"Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder..." Bu paragrafta nefsin şikâyet ettiği bütün konular, çoğu insanın gündemde tuttuğu, arkasına sığındığı bahanelerdir. Bu bahanelere nasıl cevap verilmelidir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Ey nefsim! Deme: "Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle sarhoştur." Çünki ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşerî, fakr-ı insanî değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sür'at peyda ediyor.”

Bu sorunun cevabına Üstat Hazretlerinin şu tespitini naklederek başlayalım:

“Ehl-i imana hücum eden ehl-i dalalet, -bu asır cemaat zamanı olduğu cihetiyle- cem'iyet ve komitecilik mayesiyle bir şahs-ı manevî ve bir ruh-u habis olmuş, Müslüman âlemindeki vicdan-ı umumî ve kalb-i küllîyi bozuyor.“ (Kastamonu Lahikası)

“Sohbette insibağ (boyanma) vardır.” hadis-i şerifi müsbet sohbetler gibi, menfi sohbetler için de geçerlidir. Bu asırda Üstad'ın tespitiyle “Hâcât-ı gayr-ı zaruriye, hâcât-ı zaruriye hükmüne geçmiş.” Zarurî olmayan bu ihtiyaçların karşılanması insanların nazarını büyük ölçüde dünyaya çevirmiştir. Öte yandan cemiyetin umumî havasında da dünyanın menfaati, makamı ve zevki ön plana çıkmıştır. Sohbetlerde bu gibi geçici dünya lezzetleri ve makamları ağırlık kazandığından fertler de bundan büyük ölçüde etkilenmektedirler.

“Zaman cemaat zamanı olduğundan”, toplumdaki aldatıcı şahs-ı manevîlerin tesirinden kurtulmak oldukça güçleşmiştir. Tek çare, müsbet cephede teşkil edilen bir şahs-ı manevînin içine girmektir. Şerli insanlar yerine, hayırlı insanlarla tanışmak, onlarla birlikte olmaktır. Bunu yapamayan kimseler toplumun genel akışına karşı koyamazlar ve o selin içinde sürüklenir giderler. "Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, …" demekle de kendilerini teselli etmeye çalışırlar.

Zamanın değiştiğini bahane edip, günahlarına sebep aramak kişinin kendisini aldatmasından başka bir şey değildir. Zamanın değişmesi, asrın başkalaşması” ölüm hakikatini değiştirmiyor, kabir kapısını kapatmıyor. İnsanın mahiyetindeki sonsuz âcizliği tedavi etmiyor.

İnsanların ekserisinin gaflete dalması, günahlara girmesi bizi kurtarmaz. Herkes kabre tek başına girecek, amelleriyle baş başa kalacak ve herkes kendi hesabını yalnız başına verecektir.

İnsanların ne dediğine değil, Rabbimizin ne dediğine bakalım. Hakkın hatırı her şeyin üstündedir.

“Seni intizar etmekte ve senin de sür’atle ona doğru gitmekte olduğun kabir, dünyanın ziynetli, lezzetli şeylerini hediye olarak kabul etmez. Çünkü dünya ehlince güzel addedilen şey, orada çirkindir.” (Mesnevi-i Nuriye)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yükleniyor...