Block title
Block content

Yirmi Dördüncü Mektup'un Birinci Zeyl'inde Üstad duanın kabulu için üç madde saymış. Hadis ve ayetlerde böyle bir sınırlama görmedim, duymadım. Allah Teâlâ'dan her şey istenebilir. Bunu nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ya istidat lisanıyladır ki bütün nebâtat ve hayvânâtın duaları gibi ki, herbiri lisan-ı istidadıyla Feyyâz-ı Mutlaktan bir suret talep ediyorlar ve esmâsına bir mazhariyet-i münkeşife istiyorlar."

Kabiliyet dili ile yapılan duadır. Mesela kayısı çekirdeği kayısı olmak için kabiliyet dili ile Allah’tan istiyor. Bir kartal yumurtası kartal olmak için kabiliyet lisanı ile Allah’tan talepte bulunuyor. İnsan da aynı şekilde fıtrattan gelen bir çok kabiliyetlerle kabiliyet dili ile Allah’tan talep ederse, Allah bu talebi ekseriya  geri çevirmez. Yalnız kabiliyet doğrultusunda istemek gerekir. Kabiliyetimiz olmadığı bir sahada talep edersek, Allah bunu vermez, kayısının erik olmak istemesi gibi. 

"Veya ihtiyac-ı fıtrî lisanıyladır ki bütün zîhayatların, iktidarları dahilinde olmayan hâcât-ı zaruriyeleri için dualarıdır ki, her birisi o ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla Cevâd-ı Mutlaktan idame-i hayatları için bir nevi rızık hükmünde bazı metâlibi istiyorlar."

Allah kainatta var olan bütün mahlukatı ihtiyaç ve fakirlik içinde yaratmıştır. Özellikle hayat ve şuur sahibi varlıklar kainatta her şeye muhtaç olarak yaratılmışlardır. İşte bu ihtiyaçların hepsine birden fıtrat denilebilir. Yani bütün mahlukatın mahiyet ve fıtratı ihtiyaçlar ile kaplanmıştır. İşte bu ihtiyaçlar da bir nevi Allah’tan talep ve istekte bulunuyorlar. Mesela bir mide acıkması ile Allah’tan rızık talep ediyor. Bir göz görme ihtiyacı ile renkleri ve görüntü alemini talep ediyor ve hakeza. Allah da bu ihtiyaçlara mutlak bir ekseriyet ile cevap veriyor. Zira mahlukatın bu ihtiyaçları tedarik etmesi imkansızdır. Mesela bir elmanın icadı için bütün kainatın çarklarını işletmek ve döndürmek gerekiyor. Bunu da ancak Allah yapabilir.

"Veya lisan-ı ıztırariyle bir duadır ki, muztar kalan her bir zîruh, kat'î bir iltica ile dua eder, bir hâmî-i meçhulüne iltica eder, belki Rabb-i Rahîmine teveccüh eder."

Istırar dili ile yapılan duadır. Istırar, bir şahsın zor bir durumda kalıp çaresiz bir hale düşmesi, zorunluluk demektir. Mesela okyanusa düşen bir adamın kırık bir tahta üstünde yaptığı dua gibidir. Çok zor bir durumda olmasından dolayı, o hali Allah’ın şefkatini daha kuvvetlice kendisine çekiyor. Bütün sebeplerin sukut edip, sadece İlahi kudretinin göründüğü bir haldir. Bu tarz dua da ekseri olarak makbuldür. Yunus (as)’in balığın karnındaki duasını buna örnek olarak verebiliriz. 

"Lisan-ı istidatla ve lisan-ı ihtiyac-ı fıtrî ile olan dualar dahi, bir mâni olmazsa ve şerâit dahilinde ise, daima makbuldürler."(1)

Yukarıda izahını yaptığımız dualar ve tasnifler Üstad Hazretlerinin muhtelif ayet ve hadislerden yapmış oldukları bir tahriç ve içtihattır. Bu sebeple bu gibi istihraç ve içtihatlarda sarih ayet ve hadis istenilmez. Hem bu tasnifler bedihi ve fıtri şeylerdir, hiçbir ayet ve hadis olmasa da bu tasnif yine hak ve doğrudur. Nasıl "Midenin acıkmasına dair ayet var mı?" demek abes ise, bu dua tarzları içinde sarih ayet ve hadis aramak abestir. 

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup'un Birinci Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...