Zerrenin hereketinin tesadüf oyuncağı olmadığını nasıl bileceğiz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Zerrelerin hareketinden hasıl olan netice ve hikmetler, tesadüf imkanını yok ediyor. Zerrenin en basit hareketinde binlerce fayda ve hikmetlerin olması, bir plan ve program dairesinde ve dahilinde hareket ettiğini gösterir. Bu da tesadüfün imkansız olduğunu açık bir şekilde ortaya koyar.

Mesela, bir zerre, bir çiçeğin bünyesine girince, sanki bütün çiçeğin işleyiş ve sistemini biliyor gibi çiçeğe uygun ve uyumlu çalışıyor. Çiçeğin bünyesinde her hareketinde bir fayda ve hikmet ortaya çıkıyor. Ya zerre bütün çiçeğin ve kainatın sistemini ve programını bilecek kadar şuur ve akla sahip dememiz gerekir ki, bu tam safsatadır. Ya da her şeyi sonsuz ilmi ve kudreti ile yaratan Allah’ın vazifeli bir memuru, dememiz lazımdır. Mantıklı ve gerçek olan da budur.

İki hikmet ve faydanın bile kendiliğinden ve tesadüfen olması muhal bir şey iken, nasıl olur da binlerce hikmet ve fayda tesadüfe verilebilir. Bu mesele ile ilgili Risale-i Nur'dan bazı örnekler verelim:

"Eğer senin vücudun, Vâhid-i Ehad olan Kadîr-i Ezelînin kalemiyle mektub olmazsa ve tabiata, esbaba mensup matbû ise, o vakit senin vücudundaki bir hüceyre-i bedenden tut, birbiri içinde daireler misilli, binler mürekkepler adedince tabiat kalıplarının bulunması lâzım gelir. Çünkü, meselâ bu elimizdeki kitap eğer mektub olsa, bir tek kalem, kâtibinin ilmine istinad edip bütün onları yazar. Eğer o mektub olmazsa ve onun kalemine verilmezse, 'Kendi kendine olmuş.' denilse veya tabiata verilse, o vakit matbû kitap gibi her bir harfi için ayrı bir demir kalem lâzımdır ki, tab edilsin."

"Nasıl ki, matbaada hurufat adedince demir harfler bulunur. Sonra o harfler vücut bulur. O vakit birtek kaleme bedel, o hurufat adedince kalemler bulunması lâzım gelir. Belki o hurufat içinde -bazan olduğu gibi- küçük kalemle bir büyük harfte bir sayfa ince hatla yazılmış ise, binler kalem birtek harf için lâzım geliyor. Belki, birbirinin içine girip muntazam bir vaziyetle senin cesedin gibi bir şekil alıyorsa, o vakit herbir dairede, herbir cüz için, o mürekkebat adedince kalıplar lâzım geliyor. Haydi, yüz muhal içinde bulunan bu tarzı mümkün desen dahi, bu muntazam san'atlı demir harfleri ve mükemmel kalıpları ve kalemleri yapmak için, yine bir tek kaleme verilmezse, o kalemler, o kalıplar, o demir harflerin yapılması için, onların adetlerince yine kalemler, kalıplar ve harfler lâzım. Çünkü onlar da yapılmışlar ve onlar da muntazam san'atlıdırlar. Ve hâkezâ, müteselsilen gittikçe gidecek."

"İşte, sen de anla, bu öyle bir fikirdir ki, senin zerrâtın adedince muhâlât ve hurafeler, içinde bulunuyor. Ey muannid muattıl! Sen de utan, bu dalâletten vazgeç."(1)

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...