Block title
Block content

"Zât-ı Vâcibü’l-Vücudun hem mevcudiyeti, hem umum sıfatları, hem ekser isimleri, hem rububiyet, ulûhiyet, rahmet..." Burayı sıfatlar için "umum", isimler için "ekser" ifadesinin kullanılmasına da değinerek izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Çünkü, gelecek makamatta beyan ve ispat edileceği gibi, Zât-ı Vâcibü’l-Vücudun hem mevcudiyeti, hem umum sıfatları, hem ekser isimleri, hem rububiyet, ulûhiyet, rahmet, inâyet, hikmet, adalet gibi vasıfları, şe’nleri, lüzum derecesinde âhireti iktiza ve vücub derecesinde bâki bir âlemi istilzam ve zaruret derecesinde mükâfat ve mücâzât için haşri ve neşri isterler."(1)  

Allah’ın varlığı ahiretin varlığını gerektiriyor. Çünkü sonsuz cemal ve kemal sahibi bir Zat cemal ve kemalini hem kendi görmek ister hem de başka nazarlara göstermek ister. Bu da sonsuz bir alemin yani baki bir ahiretin varlığını iktiza eder.

Allah’ın sıfatları hem tek tek hem de tamamı itibarı ile yine ahiretin varlığını gerektirir. Mesela, sonsuz kelam sıfatı sonsuz bir şekilde konuşacak muhataplar ister. Sonsuz basar sıfatı sonsuz tecelli etmek ister. Sonsuz semi sıfatı sonsuz tecelli etmek ister ve hakeza diğer irade, ilim, kudret ve hayat sıfatları da bu şekilde sonsuz ahiret hayatını iktiza ederler.

Aynı şekilde Allah’ın isimleri de sonsuz bir ahiret hayatını lüzum derecesinde iktiza eder. Üstad'ın isimler için umum değil de ekser ifadesini kullanmasının sebebi her ismin ahireti lüzum derecesinde istemesi aynı açıklıkta aynı sarahatte olmadığı içindir. Bazı isimler çok açık ve berrak bir şekilde ahireti iktiza ederken bazı isimler dolaylı ve hafi bir şekilde ahireti iktiza ediyor.

Mesela, Adl ismi ahireti en zahir en sarih en belirgin bir şekilde iktiza eden bir isim iken Muhsi ismi aynı açıklıkta aynı sarahatte değildir. Muhsi ismi her şeyi sayıp ayrıntılarıyla tespit eden demektir.

Allah’ın şuunat dediğimiz Zat-ı Akdesine özel şe’nler de ahireti vacip seviyesinde iktiza ediyorlar. Mesela, sonsuz rahmet ve inayet Allah’ın zatında hem bir isim hem de bir şuunattır. Şefkati ebedi olan bir Allah’ın bekaya aşk derecesinde bağımlı olan canlıları yok ederek ebedi hüsrana uğratması rahmetin şe’nine uygun düşmez. Sınırsız ikram ve ihsan sahibi bir Zatın cimriliği akla getiren yok etme işlemine tenezzül etmesi Onun yüce şanına ve şuunatına yakışmaz vesaire.

Kısacası Allah ve Allah'a ait bütün vasıf ve özellikler açık ya da üstü kapalı bir şekilde sonsuz ahiret hayatının varlığını lüzum, vacip ve zaruret derecesinde gerekli kılıyor. Allah varsa ahiret de var demektir.

(1) bk. Şualar, Dokuzuncu Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...