Block title
Block content

Yirmi Sekizinci Lem'a'nın Yirmi Sekizinci Nüktesi'nde; saniyen kısmıyla başlayan yerin Üçüncü sorusunu açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Amma bir daire-i külliyenin cüz'î bir hadise-i şahsiye ile meşgul olması, yani, kâhinlere gaybî haberleri getirmek için şeytanlar tâ semâvâta çıkıp kulak veriyorlar, yarım yamalak haberler getiriyorlar diye tefsirlerdeki ifadelerin bir hakikati şu olmak gerektir ki:"

"Semâvat memleketinin payitahtına kadar gidip o cüz'î haberleri almak değildir. Belki cevv-i havaya dahi şümulü bulunan semâvat memleketinin -teşbihte hata yok- karakolhaneleri hükmünde bazı mevkileri var ki, o mevkilerde arz memleketiyle münasebettarlık oluyor. Cüz'î hadiseler için, o cüz'î makamlardan kulak hırsızlığı yapıyorlar. Hattâ kalb-i insanî dahi o makamlardan birisidir ki, melek-i ilham ile şeytan-ı hususî, o mevkide mübareze ediyorlar. Ve hakaik-i imaniye ve Kur'âniye ve hâdisât-ı Muhammediye (a.s.m.) ise, ne kadar cüz'î de olsa, en büyük, en küllî bir hadise-i mühimme hükmünde, en küllî bir daire olan Arş-ı Âzamda ve daire-i semâvatta -temsilde hata olmasın- mukadderât-ı kâinatın mânevî ceridelerinde neşrolunuyor gibi, her köşede medar-ı bahis oluyor diye beyan ile beraber, kalb-i Muhammedîden (a.s.m.) tâ Arşa varıncaya kadar ise, hiçbir cihetle müdahale imkânı olmadığından, semâvâtı dinlemekten başka şeytanların çaresi kalmadığını ifade ile, vahy-i Kur'ânî ve nübüvvet-i Ahmediye (a.s.m.) ne derece yüksek bir derece-i hakkaniyette olduğunu ve hiçbir cihetle hilâf ve yanlış ve hile ile ona yanaşmak mümkün olmadığını, gayet beliğane, belki mucizâne ilân etmek ve göstermektir."(1)

Kur’an nazil olmadan önce, kahinler, cinler vasıtası ile semadan yarım yamalak haberler alıp, gaybi bazı hadiseleri önceden haber verebiliyorlarmış. Kur’an nazil olmaya başlayınca, bu yol cinlere kapatılmıştır. Yani eskisi gibi cinler, nurani ve şeffaf vücutlarına güvenip sema dairesine çıkamıyorlar; dolayısı ile sema dairesine bahsi gelen kader levhalarının haberlerine de vakıf olamıyorlar. Böylece sema tarafı büyük bir güvence altına alınıyor.

Semanın güvence altına alınmasının sebebi; Kur’an’ın semadan nazil olmasıdır. Böylece Kur’an hakkında en ufak bir şaibe ve şek kalmamış oluyor. Yani acaba Hazreti Muhammed (asm)’i -haşa- cinler mi aldatıyor ya da ona gelen vahyin içine cinlerin yalan yanlış haberleri karışıyor mu şüphesi, bertaraf edilmiş oluyor.

Tabi cinlerin bu kulak hırsızlığı, sema aleminin merkezi ve başkenti konumunda olan mele-i ala denilen meleklerin müzakere meclisinde değil, sema aleminin  -tabiri yerinde ise- taşraları hükmünde olan köşe ve bucaklarındaki mevkileridir. Genelkurmay karargahında alınan kararlar, nasıl sınır karakollarına tebliğ ediliyor ise; aynı şekilde mele-i alada alınan kararlar da, semanın sınır karakolları hükmünde olan yerlerine tebliğ ediliyor. İşte cinlerin kulak hırsızlığı yaptığı yerler semanın bu sınırlarıdır, yoksa semanın merkezi hükmünde olan mele-i ala değildir.

