Block title
Block content

"Zerrelerden tut, seyyarelere kadar ve nakışlardan şemslere varıncaya kadar herşey, zatında, hakikatinde sabit olan acz ve fakrın lisan-ı haliyle Sâniin vücub-u vücudunu ilân eder..." cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Acizlik ve fakirlik sadece insana mahsus değil, bütün mahlukatı kuşatan iki hakikattir. Bütün mahlukatın aciz ve fakir olması ve icada güç yetirememesi, Allah’ın varlığını ve birliğini ispat eden iki kuşatıcı hakikattir.

Mesela, güneşin dükkanında sineğin vücuduna lazım çok maddeler bulunmaz. Öyle ise güneş, sineği icat etmekten aciz ve fakirdir. Toprak, hava, su gibi külli unsurları da buna kıyas edebiliriz.

Acizlik ve fakirlik maddenin en küçük yapı taşı olan zerreden tut ta güneş ve yıldızlara kadar her şeyi sarmalayıp kuşatmıştır. Bir sineği icat etmek ancak sonsuz kudret ve gına ile mümkündür.

"On Dördüncü Pencere"(1)

"Evet, kâinattaki mevcudâta bakıyoruz ve görüyoruz ki, zaaf-ı mutlak içinde bir kuvvet-i mutlaka tezâhürâtı var ve acz-i mutlak içinde bir kudret-i mutlakanın âsârı görünüyor: meselâ, nebâtâtın tohumlarında ve köklerindeki ukde-i hayatiyelerinin intibahları zamanında gösterdikleri hârika vaziyetleri gibi."

Kainattaki her bir mahluk mutlak bir zayıflık içinde yaratılmıştır. Mesela, bir elma ağacının elmayı verebilmesi için elmanın gelişip olgunlaşmasında gerekli olan bütün sebeplere hükmetmesi gerekir. Mesela, elmanın kızarabilmesi için güneşi en az üç ay onun tepesinde tutabilmesi gerekir. Halbuki elma ağacı gayet zayıftır, ama bu zayıflık perdesinin arkasında Allah’ın sonsuz kudret ve kuvveti yıldız gibi parlıyor.  

"Hem fakr-ı mutlak ve kuruluk içinde bir gınâ-i mutlakın tezâhürâtı var: kıştaki toprağın ve ağaçların vaziyet-i fakirâneleri ve baharda şâşaalı servet ve gınâları gibi."

"Hem, cümûd-u mutlak içinde bir hayat-ı mutlakanın tereşşuhâtı görünüyor: anâsır-ı câmidenin zîhayat maddelere inkılâbı gibi."

Aynı şekilde mahlukat ve mevcudat mutlak bir fakirlik ve kuruluk içindedir. Mesela karpuz ve kavun gayet sulu ve serin bir meyve iken, yetiştiği ortam gayet kıraç ve kuraktır. Ayağımızla çiğnediğimiz toprak gibi fakir bir unsurdan, Allah sayısız hayatlı bitki ve hayvanları icat ediyor.  

"Hem, bir cehl-i mutlak içinde muhît bir şuurun tezâhürâtı görünüyor: zerrelerden yıldızlara kadar herşeyin, harekâtında nizâmât-ı âleme ve mesâlih-i hayata ve metâlib-i hikmete muvâfık bir tarzda hareket etmeleri ve şuurkârâne vaziyetleri gibi."

Mevcudat mutlak bir cehalet içinde iken, onun üstünde mutlak bir şuur ve ilim parlıyor. Demek o şuurlu ve ilimli işler o mevcudatın ve unsurların eserleri değil, Allah’ın eserleridir. Mesela, toprak mutlak bir cehalet içinde iken, onun vasıtası ve perdesi ile ilim ve şuur abidesi sayısız bitki ve hayvanlar fışkırıyor.  

"İşte, bu acz içindeki kudret ve zaaf içindeki kuvvet ve fakr içindeki servet ve gınâ ve cümûd ve cehil içindeki hayat ve şuur, bilbedâhe ve bizzarure, bir Kadîr-i Mutlak ve Kavî-i Mutlak ve Ganî-i Mutlak ve Alîm-i Mutlak ve Hayy-ı Kayyûm bir Zâtın vücûb-u vücuduna ve vahdetine karşı her taraftan pencereler açar; heyet-i mecmûası ile, büyük bir mikyasta, bir cadde-i nurâniyeyi gösterir."

"İşte, ey tabiat bataklığına düşen gâfil! Eğer tabiatı bırakıp kudret-i İlâhiyeyi tanımazsan, herbir şeye, hattâ herbir zerreye hadsiz bir kuvvet ve kudret ve nihayetsiz bir hikmet ve maharet, belki ekser eşyayı görecek, bilecek, idare edecek bir iktidar, herşeyde bulunduğunu kabul etmek lâzım gelir."

Özet olarak, Allah, kainatta en mükemmel neticeleri en adi ve basit sebeplerin eli ile icat edip gönderiyor. Ta ki insanlar o mükemmel neticeleri sebeplerden ve tabiattan bilmesinler ve onların arka cephesinde sonsuz bir ilim, irade ve kudretin hükmettiğini görsünler.

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, On Dördüncü Pencere

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Lem'alar | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3228 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...