Yirmi Sekizinci Söz'e serlevha edilen; Bakara Sûresi Yirmi Beşinci Ayetin, tefsirini ve burayla münasebetini açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“İman eden ve güzel işler yapanları müjdele: Altlarından ırmaklar akan cennetler onlarındır. O cennetlerden rızık olarak bir meyve yediklerinde, ‘Bu daha önce yediğimiz rızıktandır.’ derler. Rızıkları, dünyadakine benzer şekilde kendilerine sunulur. Orada onlar için tertemiz eşler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.” (Bakara, 2/25)

Bu ayet; âdeta ahiretin bir hülasası ve ahirete işaret eden diğer ayetlerin temsilcisi gibidir.

Ayetin Tefsiri:

“İyi işler” diye tercüme ettiğimiz amel-i sâlih, mü’min için dünyada ve âhirette yararlı bütün işleri, tavır ve davranışları ifade eden geniş bir kelimedir. Allah’ı tanıyan kullar, başkaca bir teşvike ihtiyaç kalmaksızın O’na kulluk eder, huzur ve mutluluğu kullukta (ibadet) bulurlar. Bu irfan ve şuur zayıf veya yetersiz olduğu müddetçe de teşvike ihtiyaç vardır.

Teşvik, itaat etmeyene verilecek cezayı bildirmek suretiyle yapılabileceği gibi, itaat edenlere verilecek mükâfatı da ifade eder. Daha önceki âyetlerde kullar ibadete davet edilmiş, inkârcıların karşılaşacakları korkunç âkıbet bildirilmiş; burada ise itaat ve ibadet edenlerin alacakları mükâfat açıklanmıştır. Kur’an’da ve hadislerde bildirilen ve teşvik edilen mükâfatlar cennet ve nimetleri, rüyetullah ve “rıdvân”dır. Rıdvan, Allah’ın kullarına hitap ederek kendilerinden razı olduğunu, imtihanın sona erdiğini ve başardıklarını bildirmesidir. Bu âyette sözü edilen mükâfat ise cennettir, oradaki çeşitli nimetlerdir, eşlerdir ve orada kalmanın sonsuza kadar süreceği müjdesidir.

Gerek cennet gerekse içinde bulunan eşsiz nimetler, dünyadaki bilinen nimetlerden çok farklıdır ve mukayese edilmeyecek derecede üstündür. Ancak insanların görmediği, bilmediği, tatmadığı, hayal bile edemediği şeyleri onlara anlatmanın tek yolu, bildikleri eşyanın isimlerini kullanmaktır. Allah Teâlâ da cenneti ve nimetlerini bildiğimiz isim ve kelimelerle, mefhum ve tasavvurlarla ifade etmiştir. Arada bir benzerlik vardır, ancak asla biri diğerinin aynı ve misli değildir. İbn Abbas “Cennette olan şeylerin dünyada yalnızca isimleri vardır.” (Beyhakî’den naklen Âlûsî, I, 204) diyerek bu hakikati ifade etmiştir.

Cennetin ve nimetlerinin dünyada bildiklerimizden, hatta hayal ettiklerimizden farklı, bütün bunların ötesinde olduğunu ifade eden başka âyet ve hadisler de vardır. Hz. Peygamber (asm) bir sohbetinde cenneti anlatırken, “Orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir kimsenin hayalinden geçmeyen şeyler vardır” buyurmuş, ardından da “(Teheccüd namazı kılmak için) yanları yataklardan uzaklaşır; korkarak ve umarak Rablerine dua ederler ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) harcarlar. Artık yapmakta olduklarına karşılık olarak onlar için göz aydınlığı olacak olanlardan/nimetlerden nelerin saklandığını kimse bilmez.” (Secde, 32/16-17) meâlindeki âyetleri okumuştur (Müslim, “Cennet”, 5).

Kur’an’da cennetliklere her istediklerinin verileceği vaad edildiği için, insanlar dünyadaki düşüncelerinin, arzu ve ihtiyaçlarının neticesi ve muktezası olarak Hz. Peygamber (asm)’e “Orada şu kadar kadın var mı, at var mı? Bize şunlar, şunlar verilecek mi?” diye sormuşlar, O da Kur’an’daki vaade dayanarak bu sualleri, “Her istediğiniz verilecek” diyerek cevaplamıştır (Buhârî, “Bed’ü’l-halk”, 8 vd.; Müslim, “Cennet”, 2-5).

Açıklanmakta olan âyet ve benzerlerini genel bir kaide olarak kabul etmek ve âhirette olup bitecek, verilecek, yaşanacak şeyleri dünyadakilere kıyas etmemek, müsbet ve menfi yanlarıyla dünyayı âhirete taşımamak gerekir.

(bk. Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 90-92)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...