Block title
Block content

Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal, Altıncı ve Yedinci asıllar arasındaki fark nelerdir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"ALTINCI ASIL: Beynennas iştihar bulmuş bazı hikâyeler bulunuyor ki, durub-u emsal hükmüne geçer, hakikî mânâsına bakılmaz. Ne maksat için sevk edilir, ona bakılır. İşte, bu neviden, beynennas teârüf etmiş bazı kıssa ve hikâyâtı, Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bir maksad-ı irşadî için temsil ve kinaye nev'inden zikredivermiş. Şu nevi meselelerin mânâ-yı hakikîsinde kusur varsa, örf ve âdât-ı nâsa aittir ve teârüf ve tesâmu-u umumîye râcidir."(1)

Peygamber Efendimiz (asm) bazı hakikatleri tasvir ederken Arapların atasözlerinden ve kültürlerinden bazı nakiller yapmış, ta ki o hakikati herkes güzelce anlasın. Daha önce tesis edilmiş olan bu örfte ve atasözlerinde bir eksik bir kusur varsa bu Allah Resulü (asm)'e ait değil o örfü ve atasözlerini daha önce tesis eden topluma aittir. Peygamber Efendimiz (asm) sadece o argümanları hakikatin kolay anlaşılmasında istihdam ediyor. Öyle ise kusur atasözüne ait olup, onu kullanana ait değildir.

"YEDİNCİ ASIL: Pek çok teşbih ve temsiller bulunuyor ki, mürur-u zamanla veya ilmin elinden cehlin eline geçmesiyle hakikat-i maddiye telâkki ediliyor, hataya düşer. Meselâ, 'Sevr' ve 'Hut' isminde ve âlem-i misalde sevr ve hut timsalinde, berrî ve bahrî hayvânat nâzırlarından iki melâiketullah, âdeta bir koca öküz ve cismanî bir balık zannedilerek hadîse ilişilmiş."

"Hem meselâ, bir vakit huzur-u Nebevîde derin bir ses işitildi. Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti ki: 'Bu gürültü, yetmiş senedir yuvarlanıp, tâ ancak bu dakika cehennemin dibine düşen bir taşın gürültüsüdür.' İşte bu hadisi işiten, hakikate vasıl olmayan, inkâra sapar. Halbuki, yirmi dakika o hadisten sonra kat'iyen sabittir ki, biri geldi, Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma dedi ki: 'Meşhur münafık yirmi dakika evvel öldü.' Yetmiş yaşına giren o münafık, Cehennemin bir taşı olarak, bütün müddet-i ömrü tedennîde, esfel-i sâfilîne, küfre sukuttan ibaret olduğunu, gayet beliğane bir surette, Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm beyan etmiştir. Cenâb-ı Hak, o vefat dakikasında o sesi işittirip ona alâmet etmiştir."(2)

Hadisteki temsil ve kinayelerin, kelimelerin gerçek anlamlarıyla karıştırılmasından doğan sonuçlardan Allah Resulü (asm) sorumlu değildir, esasına işaret ediliyor. Hadisteki teşbih ve temsillerin, alimlerin elinden cahillerin eline düşmesiyle gerçek sanılması, bir çok hurafe ve yanlışın inanç haline gelip kökleşmesine vesile olmuştur. Mecazın gerçek anlamı ile işaret edilen anlamının arasını ayıramamaktan doğan sakıncaları izah ediyor.

Altıncı Asıl'da bazı atasözlerinin ve örflerin zamanında yanlış tesis edildiğine işaret ederken, Yedinci Asıl'da mecazın hakiki manası ile işaret ettiği manasının iltibası söz konusudur; böyle olunca iki asıl farklı konulardan bahsetmiş oluyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal.

(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Dal, Yedinci Asıl | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3147 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...