Block title
Block content

ZİMMÎ

 
Zimmîler hakkında, “Bizim için olan haklar onlara da vardır. Bize düşen vazifeler, onlara da vazifedir” denilmiştir. Bunlardan cizye adı verilen bir tür vergi alınır. Bununla, belli bir muhtariyete ve özel bir statüye sahip olurlar, korunurlar.

Şu bir tarihi realitedir ki, “zimmînin istifadesi, ödediğinden fazladır.” Zimmî, cihadla mükellef değildir. Askerlik görevinden muaftır. Zekâtla da mükellef değildir.

Ehl-i kitap azınlık, inançta, ibadette, kendi şeairlerini ikamede hürdürler. Mabedlerini tamir edebilirler, yenisini yapabilirler.

Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurur:
“Kim bir zimmiye zulmetse veya gücünün üstünde bir mükellefiyet yüklese, ben onun hasmıyım.” (Ebu Yusuf, s.,135)

Hz. Ömer, yaşlı-âmâ bir dilenci görür. Onun ehl-i kitap bir Yahudi olduğunu; cizyeden, ihtiyaçtan ve ihtiyarlıktan dolayı dilendiğini anlayınca, elinden tutar, evine götürür. Ona bir şeyler verir. Sonra onu beytü’l-mal’e (hazineye) gönderir. Oradaki görevliye, “Bu ve emsallerine yardımcı ol. Gençliklerinde onlardan yararlanıp, ihtiyarlıkta yüzüstü bırakırsak, insafsızlık etmiş oluruz” der. (Ebu Yusuf, s.,136)

Hımıs Hıristiyanlarından vergi alınmaktadır. Halid b. Velid, Rumların hücumunu önleyemeyeceklerini anlayınca, “Sizi koruma karşılığı olarak sizden cizye almıştık. Bugün sizi koruyamayacak durumdayız.” der ve cizyelerini iade eder.

Selahaddin Eyyubî de, Şam’dan çekilmeye mecbur kaldığında, Halid b. Velid’in yaptığını aynen yapar.
(Azzam, s. 154)

Paylaş
Yükleniyor...