Block title
Block content

Zerrelerin şuurlu bir işi yapamamalarını, şuursuz olduklarına bağlıyoruz. Peki zerrelerin şuursuz olduğunu nereden biliyoruz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bugünkü bilim, zerrelerin cansız ve şuursuz bir kimyasal bileşim olduğunu açıkça ifade ediyor. Toprak, hava ve suya şuurlu demek ne kadar mümkünse, zerrelere de şuurlu demek o kadar mümkündür.

Zerrelerin mahiyetleri ve hâl dilleri, bize şuursuz olduklarını kati bir dille gösteriyor. Bazı şeyler delil ve ispata lüzum olmayacak kadar açık ve nettir. Zerre gibi, kör sağır ve akılsız şeylerin şuursuz olması, bedihi ve delile ihtiyaç olmayan meselelerdendir. Kısaca yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, bilim ve fen, bunların mahiyet ve yapılarını en ince ayrıntılarına kadar inceliyor, onlarda bir şuur ve akıl alameti ortaya koyamıyor. Şuurun birçok alamet ve işaretleri onlarda görünmüyor.

Şayet insan ve cinlerden başka her şey şuurlu ve irade sahibi olsa idi, bunun alamet ve işareti olarak birçok vaka ve olaylar sabit olurdu. Mesela, zerre insan bedeninde mahkum gibi durmaz, bağımlılık ve itaat zincirinden çıkmak isterdi. Ama bugün zerrelerin mutlak bir itaat içinde hareket ettiğini görüyoruz.

Diğer bir husus; zerre vücut içinde durduğu yer öyle bir yerdir ki, bu bütün vücudun muvazene ve ekosuna uygun bir yerdir. Yani bir nevi zerre, her adım ve hareketi, insan vücudunun trilyonlarca ihtimali içinde en mükemmel ve en tutarlı adım ve hareketidir. Bu da gösteriyor ki zerrenin adım ve hareketinde bütün ihtimalleri bilecek ve ona göre hareket edecek bir ilim ve şuura ihtiyacı var, bu da sonsuz bir ilim ve şuur ile mümkündür.

Hatta zerre nasıl insan vücudunda bir hesap ve simetri ile hareket ediyorsa, insan da kâinat vücudunda bir hücre gibidir, ona göre uyumlu ve eko içinde hareket ettiriliyor. Demek zerrenin kendi başına ya da kendi şuuru ile hareket etmesi, bütün insan vücudunu ve kâinatı ihata eden bir ilim ve şuur ile mümkündür. Yani bir cihetle zerrenin ilah vasfı taşıması gerekir.

Üstad'ın hoş tabiri ile "her bir şeffaf ve parlak yüzeyde yansıyan güneşin timsalini ya tek bir güneşe vereceksin ya da her bir şeffaf ve parlak şey içinde bir güneş var diyeceksin. Elbette ikincisi muhal ve saçma bir görüştür." Bunun gibi ya her bir zerre -haşa- "ilahtır" diyeceksin ya da "bir tek İlahın memuru ve askeri" diyeceksin.

Kâinat, komple ve birbiri ile sıkı bağlar içinde yaratıldığı için, bir zerre adım atarken, bütün kâinatın sistemine uygun bir adım atması gerekiyor. Zerre bu adımı şuuru ile yapıyor, denildiği zaman, zerre bütün kâinatı hem biliyor hem de kontrol ediyor manası çıkar ki; bunu şeytan bile kabullenemez.

Üstad'ın "Ene ve Zerre Risalesi"ndeki "Zerre" bölümü bu meseleye işaret eder.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2084 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...