Block title
Block content

Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Asıl'da geçen İsrâiliyat ve Nasara alimlerinin malumatından örnekler verebilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İsrailiyyat, israiliyye kelimesinin çoğuludur. İsraili bir kaynaktan aktarılan kıssa veya hadise manasındadır. İsrail kelimesi rivayetlere göre Allah’ın kulu anlamında Hz. Ya'kûb (as)'ın ismi veya lâkabıdır.

İslâma ve özellikle tefsire girmiş olan Yahudi, Hristiyan ve diğer dinlere ait kültür kalıntılarıyla, dinin gerek lehine ve gerekse aleyhine uydurulup Hz. Peygamber'e (sav) ve sahâbe ve müteakip nesillere izafe edilen her türlü haber, israiliyyat kelimesinin manası içine girer. Bu gibi haberler en çok Tevrat ve İsrail kültüründen geldiği için, tegallub (zorbalıkla) yolu bütün sonradan İslam’a girmiş haberlere "İsrâiliyat" denilmiştir.

 Özellikle Vehb ve Ka’ab gibi İslama sonradan girmiş makbul alimlerin vasıtası ile İslama girmişler. Kur’an zikrettiği birçok hadise ve kıssaların detay kısımlarını müphem ve belirsiz bıraktığı için, bu gibi alimler bu detay konuları eski malumatları olan Tevrat ve İncil gibi kitaplarla izah etmişlerdir. Böylelikle bu gibi malumatlar İslam dairesine girmiş oluyor.

 Örnek: Huzeyfe İbn el-Yeman'dan rivâyet edildiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle demiştir:

"İsrail oğulları azıp taşkınlıkları başlayınca... Allah (cc) onlara Fars hükümdârı Bahtûnnassar'ı gönderdi. Allah (cc) Bahtünnassar'u 7.800 yıl hükümdarlık nasip etti."

Bu haber tamamıyla uydurma olan bir İsrailiyyattır.

Örnek: Hz. Süleyman (as) yüzüğünü şeytanın çalması ve onun yerine geçip insanlara hükmetmesi ve Hz. Süleyman'ın (as) şeytanı etkisiz hale getirmesini anlatan hikaye...

Örnek: “Melekler Âdemoğullarının işledikleri hatalar hususunda Allah'la konuşurlar (konuşmanın zamanı da ihtilaf konusudur. Bazısına göre konuşma: "Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?" sözünün söylendiği sırada geçmiştir. Bazısına göre de bu konuşma, Âdemoğulları çoğalıp buna paralel olarak hataları da çoğalınca gerçekleşmiştir). Yüce Allah onlara der ki: "Eğer sizi de bu sınava tabi tutsaydım, siz de onların işledikleri hataları işlerdiniz." Melekler: "Seni tenzih ederiz" derler. Bunun üzerine Allah: "Aranızda iki kişiyi bu sınav için seçin." der.

 Melekler Harut ve Marut'u seçerler. Yüce Allah, bu ikisini insanların ihtiras ve şehevi duygularıyla sınamak üzere Babil kentine indirir. Güzel bir kadın karşılarına çıkar. Bu ikisi kadınla birleşmek isterler. Ancak kadın, putuna secde etmeleri veya göstereceği bir kişiyi öldürmeleri ya da şarap içmeleri durumunda bu isteklerini karşılayabileceğini söyler. Ancak melekler daha hafif bir suçtur diye "şarap içmeyi" kabul ederler. Şarabı içtikten sonra sarhoş olurlar. Hem zina ederler, hem şirk koşarlar, hem de adam öldürürler. Bunun üzerine yüce Allah onlara dünya veya ahiret azabından birini tercih etmelerini önerir. Dünya azabını tercih ederler. Bunun üzerine yüce Allah, ayaklarından asılmalarını emreder. Bundan sonra insanlar onlara gelip büyü öğrenmeye başlarlar.”

Kadi Beydavi, Harut ile Marut hakkında söylenen bu meşhur hikaye Yahudilerin uydurmasıdır, diyor.(1)

(1) bk. Abdullah AYDEMİR “Tefsirde İsrailiyat”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Dal, Üçüncü Asıl | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3635 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...