Block title
Block content

ZÂT-I İLÂHİ

 
Cenâb-ı Hakk’ın mukaddes Zâtı hakkında ortaya atılan bütün tahminler, “Hakikat-ı mutlaka mukayyed enzar ile ihata edilmez.” (Sözler) hakikatine göz kapamanın neticesidir.

Allah’ın kutsî Zâtını akıllar idrak edemezler. Çünkü, akıl neyi anlarsa, hâfıza neyi alır, hayal neye ulaşırsa, bütün bunlar tıpkı, gözün gördüğü, kulağın işittiği, dilin tattığı varlıklar gibi birer mahlûk olurlar. Bu âletlerin hepsi yaratılmıştır; elbette, bu terazilerin tartabildikleri de ancak mahlûk olabilir, Hâlık olamaz.

Her mahlûk gibi, akıl da mahduttur, sınırlıdır.

Akıl henüz kendisinin nasıl bir mahlûk olduğunu hakkıyla anlayabilmiş değil. Hiçbir akıl kendi mahiyetini bilemez ve yine hiçbir akıl kendi varlığından şüphe etmez. Bu, İlâhi hikmetin bir şifresidir. İnsan bu şifreyi çözerse, ne bu âlemin bir sahibi olduğundan şüphe eder, ne de O’nun kudsî zâtını anlamaya zorlanır.

Paylaş
Yükleniyor...