Block title
Block content

" 'Zât-ı Vâcib-ül Vücud' kaydı ise; vücub-u vücud, uluhiyetin lâzım-ı zarurîsi ve Zât-ı Zülcelale karşı bir ünvan-ı mülahaza olduğundan..." Vücüd sıfatı ile uluhiyetin ve zatın irtibatı hangi boyuttadır ve selbi bir sıfat Zatı temsil edebilir mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

'Zât-ı Vâcibü’l-Vücud' kaydı ise, vücub-u vücud, ulûhiyetin lâzım-ı zarurîsi ve Zât-ı Zülcelâle karşı bir ünvan-ı mülâhaza olduğundan, lâfzullah sair esmâ ve sıfâta câmiiyeti ve İsm-i Âzam olduğu itibarıyla, delâlet-i iltizamiye ile delâlet ettiği gibi, 'Vâcibü’l-Vücud' ünvanına dahi o delâlet-i iltizamiye ile delâlet ediyor."(1)

Allah lafzı, kıymetli bir mücevher kutusu gibi  bütün isim ve sıfatları dairesine ve içine alır ve her bir isim ve sıfata da işareti haizdir. Yani o isim ve sıfatlara tek tek mana olarak işaret eder. Bu kapsamlı ihata ve kuşatıcılık manası Allah’ın diğer has ve özel  isimlerinde yoktur. O has ve özel isimler sadece kendi manasına işaret ve delalet ederler, başka isimlere ve sıfatlara işaret etmezler.

Allah lafzının diğer özel isimlerden farkı ise, Allah lafza-i celali Zat-ı Akdesin bir unvan ve ismidir. Yani Allah’ın Zatına ait bir isim ve sıfattır. Bütün mükemmel isim ve sıfatların kaynağı ve membaı Allah’ın Zat-ı Akdesi olmasından dolayı, Allah’ın zatını temsil eden "Allah" lafzı dolaylı olarak bütün mükemmel isim ve sıfatlara da işaret ve delalet ediyor.

Mesela, Rahman Allah’ın özel bir ismidir, ama sadece müsemmasına yani kendi manasına işaret eder, sair isim ve sıfatlara ihata ve işareti yoktur. Bu noktadan Rahman  Allah lafzı  gibi kuşatıcı ve ihatalı bir isim değildir.

Ezeli ve ebedi olan bir hakikatin fani ve sınırlı bir akıl ile ihata ve idrak edilmesi imkansız olduğu için, ezeli ve ebedi hakikati akla yaklaştırmak için bir temsil bir unvan gereklidir ki, kayıtlı ve sınırlı olan akıl o hakikati mülahaza edebilsin.

Mevcudu meçhul olan Allah hiçbir vecih ile mahlukata benzemediği için, onu temsil ve teşbih etmek mümkün değildir. Bu yüzden insanlığın fikir ve tasavvur aleminde bütünü ile mücerret kalmamak için, Allah yine kendi kelamında kendini temsil için bir takım unvan ve isimlerle kendini bize takdim ediyor.

Mesela lafza-i celal olan “Allah” ismi, Allah’ın bütün kemal ve cemal sıfatlarını içinde toplayan ve onlara işaret eden cami bir unvandır. İnsan bu unvan vasıtası ile Allah’ı nazar edip ona marifet kesp edebilir. Yoksa bu unvan ve isimler olmasa, Allah insan zihninde bütünü ile mücerret kalıp anlaşılmayacaktı. Tabir-i diğerle insan, kafasında bir şeyi somutlaştıramaz ise inkar eder. Allah ise somutlaşmaktan münezzeh olduğu için onun bedeline unvan ve isimleri bu görevi yapıyor. İnsan da zihninde Allah’ı bu unvan ve isimlerle misafir ediyor.

Zati sıfatlar Allah’ın tenzihi ve selbi sıfatlarına denir.

Bunlar Vücûd, Kıdem, Beka, Muhâlefetün lil-havâdis, Kıyâm Bi-nefsihî, Vahdâniyetdir. Bu sıfatlar Allah hakkında câiz olmayan mâna ve halleri bertaraf etmek için tedbir amaçlı konulmuş vasıflardır. Bu tenzihi sıfatlar iş ve icraat yapmazlar, onun için Allah’ın Zât-ı Akdesinin aynı kabul edilmişlerdir. Yani bu sıfatlar Allah’ın Zâtının aynısıdır, başka bir mâna ve gayrılık ifâde etmezler.

Mesela; vücûd sıfatı Allah’ın Zâtının varlığını ifâde eden bir sıfattır. Zıt mana olan âdemi, yani yokluğu bertaraf eder. Kıdem, başlangıçtan münezzeh olmasını gösterir. Bekâ ise, sonu olmamayı ifâde eder. Bu sıfatlar mevcut ve fâil değillerdir, bir kudret, bir irâde gibi varlıkları ve tasarrufları yoktur.

Vücut sıfatının başına getirilen vacip sıfatı işin şeklini biraz daha genişletiyor. Yani Vâcibü’l-Vücud  terkibi Allah’ın varlığını ve bu varlığının nasıl bir varlık olduğunu zihinlere ilka eden bir tamlamadır. Bu vücut ve vacip ifadeleri insan zihnini hizaya sokup, insanı tecsim ve teşbih illetinden kurtaran mükemmel bir mülahaza ve tefekkür vesilesi ve unvanıdır. Allah mevcud-u meçhul olduğu için bu meçhullük bilmecesi bu sıfat tamlaması ile giderilmiş oluyor.

Şayet Allah’ın mutlak meçhul olan Zat-ı Akdesini temsil ve mülahaza ettirecek bu tarz kavramlar olmasa idi, insan bu belirsizliğe dayanamayıp inkara yeltenecekti. Paganizm bu unvan-ı mülahaza işleminin ifrata varmış halidir, diyebiliriz.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

tilmizz
Allah razı olsun.çok isitfade ettim.teşeküür ederim.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...