Block title
Block content

"Zaman bir ip, bir şerittir ki, o Sâni-i Zülcelâl her sene bir başka âlemi ona takıp gösteriyor." ifadesini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Amma Levh-i Mahv-İsbat ise, sabit ve daim olan Levh-i Mahfuz-u Âzam'ın daire-i mümkinatta, yani mevt ve hayata, vücut ve fenâya daima mazhar olan eşyada mütebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tahtasıdır ki, hakikat-i zaman odur. Evet, herşeyin bir hakikati olduğu gibi, zaman dediğimiz, kâinatta cereyan eden bir nehr-i azîmin hakikati dahi, Levh-i Mahv-İsbat'taki kitabet-i kudretin sayfası ve mürekkebi hükmündedir. Lâ ya'lemu'l-ğaybe illâllah."(1)

Levh-i Mahfuz, yani kader, Allah’ın ilminin bir unvanı bir ifadesidir. Levh-i Mahfuz'da her şey istisnasız ve son hali ile yazılıdır. Burada bir değişiklik ve bozulma söz konusu değildir. Bu vechesi ile Levh-i Mahfuza daire-i Uluhiyet diyebiliriz. Yani mevcudatın ve mahlukatın Allah’ın ilmindeki manevi vücutlarıdır. Üstad'ın diğer ifadesi ile vücudu ilmileridir.

İşte Allah’ın ilmindeki bu vücutlar daire-i mümkinata intikal edince, yani zaman ve mekan kaydına girince, varlık/vücut kazanmış oluyorlar. Zaman ve mekan ise sürekli hareket halinde olmasından eşya burada kalıcı olamıyor. Bir müddet kendini gösterdikten sonra zeval ve ölüm ile mahva gidiyorlar.

İşte zaman denilen şey, eşyanın Allah’ın ilminden varlık alemine intikalinden sonra, tekrar ölüm ve zeval ile varlık sahnesinden çekilmesidir. Biz o eşyanın varlık sahnesindeki süreç ve müddetine zaman diyoruz.

Üstad'ın ifadesi ile, eşya önce levh ediyor, yani varlık sahasına çıkıyor, görünüyor, sonra mahv oluyor, yani zeval ve ölüm ile varlık sahnesinden çekiliyor, sonra yine başka mahluk ve eşya o gidenlerin ardından varlık sahnesine giriyor, buna da ispat deniyor.

Zaman şeridi
, yazar bozar bir tahta hükmünde olduğu için, yazılar ve mukadderat son hali ile yazılı değildir, şart ve meşrut kuralı vardır. Yani Allah der; şu şartı yaparsa, ben de ona şöyle muamele ederim.

Mesela, Allah, bir kulunun ömrünü, sağlığına dikkat etmek kaydı ile seksen yıl tahsis eder ama o kul sağlığına dikkat etmez ve Allah da levh-i mahv ispata yazmış olduğu seksen yılı siler, onu elli yıla indirir. Ama insanın ömrüne dair bu  son hali, şartları ile beraber Levh-i Mahfuz'da vardır. Burada bir değişme olmaz. Yani Allah zaten onun sağlığına dikkat etmeyip ömrünü elli yıla düşüreceğini ezeli ilmi ile biliyordu.

Zamana, kaderin bir alt birimi nazarı ile bakabiliriz. Zaman, kaderin varlık alemindeki tezahürüdür. Bir nevi yazılan ve verilen hükmün infaz edilmesidir. İşte zamanın hakikati bundan ibarettir diye anlıyoruz.

(1) bk. Mektubat, Onuncu mektup

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...