(1) bk. Lem'alar,  Yirmi Sekizinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

drerkan
Vahye mazhar peygamberlerde de aynı koruma olmuşmudur.?olmuş ise neden bu korumaya ara verildi ve Efendimiz sav ile yeniden başladı?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Diğer semavi kitaplarda böyle bir koruma bulunmuyor daha sonra tahrif olmaları da bu yüzdendir. Kur'an en son ve ondan sonra bir kitap gelmeyeceği için koruma altına alınmıştır.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
oğuzhangözüpek

İSRA SURESİ Ayet 85::Sana ruh'tan sorarlar; de ki: 'Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir.***Cinler Ruhani varlıklar olup ateşten- enerjiden yaratılmışlardır. Bizim duyularımızla varlığına şahit olduğumuz FİZİKİ alemin dışında, ötesinde ki alem bize göre ALEMİ GAYB dır. Bizim bilmediğimiz alem. Fiziki yaratılış kanunlarının haricinde, başka kanunların geçerli olduğu alem. Meta fizik Alem. Saffat Suresi 6-10 ile, Hicr Suresi 16-18 ayetler de de Cinlerin Semadan nasıl kovuldukları anlatılır. Fiziki Alemin yani Alemi Şehadetin kendine has Yaratılış Kanunları varsa, Alemi Gaybın da kendine has yaratılış kanunları vardır. Kuranımızda SEMA diye adlandırılan SEMA’nın sadece Fiziki alemi kapsayan gökyüzünden de öte bir alemi de tasavvur ettiği, geçtiği ayetlerden anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle Fiziki boyutta bize çok uzak olan, o alemde çok yakın da olabilir. Bize göre çok hızlı olan o aleme göre çok yavaş seyir yapıyor olabilir. Seyri Sülük te, bir çok makamı tay eden Bir çok zat O alemle ilgili müşahadelerini yazdıkları eserlerde anlatmışlardır. Haliyle tecrübi-deneysel anlamda bu müşahadeleri doğrulamak mümkün değildir. Hatta Üstad ra, bu müşahadelerin; Alemi Şehadetteki müşahadeler ile karıştırılıp anlatılmasının zamanla İslam Alemine faydadan çok zarar verdiğini beyan eder. Hicr ve Saffat surelerin de geçen tasvirlerin boyutunu gerçek anlam da ancak Allah cc bilir. Biz ancak; Ayetlerin ve Hadislerin ışığında gelişen fen ilimlerindeki bilgilerle de birleştirerek bir izah ta, tefsir de bulunabiliriz. Bir de Allah cc kullarına ne bildirirse O.
Bir sohbet meclisinde biraz da İstihza kokan şu ifadelere.**Madem bütün kitapları Allah cc gönderdi, O halde o kitapları niye korumadı da sadece KUR’ANI BİZ İNDİRDİK BİZ KORUYACAĞIZ diyor ?** Bir ağabeyimizin verdiği cevap harikaydı** Önceki Kitapları biz İnsanlara emanet etti. Ama bizler koruyamadık. Emaneti değiştirdik. İhanet ettik. O da bizlerin bu acizliğini işte böyle yüzümüze vuruyor ve kudretini gösteriyor.**
Allahu Teala Her Olayda, Her Ayette bizlere İlmini, Kudretini, İhatasını göstermektedir. Bize düşen kabiliyetimiz nispetinde O’na teslim olmaktır. Şu zamanda ise İslam Aleminin; Alemi Gaybdan ziyade Alemi Şehadette ki terakkisi ziyadesiyle önem arz etmektedir. Zira kefere tasaluttundan kurtulmanın çaresi bu yoldan geçmektedir.** Dualarımız olmasa Konstantiniyye’yi feth edemezdin diyen Bir Gönül Erine**Doğru dersin Baba,ama- Kılıcını göstererek- bunun da Hakkını unutmayasın** demesi Fatih Hanın bize bir Öğreti Mirası olarak devredilmiştir. Bu mirası yaşatmak ta bize düşmektedir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas

And olsun ki, gökte burçlar yaptık ve onu, seyreden kimseler için süsledik!

Hem onu, her kovulmuş olan şeytandan koruduk.

Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da apaçık parlak bir ateş parçası ta‘kib eder.

(Hicr Suresi 16,17,18. Ayetler)

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...