncü Kısmının Dokuzuncu Meselesinde emir buyurulan hizmet-i Kur’ân’dan fakirin hissesine iki erkek ve bir kız çocuğu düşmüş imiş." Dokuzuncu mesele zahirde görünmüyor, bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Yirmi Dokuzuncu Mektub'un Üçüncü Kısmının Dokuzuncu Mes'elesinde emir buyurulan hizmet-i Kur'an'dan fakirin hissesine iki erkek ve bir kız çocuğu düşmüş imiş. Aynı emri alıp gelirken düşünüyordum; acaba akraba-i taallukatımda çocuklar var, hangisini intihab edeyim? Benim bu düşünceme manen denilmiş ki: Hay Ali! Kendi re'yine muhtar değilsin. Onun intihabı başka kapıya aittir. Üç gün sonra Yaşar ve Necati isminde iki çocuk, bana hem refik, hem ders arkadaşı ve bir derece onlara kalfa olarak tayin edildim. Çocuklar hurufatı tam bilmedikleri için bazan yazı ile bazan kitabdan gösteriyordum. Bir ay sonra Kur'an okumaya başladılar.”(1)

Hâfız Ali Ağabey'in Üstad Hazretlerine hitaben kaleme aldığı bir lahika mektubunda söz konusu olan mezkûr fıkrada mevzu bahis olan, “Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Üçüncü Kısmının Dokuzuncu Mes’elesinin” mahiyet ve keyfiyetine dair elimizde tam bir malumat olmakla birlikte, istifadeye medar bazı hususi istihraçları da bu vesile ile arz ediyoruz:

a. “Şu üçüncü kısım Dokuz Mes’ele'dir.”(2)

Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Üçüncü Kısmının Dokuz Mes'elesi vardır.

b. “Bu üçüncü kısmın mütebâki mes'eleleri ile Dördüncü Kısım tevafukata dair olduğu için; tevafukata dair olan fihriste ile iktifa edilerek, burada yazılmamışlardır.”(3)

Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Üçüncü Kısmına ait Dokuz Mes’elenin “Birinci Mes’elesi” Mektubat mecmuasında dercedilmiş olup, mütebaki Sekiz Mes’elesi ise yazılmış olmakla birlikte bu mecmuada neşredilmemiştir.

c. “Sekizinci Kısım olan Rumuzat-ı Semaniye; 'Sekiz Remiz'dir, yani sekiz küçük risaledir. Şu remizlerin esası, İlm-i Cifr'in mühim bir düsturu ve ulûm-u hafiyenin mühim bir anahtarı ve bir kısım esrar-ı gaybiye-i Kur'aniyenin mühim bir miftahı olan tevafuktur. İleride müstakillen neşredileceğinden buraya dercedilmedi.”(4)

Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Sekizinci Kısmı olup, Mektubat mecmuasında neşredilmeyen gayr-i münteşir hususi bir risale olan “Rumuzat-ı Semaniye” risalesinde; mezkûr Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Üçüncü Kısmına ait “Dokuz mes’elenin” tamamı neşredilmiştir.

d. Rumuzat-ı Semaniye Risalesinin Üçüncü Parçasında tamamı neşredilen ve Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Üçüncü Kısmının Dokuz Mes'elesinden olmakla birlikte mezkûr lahikada mevzu bahis olan fıkrada işaret edilen “Dokuzuncu Mes’ele”yi istifadeye medar olması dua ve temennisiyle aynen dercediyoruz.

Zira bu mes’ele-i mühimmede Üstad Hazretleri “Nur talebesi” namzedi her bir kardeşimize “Her birimiz evladı varsa laakal bir veledini, yoksa müstaid başka bir çocuğa Kur’an’ı öğretmeliyiz. Kendi öğretmese de öğretmek için himaye ve teşvik vasıtasıyla birisini yetiştirmeli.”(5) suretinde beyan ettiği ve “yevm-i mahşerde nurun sancaktarı” unvan-ı alisini bihakkın kazanan Hafız Ali Ağabey'in “emir” olarak telakki etttiği bir ehemm mananın “yaparak ve yaşayarak” tahakkukunu icab ettiriyor; Nur talebelerinin hayat-ı içtimaiye-i dünyeviyesinde...

“Dokuzuncu Mes’ele:

"Ey ihvan: Madem Cenab-ı Hak Kemal-i Rahmetiyle bizi Kur’an-ı Hâkim’e hizmetkâr kabul ettiğini gösterir bir tarzda bizi muvaffak ediyor. Biz de merhametine ve inâyet ve tevfîkine istinad edip o merkez-i nuraniyenin etrafında mütesanid bir daire-i muhite olmaya çalışmalıyız. Ve hatt-ı Kur’an’ın ref’ine çalışanları susturmalıyız. Ve Kur’an’ı unutturmaya niyet edenlerin niyetlerini onlara unutturmalıyız."

"Evvelâ: Her birimiz evladı varsa laakal bir veledini, yoksa müstaid başka bir çocuğa Kur’an’ı öğretmeliyiz. Kendi öğretmese de, öğretmek için himaye ve teşvik vasıtasıyla birisini yetiştirmeli."

"Sâniyen: Kardeşlerimizde arabi hattı varsa çok güzel olmak şart değil, tayin ettiğimiz tarzda bir iki cüz’ yazmaya gayret etmek; arabi hattı olmayanlar, onlara o yazanlara ciddi muavenet etmek lazım geliyor.

"Sâlisen: Bize fikirleriyle, kalemleriyle yardım etsinler. Buldukları mezaya-yı Kur’aniyeyi bize bildirsinler. Çünkü: Umum ihvan namına bu mühim mes’ele ortaya konuluyor. Bir iki şahsın haddi değil bunu çevirebilsin. Hem Selef-i Salihin, Kur’an’ın haşiyelerinde hiçbir şeyin konulmasına müsaade etmiyordular. Sonra müteahhirin Ulema, Kur’an’a ait bazı şeylerin haşiye yerinde yazılmasına fetva verdiler. Sonra muhtasar tefsîr; Arapça olsun, Türkçe olsun Kur’an’ın sahifesinin etrafında yazılmasını kabul ettiler. Ben seleflerin içtinabından korkuyorum, cesaret edemiyorum. Sizin reyiniz inzimam ederse Kur’an’ın i’câzı, zahiri ve manevisine medar bazı işaretler ile haşiyesinde herhangi risalede izah ve isbat edildiğine işaret olunacaktır.”(6)

Dipnotlar:

(1) bk. Barla Lahikası, 12. Mektup.
(2) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektub, Üçüncü Risale Olan Üçüncü Kısım.
(3) bk. age., Dördüncü Risale Olan Dördüncü Kısım.
(4) bk. age., Sekizinci Kısım Olan Rumuzat-ı Semaniye.
(5) bk. Rumuzat-ı Semaniye Risalesi, Üçüncü Parçası, Yirmi Dokuzuncu Mektub, Üçüncü Risale Olan Üçüncü Kısım, Dokuzuncu Mes’ele.
(6) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...