Block title
Block content

Yirminci Söz Birinci Makam'da Üstad bazı ayetleri yorumlarken, bizlere ne anlatmak istiyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Birinci Makam'da genel hatları ile Kur'ân ile ilgili bazı itiraz ve vesveselere cevaplar veriliyor.

Birinci Nükte: Küçük ve önemsiz görünen olaylarda, büyük ve kapsamlı yasalara Kur'ân'ın nasıl işaret ettiği izah ediliyor. Meleklerin Âdem'e secdesi bu hakikate işaret eden cüzi bir olaydır.

Evet Hazreti Adem (as) insanlığın fıtrat ve genişliğini temsil ederken, secde hadisesi de insanın sair mahlukattan makam olarak  ne kadar büyük ve donanımlı olduğuna işaret eden küçük bir semboldür. İnsanın fıtratına takılan duygu ve cihazlar, Allah’ın bütün isimlerini tartıp tadacak bir genişlikte ve keskinliktedir. Sair mahlukatta bu genişlik ve keskinlik insandaki gibi külli değildir. Bu külli hakikat secde sembolü ile insanlığa ders veriliyor.

İkinci Nükte: İsrailoğullarının ineği kesmesine dair kıssadaki dersler:

Üstad Hazretleri bu izahında iklim ve çevre koşullarının, insanların inanç ve kültürlerinin üzerinde nasıl derin etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Nil nehrinin etrafında tarımın ne kadar önemli olduğu ve bu tarımda kullanılan öküz ve inek gibi hayvanların nasıl ilahlaştırılma  sürecine gittiğini çok veciz ve güzel bir şekilde izah ediyor. Bu cüzi olaydan külli bir önerme çıkarıyor ki, bu gibi hastalıklar her dönemde ve her toplumda tezahür edebilir diyerek, ciddi bir sosyolojik tahlil yapıyor.

Bu gibi sosyal hadiseleri bir sebebe dayandırmak ve bir sebeple izah etmek mümkün değildir. Sosyal olayların bir çok sebepleri ve faktörleri olabilir. Bakara suresinde zikredilen bu olay da o zamanın bir çok hususiyetine işaret eden can alacı bir enstantane gibidir. Üstad Hazretlerinin ifadesi ile külli bir kanunun küçük ve okunaklı bir ucu gibidir. Her insan külli kanunları ihata ile okuyamaz, ama bir ucuna bakarak külliyete intikal edebilir. Kur’an ekseri olarak insanların sosyal hayatına yerleşmiş bu gibi kanunları bir temsil ve hikaye yardımı ile  avam insanlara indirgiyor.

Bakar hadisesindeki en büyük maksat, o batıl inancın insanların kalbinde sökülüp atılmasıdır. Zaten peygamberlerin insanlara gönderiliş amacı, batıl inançları kaldırıp onun yerine sağlam inanç esaslarını tesis etmektir. İnek kesme hadisesi de bu yerleşmiş yanlış inancın bertaraf edilmesi içindir. Ziraat, nehir ve bakar sadece o batıl inancın menşeine, yani hangi sebeplerden ortaya çıktığına işaret ediyor.

Üçüncü Nükte: Taşlar hakkındaki âyetin verdiği dersler:

Taşlar, cansız bir varlık olmasından dolayı kör, sağır ve dilsizdirler. Ayette de bu mana katı ve cansız şeklinde tasvir edilmiş. Yani gözü, kulağı ve hayatı olmayan şu katı taşlar dahi Allah’ın emirlerine uyarken, ey zalim, insan senin gözün, kulağın ve hayatın varken, nasıl olur da Allah’ın emirlerine uymazsın, diye insanı hem tehdit hem de ikaz ediyor.

Taşların vazifeleri içinde toprak tabakasının altında bulunan sulara kanallık ve yataklık yapması da vardır. Üstad'ın "su cetveli" tabiri kanal ve yatak olma anlamındadır.  Şayet toprağın altında taş tabakası olmasa idi, sular toprağı göçürüp hayata imkan vermeyeceği gibi, suların akarak dolaşmasına da imkan vermeyecekti. Bu sebeple taşların ister toprak altında ve ister toprak üstünde sayısız hikmet ve faydaları varken, insanın tek faydası olan iman ve ibadeti terk etmesi hakikaten taştan daha değersiz bir konuma düşmesi demektir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

drerkan
Allah razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...